Enflasyon, parite, faiz…

04:0029/01/2026, Perşembe
G: 29/01/2026, Perşembe
Levent Yılmaz

Malumunuz olduğu üzere uzun süredir en önemli gündem maddelerimiz enflasyon ve faiz. Özellikle enflasyonla mücadele konusundaki tartışmalar ve buna bağlı olarak faizin seviyesi konusu artık günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Hâl böyle olunca da bu konulara ilişkin her türlü haber akışı ve gelişme önemli hale geliyor. Bu gelişmeler bazen dış kaynaklı haber akışına bağlı olurken bazen de içeride oluşan verilerden oluşuyor. Hatırlayacağınız üzere geçtiğimiz hafta Merkez Bankası Para

Malumunuz olduğu üzere uzun süredir en önemli gündem maddelerimiz enflasyon ve faiz. Özellikle enflasyonla mücadele konusundaki tartışmalar ve buna bağlı olarak faizin seviyesi konusu artık günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Hâl böyle olunca da bu konulara ilişkin her türlü haber akışı ve gelişme önemli hale geliyor. Bu gelişmeler bazen dış kaynaklı haber akışına bağlı olurken bazen de içeride oluşan verilerden oluşuyor.

Hatırlayacağınız üzere geçtiğimiz hafta Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) politika faizini piyasadaki 150 baz puanlık indirim beklentisinin aksine 100 baz puan indirmişti. Ancak ben karar öncesi yayımlanan köşe yazımda faiz indiriminin beklenti altında gelebileceğini ve bu beklentimin nedenlerini ifade etmiştim. Bu nedenlerin başında her yıl yaşadığımız kronik Ocak ayı enflasyonu ve gıda fiyatlarındaki Ramazan ayı ile ay öncesi etkisi geliyordu. Görünen o ki bu ihtiyatlı faiz indiriminde başkaca bir neden daha varmış. Pazartesi günü açıklanan Sektörel Enflasyon Beklentileri verilerine göre; hanehalkının (vatandaşların) 12 ay sonrası enflasyon beklentisi 1,18 puan artarak %52,08’e yükselmiş durumda.

Bu noktada hemen belirtmeliyim ki benim bakış açıma göre; beklenen enflasyon bazlı reel faiz getirisi daha cesur faiz indirimleri için alan açıyor. Ancak ben tahminlerimi kendi bakış açıma göre değil Merkez Bankası’nın yazılı ve sözlü yönlendirmelerine göre yaptığım için 100 baz puanlık indirimi telaffuz etmiştim.

Merkez Bankası’nın para politikasının en önemli sac ayaklarından bir tanesi de TL’nin reel olarak değerli kalması. Buradaki işleyiş kabaca Dolar/TL kurundaki aylık artış oranının aylık enflasyonun altında kalması üzerine kurulu. Yani yıl boyunca Dolar/TL artışı enflasyonun altında tutulmaya çalışılıyor. Bunun ana nedeni ise kur geçişkenliği. Bir diğer ifade ile kurdaki artışın enflasyona etkisi. Bu oranın oldukça yüksek olduğunu bildiğimiz için Merkez Bankası’nın bu konuda oldukça hassas olduğunu biliyoruz.

Ancak önümüzdeki dönemde bu konuda bir bakış açısı değişikliğine ihtiyaç olabilir. Zira şu anda 1,19 seviyesinin üstüne çıkan Euro/Dolar paritesinin daha da yükselmesine yönelik beklentiler yoğunlaşıyor. Bu durumun dezenflasyona zarar verme ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor. Çünkü Türkiye’nin ithal tüketim malı maliyetlerinin yadsınamayacak kadar önemli bir kısmı Euro ile fiyatlanıyor. Yani parite artışı bizim enflasyon hesaplarını şaşırtıyor olabilir.

Gelelim politika faizi meselesine. Bu yıl kalan 7 toplantının hepsinde faiz indirimi yapılabilir. Elbette ekonomiye etki eden ekonomi dışı bir faktör olmazsa. Ancak bu faiz indirimlerinin oranları konusunda aylık enflasyon gelişmelerini izlemek gerekecek. Elbette bu tahminlerimi yine Merkez Bankası’nın bugüne kadarki yazılı ve sözlü yönlendirmelerine bakarak yapıyorum. Diğer yandan bana göre politika faizinin şu anki seviyesi ve uygulamada olan bazı makroihtiyati tedbirlerinin etkisi ile oluşan kredi faizleri bir süreden bu yana maliyet kanalından enflasyonist etkiler oluşturuyor. Yani daha güçlü faiz indirimlerini değerlendirmek için bu konuyu da göz önüne almakta fayda var.

#ekonomi
#enflasyon
#faiz
#Levent Yılmaz