
IMF’nin blog sayfasında “Enerji ve gıda fiyat şoklarına yanıt: Politika detaylarını doğru belirlemek” başlıklı bir çalışma yayımlandı. Çalışmadaki analizlere göre İran savaşının etkileri ülkeden ülkeye farklılık göstermekle birlikte tüm ülkelere bir şekilde zarar verdiği ifade ediliyor. Diğer yandan temel sorun olarak hükümetlerin ikilemde kaldığı bu ikilemin de ya fiyatların yükselmesine izin verip sosyal baskıya maruz kalmak ya da bütçeyi zorlayarak insanları korumaya çalışmak olduğu belirtiliyor.
Çalışmada şokun kalıcılığı da sorgulanıyor. Şokun boyutunun tarihsel sınırlar içinde kalması ya da büyük ama geçici olması durumunda farklı senaryolar uygulanması gerektiği vurgulanıyor. Blog yazarları her iki durumda da maliyet kanalından gelen fiyat artışlarının yansıtılmasını ancak yoksul ailelere nakit transferleri desteği verilmesi gerektiğinin altının çiziyor.
Çalışmada işletmeler ile ilgili de öneriler var. Yazarlar, şoktan olumsuz etkilense de hayatta kalabilecek firmaların gereksiz yer iflas etmesinin önüne geçilmesi gerektiğini belirtiliyor. Ancak doğrudan hibe ve sermaye enjeksiyonları yerine öncelikle devlet garantili krediler ve vergi/SGK ertelemesi gibi araçların kullanılması tavsiye ediliyor.
Çalışmanın yazarları şokun etkilerinin enflasyona yayılması ve enflasyon beklentilerinin kontrolden çıkmasını en büyük risk olarak görüyor. Açıkçası savaşın ilk başladığı günden bu yana hemen hemen herkesi en büyük korkusu da buydu. Ancak savaş uzadıkça ortaya çıkan arz sorunları işleri daha da karmaşık hale getirebilir. Yani bazı ürün ve türevlerine ulaşma sorunu fiyat sorunun önüne geçebilir. Bu risk en çok gübre ve jet yakıtı tarafında karşımıza çıkıyor. Jet yakıtı kısıtı nedeni ile Avrupa’da pek çok uçuşun iptal edildiğini biliyoruz. Öte yandan gübre fiyatlarındaki artışın gıda fiyatları üzerindeki etkisi ve gübresiz yapılacak tarımdaki rekolte sorunu nedeni ile yaşanacak tarım ürünü arz kısıtları gıda fiyatlarının uzun vadede yüksek kalacağı anlamında geliyor.
Gelelim konunun Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere etkisine. Yazarlar gelişmekte olan ekonomilerin daha kırılgan olduğunu vurguluyor. Çünkü gelişmekte olan ekonomilerin pek çoğunda sosyal güvenlik ağları zayıf, toplam harcamalar içerisinde gıda ve enerji harcamalarının payı yüksek. Ayrıca enflasyon beklentileri de genellikle kırılgan.
Bu bakımdan IMF’deki blogun yazarları “müdahale edilmeli mi?” sorusunun değil, “nasıl müdahale edilmeli?” sorusunun doğru soru olduğunu savunuyor. Hedefli, zamanında ve kademeli bir yaklaşım ile hem sosyal korumayı hem fiyat istikrarını hem de mali sürdürülebilirliği bir arada sağlamanın mümkün olduğunu ifade ediyorlar.
Bu yazından yola çıkarak şokun etkilerini hafifletmek için uygulanacak en akıllı politikanın cömert politikalar yerine isabetli politikalar olduğunu ifade etmek yanlış olmaz. Doğru kişiye, doğru zamanda, doğru araçlarla ulaşmak milyarlarca dolara mal olan genel sübvansiyonlardan çok daha güçlü bir koruma kalkanı oluşturabilir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.