
Savaş başladıktan sonra artan enflasyon beklentilerinin ardından yapılan ilk Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizi %37’de sabit bırakıldı. Kurul’un pas kararı verdiği toplantı metnin özeti kısaca şu şekilde;
* Mart ayında enflasyon ana eğilimi gerilese de Nisan ayında bir miktar yükselmesi bekleniyor.
* Enerji fiyatları maliyet kanalından enflasyonu etkiliyor.
* İktisadi faaliyet yavaşlamaya devam ediyor ancak savaşın enflasyon görünümü üzerindeki ikinci etkileri önemli hale geldi.
* Yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı bir duruş var ancak enflasyon görünümü belirgin ve kalıcı bir şekilde bozulursa faiz artışı yapılacak.
Elbette Merkez Bankası’nın temel amacı fiyat istikrarı olduğu için enflasyon konusundaki hassasiyeti ve enflasyon beklentilerindeki bozulmalara para politikası ile cevap vermesi son derece doğal. Ancak öte yandan makroihtiyati tedbir adı altında uyguladığı kredi kısıtları reel sektör için işleri her geçen gün daha zor hale getiriyor.
Bugün Türkiye’nin en büyük holdingleri de dahil olmak üzere tüm reel sektörde nakit akışı sorunu artık günlük hayatın bir parçası haline gelmiş durumda. Ekonomi geçtiğimiz yılın en çok konuşulan konularından birisi olan konkordato ve iflasların bu yıl da oldukça fazla olmasını bekliyoruz. Hatta bu yıl savaşın da etkisi ile büyüme hızının azalmasının istihdam tarafındaki sorunları daha da artıracağı kesin.
Şirketlerin davranış kalıplarının nedenlerini incelemeden sadece sonuçlar üzerinden üretilen “Aldıkları kredilerle dolar ve gayrimenkul alıyorlar” yaklaşımı ile oluşturulan politika setinin reel kesim üzerinde kalıcı hasar oluşturması ihtimali çok güçlü.
Bu bakımdan daha önce defalarca dile getirdiğim üzere savaşın uzun vadeli etkilerini de göz önünde bulundurarak mutlaka yeni bir kredi düzenlemesine ihtiyaç var. Bu önerimde hesapsız bir kredi büyümesi değil, mevcut yüksek faizli kredilerin uygun finansman maliyeti ile uzun vadeye yayılmasını kastediyorum. Bu bir yeni kredi tahsisi olmadığı için oldukça sınırlı bir kredi genişlemesi sonucu doğuracaktır. Bu durum ise zaten maliyet kanalından artan enflasyon beklentileri tablosunda çok küçük bir etkiye neden olur.
Savaş nedeni ile son dönemde en çok ihracat yaptığımız ülkelerin talebindeki azalmanın ve turizm tarafında iptal olan rezervasyonların işletmeleri daha fazla zorlayacağını öngörmek mümkün. Böylesi bir ortam da döviz geliri olduğu için bir şekilde bugüne kadar ayakta kalmış şirketlerin dayanma kapasitelerinin azaldığı anlamına geliyor. Bu hal ile yakın zamanda çok büyük şirketler ve büyük holdinglerin iştirakleriyle ilgili kötü haberler duyma ihtimalimiz gün geçtikçe artıyor.
Elbette enflasyonla mücadeleden vazgeçilsin demiyorum. Ancak mücadele yönteminde, yapılması gereken revizyonlar olduğu aşikâr. Konuya salt talep yönlü bakmanın reel sektör üzerinde kalıcı hasar oluşturması ve işlerin geri dönülemez bir noktaya gitme ihtimali nedeni ile mevcut ekonomi programının bir an önce revize edilmesi şart!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.