
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan’ın son iki gün içinde yaptığı konuşmalar, para politikasının genel yönünden ziyade, mevcut sıkılığın nasıl yönetileceğine dair daha ince sinyaller içeriyor.
Karahan, sıkı para politikasının sürdürüleceğini vurgulamakla birlikte; enflasyon beklentilerindeki düşüşün hızlanması, kira ve bazı hizmet kalemlerinde fiyat artışlarının belirgin biçimde yavaşlaması, Kur Korumalı Mevduat’ın neredeyse tamamen tasfiye edilmesi ve rezerv birikiminin güçlenmesi gibi başlıklarda kaydedilen ilerlemeyi özellikle öne çıkarıyor.
Bu çerçeve içinde TCMB’nin temel önceliği değişmiş değil: fiyat istikrarı.
Ancak son konuşmalar, Banka’nın dezenflasyon sürecini değerlendirirken daha fazla nicel göstergeye ve aktarım mekanizmasına odaklandığını ortaya koyuyor.
Enflasyon beklentilerinin hem hanehalkı hem de reel sektör tarafında aşağı yönlü bir eğilime girmesi, sıkı para politikasının gecikmeli etkilerinin daha görünür hâle geldiğine işaret ediyor.
Para politikası tarafında duruş net: sıkılık korunuyor.
Reel sektörle iletişim ve dış dengeye ilişkin değerlendirmelerde ise ihracatın yalnızca kur seviyesine değil, küresel talep koşullarına da bağlı olduğu vurgulanıyor. Bu yaklaşım, para politikasının kısa vadeli kur hedeflerinden ziyade, daha sürdürülebilir bir makroekonomik dengeyi gözettiğine işaret ediyor.
Bugün uygulanan para politikasında temel gerçek şudur: politika faizi, mevcut yıllık enflasyon oranının yaklaşık %23 üzerinde belirlenmiştir.
Başka bir ifadeyle TCMB, enflasyon hangi seviyedeyse, bunun üzerine yaklaşık beşte birlik (%23) bir ilave sıkılık koyarak politika faizini konumlandırmıştır. Bu durum, tarihsel olarak yüksek bir reel faiz makasına işaret etmektedir.
Zira enflasyon beklentilerinde belirgin bir düşüş gözlenirken, kamusal kaynaklı enflasyon baskılarında da (idari fiyatlar, vergi ayarlamaları, KKM etkisi) anlamlı bir azalma söz konusudur.
Bu koşullar altında politika faizinin enflasyonun yaklaşık %23 üzerinde tutulmaya devam edilmesi, bir noktadan sonra dezenflasyon sürecini desteklemekten ziyade, faiz gelirleri kanalıyla talep ve fiyatlama davranışlarında bir yapışkanlık riski yaratabilir.
Bu nedenle, para politikasında bir gevşeme anlamına gelmemek kaydıyla, aşırı sıkılaşmış reel faiz makasının kontrollü biçimde ayarlanması gerektiği kanaatindeyim. Bu çerçevede, sıkı duruşu tamamen terk etmeden, en az 200 baz puanlık faiz indiriminin kapısının açık olması gerektiğini düşünüyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.