Yapay zekâ ile vergi denetimi yetmez: Asıl sorun vergi sisteminin kendisi

04:0030/01/2026, пятница
G: 30/01/2026, пятница
Mehmet Akif Soysal

Hazine ve Maliye Bakanlığı son dönemde vergi denetimlerini artırdığını, bu süreçte yapay zekâ destekli analizlerin devreye alındığını sıkça vurguluyor. Amaç açık: kayıt dışılığı azaltmak ve vergi kaybını önlemek. Ancak burada gözden kaçan temel bir sorun var: Vergi sisteminin kendisi kayıt içinde kalmayı neredeyse imkânsız hâle getiriyor. Vergi denetimini ne kadar sıkılaştırırsanız sıkılaştırın, eğer sistem sürdürülemez derecede ağır ve çarpıksa, kayıt dışılık ortadan kalkmaz; zorunlu bir davranışa

Hazine ve Maliye Bakanlığı son dönemde vergi denetimlerini artırdığını, bu süreçte yapay zekâ destekli analizlerin devreye alındığını sıkça vurguluyor. Amaç açık: kayıt dışılığı azaltmak ve vergi kaybını önlemek.

Ancak burada gözden kaçan temel bir sorun var: Vergi sisteminin kendisi kayıt içinde kalmayı neredeyse imkânsız hâle getiriyor.

Vergi denetimini ne kadar sıkılaştırırsanız sıkılaştırın, eğer sistem sürdürülemez derecede ağır ve çarpıksa, kayıt dışılık ortadan kalkmaz; zorunlu bir davranışa dönüşür. Bugün Türkiye’de yaşanan tam olarak budur.

Bu tespiti soyut bir tartışma üzerinden değil, somut bir karşılaştırma ile ele aldık. Türkiye, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde aynı reel şirket kârı üzerinden, tamamen kayıt içinde çalışan bir firmanın ve sahibinin karşılaştığı tabloyu inceledik.

Tablo Ne Anlatıyor?

Yukarıdaki tabloda, üç ülkede de 10 milyon TL karşılığı şirket kârı ile başlayan süreç altı aşamada ele alınıyor: şirket kârı → şirket vergileri → şahsa aktarım → toplam doğrudan vergi yükü → bir SUV araç üzerindeki dolaylı vergiler → araç alındıktan sonra elde kalan net varlık.

Tablo Satır Satır Ne Söylüyor?

Şimdi gelin beraber dünya örneklerine bakalım. Aşağıdaki tabloda açıkça görüldüğü üzere üç örnek ülkeyi ele alıyoruz: Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya. İlk satırda her üç ülkede de aynı reel büyüklükte, yani 10 milyon TL karşılığı şirket kârı ile yola çıkıldığını görüyoruz. İkinci satır, bu kârın şirket bünyesinde ne kadarının vergiye gittiğini ortaya koyuyor; Türkiye’de bu oran %25 iken, Almanya’da ticaret vergisiyle birlikte yaklaşık %30’a, ABD’de ise %21’e denk geliyor.

Dördüncü satır, şirket ve şahıs aşamalarının birlikte ele alındığı toplam doğrudan vergi yükünü gösteriyor. Asıl kırılma ise beşinci satırda ortaya çıkıyor: Türkiye’de bir SUV araç üzerindeki ÖTV ve KDV yükü, ABD ve Almanya’daki sınırlı dolaylı vergilerle kıyaslanamayacak düzeyde yüksek. Son satır ise tüm bu sürecin nihai sonucunu özetliyor.

Türkiye’de sorun yalnızca kurumlar veya gelir vergisi değildir. Asıl yıkıcı olan, doğrudan vergilerin üzerine binen aşırı dolaylı vergilerdir. Aynı para önce kazanılırken, sonra şahsa aktarılırken, en sonunda harcanırken iki, hatta üç kez vergilenmektedir.

ABD ve Almanya örneklerinde ise devlet tercihini net biçimde yapmıştır. ABD’de doğrudan vergiler makul, dolaylı vergiler düşüktür; tüketim cezalandırılmaz. Almanya’da doğrudan vergiler yüksek olsa bile, araç gibi temel harcamalar Türkiye’deki gibi bir vergi yüküyle boğulmaz.

Asıl Kritik Soru

Türkiye artık bir tercih yapmak zorundadır: Ya tam vergi sistemine geçilecek, dolaylı vergiler azaltılacak ve kayıt içinde kalmak ödüllendirilecektir; ya da dolaylı vergilerle yol alınacak, bu durumda da kayıt dışılığın fiilen varlığı kabul edilecektir.

Bu karar verilmeden denetimleri artırmak, yapay zekâyı ön plana çıkarmak ve cezaları ağırlaştırmak devlet ile vatandaş arasındaki güveni zedelemekten başka bir sonuç doğurmaz.

Eğer gerçekten tam vergi sistemine geçilmek isteniyorsa, vergi reformu kaçınılmazdır. Vergi reformu olmadan atılacak her adım, özellikle AK Parti hükûmeti açısından faydadan çok zarar getirecektir. Çünkü adalet duygusunu zedeleyen her uygulama, sandıkta mutlaka karşılığını bulur.

#ekonomi
#altın
#Mehmet Akif Soysal