
Her savaş bir gün son bulur.
Hiçbir savaş ilelebet sürmez.
Ya barut biter, yenilgi kaçınılmaz olur.
Ya düşman kalmaz, hedefe ulaşılır.
Ya çıkarlar ve sebepler değişir, anlaşma mecburiyeti doğar.
*
Eleman Hürmüz Boğazını “Tramp Boğazı” diye andı.
İran buna gülüp geçer.
“Madem öyle, biraz daha sıkalım Tramp Boğazını” diye bakarlar. Mayın bile döşerler hiç tereddütsüz.
Nefes almakta zorlanır hâle gelince, Tramp ordusunu çeker. MFÖ’nün dediği gibi, mecburen, mecburiyetten.
Gemilerinde yangın çıkar.
Uçaklarında tuvaletler tıkanır.
Askerlerinde grip, kıl dönmesi, kurdeşen başlar.
Arizonalısı zona olur, İndianalısı anasını özler.
Yüzme bilmedikleri için yürümek zorunda kalana deniz piyadeleri yürüyemez olur.
Bombaların psikolojisi bozulur.
İlla ki geçerli bulunacağını umduğu sebepler uydurarak eve döndürür sahte Ramboları.
Kırşehir’in güllerinden önce Körfez’deki savaş biter.
Beyaz Saray’ın sansürleyerek (buzlu şekilde) yayınladığı Tramp fotoğraf çözümlendiğinde “kırmızı düğmeye basan bir parmak” görülüyor.
Güya, sözüm ona, hesapta, bay başkan nükleer bombanın düğmesine bastı basacak.
Aslında “kırmızı noktalı” demek daha çok yakışır. (Muzır anlamında.)
Madem görüntünün tamamını sansürleyecektiniz, ne diye yayınladınız?
Tetiğine basmayacağın silahı çekmek yanlış.
İleriki sahnelerde patlatılmayacak bir tüfeği duvarda asılı göstermek, bir filmde bile olmayacak iştir.
Tüfek varsa patlar, düğme varsa basılır.
Dünyanın tasdik edeceği derecede ayarsız olsa da bay başkan o derece arızalı değildir herhalde.
İntihara yeltenmeyecek kadar hayatı seviyor görünüşe göre.
*
O düğme belki de nükleer bombaların düğmesi değil. Başka bir şey.
Ne olabilir, ihtimallere bakalım.
- Tv yarışmasında cevap verme butonu
- Resepsiyon görevlisini çağırma düğmesi
- Uşağı çağırmak için kullanılan basalak
- Satranç oynarken yapılan hamleden sonra basılan sıra-süre düğmesi
İsrail Genel Kurmay Başkanı feryat etti: “Ordu çöküyor!”
Haydi inşallah.
Tez zamanda çöksün.
Yorumculardan bazen olmadık sorular çıkıyor.
Misal, “Amerikan kamuoyu bu konuya nasıl yaklaşıyor?”
Amerika’da kamuoyu var mı?
Mikrofon uzatıp soruyorlar, ahalinin savaştan haberi yok. İran’ın yerini bilmiyorlar. Hamaney’in adını duymamışlar. Kişi mi yoksa yer adı mı bilen yok.
Öyle bir kamunun oyu olmaz.
İran daha güçlü. ABD’de İran’ı vuracak füze yok. O yüzden gemiler, uçaklar gönderiyor. Fakat İran bizi füzelerle vuracak diye paniğe kapılıyorlar, tedbir almaya niyetleniyorlar.
Yıllar önce hayat daha basit, dünya daha masumdu. Yahut bize öyle geliyordu.
Bilmeceler bile daha sıradandı.
Mesela: “Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane.”
Şimdi İran yönetimi şöyle sorsa yeridir:
“Bomba attım bir tane, gitti düştü bin tane.”
Cevap: Havada parçalanarak çoklu bombaya dönüşen füze.
İsrail’in demir kubbesi, bir tanesini hedef alıyor, diğerleri aşağı düşüyor.
İsrailliler ülkeyi terk etmekte haklı.
“Kaç Mişon kaç, füze geliyor nar gibi.”
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.