
Özgür Bey ekibi en kısa sürede kurultay yapılmasında ısrarcı.
“Acele edelim, en yakın zamanı tespit edelim, hemen kurultay yapalım” diye baskıya başladılar.
Bu talebin devamını “Yoksa hesap soracağını açıklayan Kemal Bey sözünü tutar” şeklinde getirmiyorlar da partinin seçime girme hakkının kaybolacağını, böyle bir risk bulunduğunu söylüyorlar.
Hâlbuki hukukçulara göre, mutlak butlan kararının Yargıtay’da sonuca bağlanması sürecinde taksimetre durdurulmuş, zaman dondurulmuş durumda.
*
“Nişan, nikâh, düğün hepsini birden çabucak aradan çıkaralım, yoksa bebek gelecek” diyerek telâşa kapılanları hatırlatan bu tablo, bir türküye bağlanacak kıvamda.
“Aman gidelim kalk gidelim
Cigarayı feneri yak gidelim…”
Özel korosu şöyle devam eder:
“Kurultayı geciktirmek olmaz
Haydi gidelim, hemen gidelim…”
Orhan Bey zamanı. Bursa devletin merkezi. Bir çoban, güttüğü hayvanların Uludağ eteklerindeki kestaneliklere dalmasından yıldığı için ah çeker dururmuş. Karşılığında ceza var çünkü.
Çektiği uzun ‘ah’dan sonra “Ben sultan olacaktım ki” dermiş. “Şöyle bir anlık sultan olsam yeter” diye konuşurmuş.
Bursa fatihi Orhan Bey’in kulağına gitmiş bu söz. Çobanla arazide karşılaşmışlar.
Belki de yanına çağırdı, tam bilemeyiz, orada değildik. Kamera kaydı da yok tabii.
Orhan Bey, çobanın elindeki değneği istemiş. “Bu değneği havaya atacağım, yere düşene kadar sultan sen olacaksın. Dediğin dedik olacak.”
Çoban o kısacık ânı değerlendirmiş.
Değnek havadayken “Kestanelikler vakıf” diye ferman eylemiş. Böylece kestaneliklere giren hayvanların peşinden koşmaktan kurtulmuş.
*
Beğense de beğenmese de Özgür Bey, o çobandan daha fazla süre partinin sultanı oldu. Kendi ölçeğinde bir saltanat sürdü.
Bugün gelinen noktada hak edilen birkaç teselli cümlesi gönderelim.
Üç günlük dünya işte.
Bugün varsın, yarından sonra yoksun.
Bir gün koltuktasın, başka bir gün bakarsın ki koltuk altından kaymış gitmiş.
Kurtarılan kestaneliklerle iktifa etmekten başka seçenek yok.
Özgür Özel’in el çırpmasını çok itici bulduğumuzu söylesek ayıp olur mu? Destekçileri hayranlıkla karşılayabilir ama bize hiç hoş görünmüyor.
Anıtkabir eyleminde gördük alkış tutuşunu, iki eli helikopter pervanesi gibi süratliydi.
O yüzden birbirine çarpan iki eli, altı el gibi görünüyordu.
*
Bir yanda Özgür Bey, bir yanda Mansur Bey, yavaş yavaş yürüdüler ve yürüyüş boyunca kırmızı beyaz bir çelenk taşıdılar aralarında.
Çelenk üzerinde “Özgür Özel CHP Genel Başkanı” yazılı korsan pankart vardı.
Mozolede o yazıya izin verilmediği için çıkarıldı. Çelenk yerine konulduktan sonra korsanlığın zirvesine ulaşıldı.
Özgür Bey silah çeken kovboy gibi cebinden çıkardı. Katlanmış yazıyı düzleyip çelenk üzerine yerleştirdi. Kenarlarından tıkıştırdı. Geri çekilip iki nefeslik saygı duruşu yapıldı.
O kısa sürenin sonrasında görevli subay yazıyı çekip aldı. Zira o subay epeyce zor durumda bırakılmıştı. Ancak Özgür Bey onun elinden hışımla çekti ve telaşla katlayıp yanındakilerden birine verdi. Korumasıymış. Biz tekrar cebine koyacak sanmıştık.
Özgür Bey’in yanındakilerden biri görevli subaya el kol hareketi yapmaya çalışırken, subayın o eli ittiğini gördük.
Kim olduğunu bilmediğimiz o kişi subayla tokalaşmak mı istemişti, sivil giyindiğiniz için subay olduğunuzu bilemedik demeye mi çalışmıştı, anlayamadık.
Anıtkabir böyle bir ziyaret görmedi. Bundan sonra da görmez.
Kramer Kramer’e karşıydı bir vakitler. Şimdiyse CHP’liler CHP’lilere karşı.
İki başlı kartal figürü, Selçukluların sembolüdür.
CHP, köklere dönme çabasında mı yoksa?
Özgür Özel “Şimdi gelmiş o iğrenç bıyıklı” diyerek Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez’e çattı.
Çatmak ne, düpedüz hakaret.
Muhatabı “Şimdi gelmiş o iğrenç bıyıksız” diye cevap verse, ödeşmiş olurlar mı?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.