
Bir şair/yazar ölünce, geriye yazdıkları kalır. Malı mülkü varsa, varisleri paylaşır. Yazdıklarının asıl varisi çoluk çocuğundan öte, okurlarıdır. Fakat merak ederim hep, hayalleri kime kalır?
Coşkun bir nehir gibi yaşayan aziz kardeşim Bülent Akyürek de dünyaya veda etti. Geride bıraktığı vasiyetini el yazısıyla yazmıştı.
*
“Ölürsem vasiyetimdir;
Dünyanın bütün ormanlarını ve kirletilmemiş tüm sularını, balıklara
O balıkları, sabah vakti enginlere açılan güzel balıkçılara
Güvercinleri, mavi göklere
Güzel yavruları, tatlı annelere
Anneleri, anlayışlı erkeklere
Yeşillikleri, koyunlara
Kuytuları, böceklere
En güzel ilhamları, ilham beklemeyen sanatçılara
Dürüst sanatçıları, dürüst okuyuculara
Yıldızlı geceleri, âşıklara
Gücü, ezmeyenlere
Şöhreti, taşıyabilenlere
Borçlarımı, ödeyebilecek birilerine bırakıyorum.”
Deprem bölgesinde 455 bin konut yapıldı, hak sahiplerine teslim edildi. İlk hamlede verilenler, 45 günde bitirilmişti.
Depremle sarsılan 11 ilde kurulan binlerce şantiyede 200 bin kişi çalıştı.
Mimar, mühendis, işçi, usta, kalfa…
Duvarcı, sıvacı, betoncu, dozerci, kamyoncu, fayansçı, marangoz…
İki yüz bin kişi.
*
Mukaye-se etmek ve iyi anlamak için tarih sayfalarına bir bakalım.
Sultan Alpaslan’ın Malazgirt’teki ordusu 54 bin kişiydi.
Kosova savaşında Sultan 1. Murad’ın ordusu 30 bin kişiydi.
Çaldıran’da Sultan 1. Selim’in ordusu 40 bin ile 100 bin kişi arasında.
*
Yine de yapılanları eleştirenler var.
Cenabı Allah onların eksikliğini hiçbir zaman göstermesin. Hep var olsunlar.
Bu hizmetin dünyada başka örneği yok. Yangında, selde veya depremde yok olan evler için ne yaptıklarını gördük. Fakir ülkeler neyse de dünyanın en güçlüsü olduğunu iddia edenler bile öyle bir para verdiler ki o parayla evin ancak kapısı yenilenebilir.
Eleştirenlere karşı Bakan Murat Kurum’un söylediği söz çok çarpıcı. “455 bin konuta hayalleri yetmez. Maketini bile yapamazlar.”
*
Şimdi onlar alınabilir. Bu sözden sonra o taraftan “Yaparız” diye bir nida yükselebilir ve derhal harekete geçebilirler. 455 tane konut maketi yapıp “İşte bunun gibi bin tane daha düşünün” diyerek işin içinden çıkabilirler.
Sıcak savaşın eşiğine gelinmişken, ABD ile İran heyetleri yüz yüze görüşmedi. İran İstanbul’da buluşmaktan yan çizdi, Umman’ı tercih ettiler.
Ummanlı aracılar iki heyetle ayrı ayrı görüşüp tarafların taleplerini, niyetlerini diğerine aktardı.
“Yüzüne bakacak yüzüm yok” der gibi.
Veya “Şeytan görsün yüzünü” der gibi.
Masada konuşup anlaşamayanlar, bombalar devreye girdiğinde ne yapacak?
*
Hiçbir savaş ilelebet sürmez. Yüz yıl savaşları bile günün birinde biter. Bu savaş başlarsa, ne zaman son bulur bilemeyiz ama bitirmek için tarafların masaya oturmaları gerekebilir.
O zaman yaşanan kayıpları izah etmek de zordur, kabullenmek de.
Bitirileceği gün de yüz yüze bakmayacaklar mı?
Yine aracı mı kullanacaklar?
Hangi tarafın şartları kabul görecek?
Bugün kuyruğu dik tutanlar, enseyi karartmayanlar, aynı tavrı sürdürecekler mi yoksa nadasa mı bırakacaklar?
*
Her ne olursa olsun, iki taraf da savaşmak yerine anlaşmayı tercih ettiğini gösterdi.
Gerisi masada konuşulacak sözlere, kâğıtlara yazılacak yazılara bağlı.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.