
Bu yıl Antalya Diplomasi Forumu, ABD-İsrail/İran arasında süregelen, iki ay gibi kısa bir sürede küresel fay hatlarında jeopolitik kelebek etkisi yaratan savaşın gölgesinde gerçekleşti. Forum bölgesel bir savaşın dünyanın birbirinden binlerce kilometre uzaktaki ülkeleri de içine alan geniş bir alanda etkileyerek kolektif güvenlik zafiyetlerine ve ekonomik kayıplara neden olabildiğine, günün koşullarında artık bölgesel-küresel kriz ayrımının olmadığına dikkat çekmesi bakımından da son derece anlamlı ve zamanlıydı. Öte yandan uluslararası hukuk ve diplomasinin yine bizatihi onu kuranlar tarafından lağvedildiği; yerine ekonomik baskı, şantaj, tehdit vasıtalarının üstünlük kurmak için kullanıldığı bir uçurum siyaseti ile her gün daha da gerilen bir dünya karşısında can çekişen diplomasinin yaşaması için bir umut ışığı oldu.
Forumun, Batı dışı dünya ve bilhassa küresel güneyin de kendisini ifade edebildiği bir diplomatik mecra olarak yıllar içerisinde markalaştığını söylemek gerekiyor. Bir diğer özelliği de gündemin sıcak başlıklarını ve aktörlerini uluslararası mecraya taşıyor olması. Bu yıl da forumdan beklentiler açıkçası yine bu yöndeydi. Forum marjında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın konuk liderler ve muhatapları ile gerçekleştirdikleri görüşmelerin ana gündem maddesi de kuşkusuz yanı başımızda devam eden savaş oldu. Son gelişmeler ABD-İran arasında İslamabad’da ikinci tur görüşmeleri için umut vadediyor muydu? Bu yüzden gözler müzakerelerde arabulucu ülke olan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in konuşacağı liderler panelindeydi. Son dakikada Şerif’in panele katılımı iptal olurken, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Said Hatibzade’nin ilk tur görüşmelerin ardından İslamabad’da yeniden yapılacağı konuşulmaya başlayan müzakerelere gitmeye henüz karar vermediklerini, henüz bir çerçeve üzerinde kendi içinde anlaşmadığını ilk kez Antalya’da söylemesi ile tüm dünyanın gözü Washington’a çevrildi.
Öte yandan temmuz ayında Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’ne olan ilginin daha aylar öncesinden Antalya’da hissedildiğini söylemek gerekiyor. Zira özellikle Avrupa ülkelerinden gelen katılımcıların ittifakın geleceğine ilişkin ciddi endişeler duyduğu, ABD ile müttefikliğin Trump’ın bu döneminde büyük bir güven bunalımı yaşadığını dillendirenler azımsanamayacak ölçüde fazlaydı. Yine İsrail’in bir NATO üyesi olarak Türkiye’ye dönük mütecaviz açıklamaları; Gazze, Batı Şeria, Lübnan’daki soykırımcı, işgalci, yayılmacı politikalarının özellikle Avrupa ve ABD’de kamuoyları nezdinde yarattığı rahatsızlık ve İsrail karşıtı görüşlerde yaşanan dramatik artış, uyanış, forumda yankı bulan diğer başlıklardı. Bu açıdan Fidan’ın, “İsrail yayılmacılığı sadece bölgenin değil, dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir” mesajının çok geniş bir alanda kabul gördüğünü söylemeliyiz. Son olarak İspanya, İrlanda ve Slovenya’nın AB-İsrail Ortaklık Anlaşmasının gözden geçirilmesi ve aksıya alınmasını talep eden çağrıları bunun bir örneği olarak görülebilir. Forumun bir diğer önemli mesajı da küresel çatışmalarda bölgesel iş birlikleri ve ittifakların devreye girmesinin gerekliliği oldu. İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzenin ana omurgasını oluşturan BM ve NATO’nun kendi içinde tarihinin en derin yapısal sorunlar ve güven bunalımı ile karşı karşıya olduğu hesaba katıldığında bölgesel iş birliklerinin ne denli önemli hale geldiği bir kez daha anlaşıldı.
Antalya’dan “Kimse savaşın tekrar başlamasını istemiyor” cümlesi ile tüm dünyaya ve taraflara güçlü bir mesaj verilmiş olsa da yanı başımızdaki savaşta kontrollü bir gerilimin devam edeceği görülüyor. Savaşın maliyeti her gün katlanırken müzakere masasının devrilmesinden memnun olacak tek ülkenin İsrail olması ise bir tesadüf değil. Ancak İsrail’in Trump ile yaşadığı bahar havası, önümüzdeki dönemde ciddi kırılmalara gebe olabilir. Trump’ın önceki gün “Teklif gelene kadar duracağım. Ateşkesi süresiz uzattım” açıklaması ise bunun ilk emaresi olarak görülebilir. Hem ABD hem de İsrail’de ekim ve kasım aylarında seçimler yapılacak. Soykırımcı Netanyahu seçimleri kazansa bile Trump sonrasında ABD’den aradığı desteği bir daha bulamayacak. ABD’li Demokratlar şimdiden İsrail Lobisinden gelecek finansal desteğe kapılarını kapatmış durumda; siyonist İsrail lobisi kuruluşu AIPAC yerine liberal-sol Yahudi gruplarla çalışıyor. Trump’ı destekleyen Cumhuriyetçiler içindeki MAGA grubunun rahatsızlığının da zirveye ulaşması ile Trump İsrail yüzünden daha fazla maliyet ödemeyeceğinin sinyallerini İran’la müzakere masasına oturmadan önce vermeye başlamıştı. Ateşkesin uzatılması kararı ile Trump, İran ile koşullu bir anlaşmaya razı görünürken, İsrail’in olası bir uzlaşıyı sabote etmek için her yolu deneyeceği hesaba katılmalı. Bu noktada İran’ın uzlaşı zeminini koşulsuz terk eden, askeri seçeneği tercih eden bir taraf görüntüsü vermesi ise olası kazanımlarını da kaybetmesine yol açacaktır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.