Trump’ın İsrail çıkmazında İbrahim Anlaşmaları, Gazze Vakfesi ve vicdanlı dünyanın kıyamı…

04:0028/05/2026, Perşembe
G: 28/05/2026, Perşembe
Nur Özkan Erbay

Kim bir kitle imha silahı ile anlaşma yapmak ister? Bu sorunun cevabı elbette “hiç kimse” olacaktır. ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in Arap ve Müslüman dünyası ile diplomatik ilişkilerini normalleştirme çabası olarak ilan ettiği İbrahim Anlaşmaları, başkanlığının birinci döneminin sonlarına doğru imzalanmış, Trump anlaşmadan iki ay sonra kasım ayındaki seçimleri kaybetmişti. Orta Doğu’da barışı sağlayacağı iddia olunan anlaşmaya ilk olarak Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn imza atmış, bunları

Kim bir kitle imha silahı ile anlaşma yapmak ister? Bu sorunun cevabı elbette “hiç kimse” olacaktır. ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in Arap ve Müslüman dünyası ile diplomatik ilişkilerini normalleştirme çabası olarak ilan ettiği İbrahim Anlaşmaları, başkanlığının birinci döneminin sonlarına doğru imzalanmış, Trump anlaşmadan iki ay sonra kasım ayındaki seçimleri kaybetmişti. Orta Doğu’da barışı sağlayacağı iddia olunan anlaşmaya ilk olarak Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn imza atmış, bunları Fas, Sudan, Kazakistan izlemişti. Süreç içerisinde soykırımcı İsrail’in Filistin’e-Gazze’ye yönelik müteaddit saldırıları imzacı ülkeler nezdinde anlaşmadan duyulan rahatsızlıklara ve diplomatik gerginliklere yol açmıştı.

Trump şimdilerde kâğıt üzerinde de, siyaseten de kadük olan anlaşmanın güncel ve genişletilmiş bir versiyonunu bölge ülkelerine ve olabildiğince fazla sayıda ülkeye imzalattırma çabaları içerisinde. Bunu da “İran ile anlaşma yapacaksak, İsrail ile de anlaşacaksınız” kabilinden bir dayatma ile özellikle de Müslüman dünyasının en etkili ve güçlü ülkelerini sürece dahil ederek yapmaya çalışıyor.


TRUMP’IN İRAN SAVAŞINDAN ÇIKIŞI VE İSRAİL’İN GÜVENLİĞİ PAZARLIĞI

Lakin bu kez jeopolitik iklim ve şartlar her zamankinden farklı. Saflar çok daha net ve güçlü. İran ile savaşın kaybedilmesi sonrasında ABD’nin buradan ehvenişer bir başarı anlatısı ile çıkabilmesi hesapları Washington’da haftalardır yapılıyor. Böyle bir çıkışa Trump zaten çoktan razı durumda. Ancak İsrail’e en azından göstermelik de olsa bir güvenlik teminatı sunmadan bölgeyi tahliye etmesi siyaseten mümkün değil. Soykırımcı Netanyahu ile yaptığı son görüşmelerde de bu pazarlığın yapıldığı aşikâr. İsrail bölgesinde kendisine en büyük varoluşsal tehdit olarak gördüğü İran’ı yok etme konusunda hedefe ilk kez bu kadar yakınlaştığını düşünmüştü. İran gündemi ile de Gazze soykırımını örtbas edebileceğini hesaplamıştı ama hesaplar tutmadı.


KİM BİR KİTLE İMHA SİLAHI İLE ANLAŞMA YAPMAK İSTER?

Bugün tüm dünya apaçık bir biçimde İsrail’in uluslararası hukuku, insanlığı ve onun yaşam hakkını ne denli hiçe sayabileceğini ve nasıl bir kitle imha silahına dönüşebileceğini görüyor. Hangi semavi dine mensup olursa olsun vicdanlı ve hakikati savunan tüm dünya kamuoyu bugün çok net ve güçlü bir biçimde bu patolojik ve yok edici siyasetin ve mimarlarının yargılanmasını ve cezasız kalmamasını talep ediyor.


İSRAİL TÜM DÜNYADAN İZOLE EDİLİYOR

Müzakere masasında görüşmeler sürerken ABD’yi savaşa ikna etmek için her yolu deneyen İsrail, ABD’nin de savaşa girme gerekçelerinin meşruiyet zemini, itibarı ve güvenilirliği bakımından içte ve dışta çok şiddetli bir biçimde yıpranmasına neden oldu. Trump yönetimi sadece Orta Doğu ve Körfez ülkelerinde değil, ABD’nin geleneksel müttefikliklerinin tümünde güven bunalımları yaşıyor. İsrail’in tarafı olduğu herhangi bir anlaşmanın ABD garantörlüğüne rağmen kabul görmesi artık eskisinden çok daha güç, hatta imkânsız. Bugün Avrupa ülkelerinin bile askeri ve güvenlik anlaşmalarını askıya aldığı, uluslararası sistemden her geçen gün izole edilen, meşruiyetini yitirmiş bir İsrail ile neden, kim hangi saiklerle ve hangi meşru zeminde anlaşma yapacak? Üstüne üstlük Trump’ın İbrahim Anlaşmaları için çağrıda bulunduğu ülkelerin tamamı Gazze soykırımına karşı duran, Filistin davasının öncü ve en etkili ülkeleri. Böyle bir anlaşmayı İran ile sağlanacak barışa bir ön koşul olarak gösteren Trump’ın bu ülkeler nezdinde Gazze ve Filistin davasının bir parantezden ibaret olduğunu varsayması dış politikada kendisine akıl veren siyonist İsrail lobisinin son yanılgılarından biri.

İSLAM DÜNYASININ GAZZE VAKFESİ

Pakistan ve Suudi Arabistan’dan gelen anlaşmayı reddeden istikamette ve Gazze’deki soykırıma işaret eden ilk açıklamalar bu açıdan son derece önemli göstergeler. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bayram namazı sonrası yaptığı açıklamalar Türkiye’nin de cevabını net bir biçimde ortaya koyuyor. Erdoğan’ın özel bir yer ayırarak vurguladığı ifadeleriyle Gazze’de yaşananlar Türkiye ve tüm İslam dünyası için ayrı bir duruş, ayrı bir vakfe olma özelliğini taşıyor. Ve bugün soykırımcı İsrail ve Netanyahu’nun uluslararası hukuk önünde hesap vermesi için vicdanlı tüm dünya kıyamda. Böyle bir iklimde soykırımcılara güvenlik teminatları verecek ve katliamlarını temize çekecek bir anlaşmanın yok hükmünde olacağını kestirmek zor değil.

Bu vesileyle Gazze vakfemiz daim, Kurban Bayramımız mübarek olsun…

#politika
#diplomasi
#Nur Özkan Erbay