“Ağlamadan dillerim dolaşmadan”

04:0027/04/2026, Pazartesi
G: 27/04/2026, Pazartesi
Selçuk Türkyılmaz

İngiltere ve ABD’nin İsrail’le ilişkisinin sorgulanması elbette mühim bir hadisedir. Türkiye’de bu alanda yerleşik hâle gelmiş çok yaygın bir kanaat var. Yahudilerin bütün dünyaya hâkim olduğu yönündeki kanaat, ne yazık ki birçok hadiseyi açıklayan oldukça etkili bir bakışa dönüştü. Bu irrasyonel bakışın sorgulanmadığını da tespit etmemiz gerekir. Bu alanda da ilmî çalışmalara çok fazla ihtiyacımız var ve artık bizleri körleştiren bu kanaatlerin sorgulanması tabiri caizse güvenlik meselesidir. Yahudilerin

İngiltere ve ABD’nin İsrail’le ilişkisinin sorgulanması elbette mühim bir hadisedir. Türkiye’de bu alanda yerleşik hâle gelmiş çok yaygın bir kanaat var. Yahudilerin bütün dünyaya hâkim olduğu yönündeki kanaat, ne yazık ki birçok hadiseyi açıklayan oldukça etkili bir bakışa dönüştü. Bu irrasyonel bakışın sorgulanmadığını da tespit etmemiz gerekir. Bu alanda da ilmî çalışmalara çok fazla ihtiyacımız var ve artık bizleri körleştiren bu kanaatlerin sorgulanması tabiri caizse güvenlik meselesidir. Yahudilerin bütün dünyaya hâkim olduğu yönündeki kanaatin kaynakları üzerinde de ayrıca durmak gerekiyor. Çünkü bu kadar yaygın bir kanaatin sorgulanmaması insanda şüphe uyandırmalıdır. Bizde sorgulanmayan yaygın kanaatlerin aksine ABD ve İngiltere de dâhil olmak üzere “Batı ittifakı” içindeki parçalanmalar çok farklı bir şekilde düşünmeyi gerekli kılıyor. İspanya ve İtalya’nın başını çektiği Katolik dünyanın ve Latin Amerika ülkelerinin ABD ve İngiltere gibi Anglosakson ülkeleri ile sorunlarının gözle görülür hâle gelmesi yerleşik kanaatler ile açıklanamayacak niteliklere sahiptir. Katolik Papa’nın, yeni gündemde bir taraf hâline gelmesi ittifak içindeki ayrışmaya dikkat kesilmemizi zorunlu hâle getiriyor.

Soruyu şu şekilde soralım: ABD ve İngiltere’yi Almanya ile birlikte Filistin ve Lübnan’ı içine alan, Doğu Akdeniz’de sonsuz savaşları göze almaya iten asıl faktör nedir? Bugün Papa XIV. Leo’nun öncülük ettiği “Batı ittifakı” içindeki sorgulama nereden kaynaklanıyor? Sorgulanan Anglosakson hâkimiyeti mi yoksa Yahudiler mi? Bu sorular çok çok önemlidir. Çünkü sonsuz savaşların merkezindeki Siyonist İsrail, en azından 7 Ekim’den sonra Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesinde görülen soykırım ve savaş suçları davalarında yargılandı ve suçları tespit edilip kayıt altına alındı. ABD ve İsrail aynı araçları ve yöntemleri İran’a yönelik saldırılarda da kullandı. Bugün Lübnan’da da benzer sahneler görülüyor. Anlaşıldığı kadarıyla Katolikler ABD, İngiltere ve Almanya’nın sonsuz desteği ile İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarıyla adeta dehşete düştü. Onlar şimdiye kadar İsrail’in ve dolayısıyla İngiltere ve ABD’nin bir yerde duracağına inanıyordu. Siyonizm’in Katoliklere yönelik olarak da sınır tanımadığı anlaşılınca “Batı ittifakı” içinde çok ciddi bir sorgulama başladı.

ABD, İngiltere ve Almanya’nın Fransa ile birlikte Yahudi lobilerinin etkisiyle bütün dünyaya savaş açtıklarına mı inanacağız yoksa tek kutuplu dünyadan çok kutuplu bir dünyaya geçişin ortaya çıkardığı sorunlar üzerinde mi duracağız? İngiltere ve ABD neredeyse iki yüz yıl bütün dünya üzerinde hüküm sürdü. Bu dönemi tanımlayan kolonyalizm ve emperyalizm kavramları çok önemlidir. Filistin’in tarihî topraklarında kurulan İsrail de İngiltere ve ABD’nin 19. yüzyıl kolonyalizmi ve emperyalizminin yirminci yüzyılda vücut bulmuş hâlidir. Yahudilerin Siyonizm’i benimsemesi de dinî değil, kolonyal ve emperyal bir hadisedir. Yaklaşık yüz yıldır önce İngiltere, sonra da ABD bütün dünyayı karşısına alma pahasına bu kolonyal ve emperyal yapıyı kurmak ve genişletmek için sonsuz savaşları teşvik etti. Bu sebeple İsrail önce İngiltere sonra da ABD demektir. Soykırım suçu tespit edilen ve savaş suçlarından dolayı haklarında tutuklama kararı çıkarılan, görünürde Siyonist İsrail ve İsraillilerdir fakat onu doğuran Anglosakson uygarlığıdır.

Bugünlerin kalıcı olmadığını biliyor ve hakikaten buna iman ediyoruz. İnancımız mazlumun ahının yerde kalmayacağı ile sınırlı değildir. İnancımız, kin ve intikam duygularıyla benliğimizden çıkmamızı da engelleyecektir. Fakat bugün Filistin başta olmak üzere Anglosakson ittifakı içinde yer alan devletlerin coğrafyamızda meydana getirdiği yıkımları kayıtlara geçirmek ve bunları bir bağlam içinde sistemli bir şekilde tasnif ve analiz etmek mecburiyetindeyiz. En başından itibaren Anglosaksonların kolonyal ve emperyal yayılmacılık anlayışına göre Siyonist İsrail ile ittifak içinde olduklarını söylüyoruz. Bunun bir din savaşı olmadığını ve hatta bir bütün olarak Batı dünyasından da bahsedilemeyeceğini iddia ediyoruz. Katolik dünyasının ruhanî liderinin çıkışı ile söylemeye çalıştığımız şeyler doğrulanmıştır. Ne yapılacağı sorusuna cevap bulmaktan ziyade mevcut durumu tanımlamak, tasnif ve analiz etmek çok daha önemlidir. Bu sebeple bugünkü durumu kayıtlara geçirirken mutlaka sistem dâhilinde hareket etmeliyiz.

Derin hafıza dediğimiz şey çöp deposu değildir. Derin hafıza sistemli bir tasnif ile oluşur. Oraya her şeyi buruşturup atamazsınız. Zaten her şeyi buruşturup attığınız yerde hafıza oluşmaz.

#ABD
#Politika
#Selçuk Türkyılmaz