
İsrail, Doğu Akdeniz’in en değerli bölgesinde Batı Avrupa devletlerinin ve ABD’nin kolonyal bir uzantısıdır. Bu kolonyal yapı İngiltere’nin Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Filistin’in tarihî topraklarında kurduğu manda rejiminin ürünüdür. İsrail, her ne kadar Yahudi devleti olarak tanımlansa da Siyonist Yahudileri dinî bir mücadelenin yılmaz savaşçıları olarak görmemiz ve göstermemiz, ortaya çıkan varlığın yapısı gereği imkânsızdır. Bugün dünyanın her bir köşesinde farklı dinlere ve kültürlere mensup oldukları hâlde Filistinlilerin yanında taraf tutan inanların da dinî bir duyarlılıkla hareket ettiklerini söyleyemeyiz. Onları harekete geçiren asıl kaynak kolonyalizm karşıtı fikirlerdir. Bunu özellikle Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Filistin taraftarlığında gördük. Bunu aynı şekilde 7 Ekim 2023’ten hemen sonra Kuzey Amerika yerlilerinin acı hatıralarını temsil eden birçok kişinin Filistin taraftarlığı ile öne çıkmalarında da gördük. İngiltere ve Almanya gibi Hristiyan Siyonizm’ine verdikleri destekle tanınan ülkelerde ortaya çıkan dâhilî hadiseleri de kolonyalizm bağlamında değerlendirmek gerekir. Evanjelizm tıpkı Siyonizm gibi kolonyal dönemin ideolojisidir ve İngilizler bu iki ideolojiyi birleştirmekle iftihar etmektedir.
Dünyanın hızla değiştiği bir dönemde hadiseleri yerli yerine oturtabilmek hakikaten çok değerlidir. Türkiye’de çok kimse hâlâ 1990’ların liberal emperyalist diline göre hadiseleri değerlendiriyor. Bu çevreleri temsil eden kişi ve kurumları sıralamamız mümkün fakat buna gerek olduğunu düşünmüyorum. Kıymetli okuyucularımızın bu çevreleri takip ettiklerini zaman zaman ortaya çıkan işaretlerden anlayabiliyoruz. Hadiseleri yerli yerine oturtmaktan imtina edenlerden kimileri muhafazakârlık şemsiyesi altında kimileri de sol düşünceye olan bağlılıkları ile Avrupa ve ABD merkezli dünyanın temel yargılarıyla hadiseleri değerlendirmektedir. Çok daha eskiden Paris ve Londra’yı dünya görüşlerinin merkezine yerleştirenleri ise artık saymıyoruz bile. Kişisel olarak bunların arasına sonradan katılan muhafazakârları daha fazla takip etme gereğini hissediyorum. Onların demokrasi, insan hak ve hürriyetleri ve özgürlük kavramlarından hareketle geliştirdikleri yeni dil eskilere rahmet okutacak cinstendir. Liberal Batı değerlerini vird-i zeban gibi tekrar etmelerine bakılırsa dünyanın değişimini görmezden geldiklerini söyleyebiliriz. Daha ileri bir durum olarak Batı merkezli dünyanın değerden düşmesini kabullenemedikleri de çok açıktır. Hâlbuki ifade etmeye çalıştığımız gibi kolonyalizm karşıtı fikirler bugün Anglosakson dünyada bile yankı uyandırmaktadır.
Anglosakson dünyadaki hareketlilikler bağlamında İngiltere’de Filistin Hareketine yönelik baskılardan ve İsrail aleyhine söz söylemeye yasak getirilmesinden daha önce bahsetmiştik. Tony Blair ve David Cameron gibi esasen İngiliz devlet aklını temsil ettiği düşünülen siyasi figürlerin İngiliz kolonyalizminin Doğu Akdeniz’deki temsilcisi olan İsrail’i desteklemesi, içinde bulunduğumuz dönemin en önemli hadiselerindendir. Tony Blair ABD ile ilişkileri bakımından oldukça önemli bir siyasetçidir. Blair, 1990’lardan başlayarak ABD’nin İslam coğrafyasına yönelik yayılmacı saldırılarında büyük rol oynadı. Cameron ise Uluslararası Ceza Mahkemesi başsavcısı Kerim Han’ı Netanyahu ve Gallant’ı yargılamasından dolayı tehdit etmişti. Filistin destekçilerinin eylemlerinin İngiltere’de suç sayılması İngiliz devlet aklının bir yansımasıydı. Almanlar İsrail’e desteklerini devlet aklının bir gereği olarak tanımlamışlardı. Bu sebeple İngiltere’de İsrail’i eleştirenlere antisemit yaftası uygun görülmesi devlet aklının bir gereğidir. İngiliz siyasetçileri Yahudi gücüne teslim olmakla suçlamak hadiseleri basite almaktan kaynaklanır. Bu sebeple İngiltere’de yüksek mahkemenin Filistin Eylemi’nin yasaklanmasının hukuka aykırı olduğuna hükmetmesi önemli bir gelişmedir.
Bu sene Berlinale’de Filistin’le ilgili yorumların yasaklanması da oldukça önemlidir. Vietnam doğumlu Amerikalı profesör ve romancı Viet Than Nguyen’in Filistin lehine açıklamaları yüzünden Berlinale’de konuşturulmaması hadiselerin boyutlarını kavramak açısından önemlidir. Nguyen’in “soykırıma sessiz kalırsanız, soykırıma ortak olursunuz” şeklindeki sözü de kolonyalizm karşıtı fikirler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Hindistanlı Arundhati Roy da jürinin Gazze hakkındaki yorumundan sonra “sanatın politik olmaması gerektiği yönündeki sözleri duymak şok edici” diyerek Berlinale’den çekildiğini duyurdu.
Dünya Yahudilerin hakimiyetinde, onlar istedikleri ülkede istedikleri her şeyi yapar dediğimizde sıraladığımız hadiseleri değerlendirmek mümkün olmaz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.