Aynalar bakmayın yüzüme dik dik!

04:009/06/2026, Salı
G: 9/06/2026, Salı
Serdar Tuncer

“Aynalara ayna yar Aynada bir ayna var Dile gelsin aynalar Sen değilsem kim benim?” Üç ayna var; biri camdan, diğeri hadise ve fikirden, bir diğeri ise bizzat insandan müteşekkil. Önü cam arkası sır olan hani şu bildiğimiz aynalarda kıyafetimizi düzeltir, saçımıza şekil verir, kendimizi beğenir yahut beğenilecek hale getirmeye uğraşırız. Herkes her gün bakar bu aynalara, hanımlar biraz daha fazla. Yaklaştıkça her bir şey daha detaylı görünür bu aynalarda. Beş metreden ceketinizin yakasını düzeltebilirsiniz

“Aynalara ayna yar

Aynada bir ayna var

Dile gelsin aynalar

Sen değilsem kim benim?”


Üç ayna var; biri camdan, diğeri hadise ve fikirden, bir diğeri ise bizzat insandan müteşekkil.

Önü cam arkası sır olan hani şu bildiğimiz aynalarda kıyafetimizi düzeltir, saçımıza şekil verir, kendimizi beğenir yahut beğenilecek hale getirmeye uğraşırız. Herkes her gün bakar bu aynalara, hanımlar biraz daha fazla.

Yaklaştıkça her bir şey daha detaylı görünür bu aynalarda. Beş metreden ceketinizin yakasını düzeltebilirsiniz ama gözünüzdeki çapağı fark etmek için dibine girmeniz gerekir aynanın. Bununda kâfi gelmeyeceği durumlar için büyüteçli aynaları icat etmişler, ekseriyetle otel banyolarında olur hani. Sanırım makyaj detayı için.

Hadise ve fikirden mürekkep aynaların herkes karşısına geçer ama bazı insanlar orada bir şeyler görür. Şimdiye, geleceğe ve hatta ötelere dair haber verir bu aynalar. Camdan değildir ama sırlıdır. Görmeyi bilene göstermeyeceği yoktur bu aynaların. Camdan aynalar gibidirler. Yaklaştıkça detaylardan haber verirler. Bir farkla. Duvardaki aynaya cismen yaklaşılır, bu aynalara zihin ve kalple. Tefekkür ve idrak derinleştikçe büyüteçli aynalara dönüşür ehâdis ve efkâr.

En çok nereye gidip geldiğiniz, en çok neyin sohbetini ettiğiniz, en çok neyi dert ettiğiniz bir aynadır mesela. Nerede vefat edeceğinizden, son nefeste aklınızda ne olacağından, dudağınızdan ne döküleceğinden haber verir size. Nasıl, demeyin hemen. İnsan en çok nereye gidip geliyorsa, neyin sohbetini ediyorsa emr-i hak muhtemelen öyle bir yerde ve dudağınızda o minval sözler varken gelecektir. Basit bir olasılık hesabının ayna suretli görünümü!

Aynaya baktıkları vakit, “Yâ Rabbi, yaratılışımı güzelleştirdiğin gibi ahlakımı da güzel eyle” diye dua eden Peygamberimiz buyurdular: “Yaşadığınız gibi ölürsünüz öldüğünüz gibi diriltilirsiniz!” Hadis-i şerifler bir aynadır. Zahid Efendi merhum ‘Ölmek istemediğiniz yerde bulunmayın evladım’ buyururlarmış. Tevekkeli değil. Atasözleri bile bir aynadır okumayı bilene. Bu bâbı izah sadedinde hatırlayalım: Su testisi su yolunda kırılır! Nasıl yaşadığınız, nasıl öleceğinizden haber veren bir aynadır!

Birisinin bir ayıbını gördüğünüz vakit nasıl davrandığınız, birisi size karşı bir hata yaptığında nasıl tepki verdiğiniz, sizden bir şey istendiğinde nasıl mukabele ettiğiniz; hepsi birer aynadır. Ulu divanda size nasıl davranılacağını şimdiden gösterir size. Burada ayıp örtenin orada ayıbını örterler, burada affedeni orada affederler, burada isteyeni geri çevirmeyene orada istediğini verirler. Kesin mi, diyeceksiniz. Hayır! Kesin değil ama kuvvetle muhtemel! Hem aynada gördüğünüz kesin siz misiniz? Kuvvetle muhtemel aynaya akseden suretinizdir, oysa siz akseden suretten bir başkasısınız. Bu da o hesap.

Havalar ısındı. Kapıdaki kediye, pencere kenarındaki kuşa, gölgesinde oturduğunuz ağaca nasıl muamele ettiğiniz de birer güzel aynadır. Merhamet etmeyene merhamet olunmaz! Fehva bu! Bir kap su ve bir parça nezaketle göklerin merhametini celbeden bahtiyarlardan mısınız, ‘bana ne!’ deyip geçerek ebedî hayatını mahzun eden bedbahtlardan mı? Bu aynalarda bulunur cevabı.

Cep telefonlarınız bir aynadır! Hangi videoları en çok izliyorsanız ona benzer videoları önerir size. Durup dururken önünüze düşen sohbet videoları, Kur’an tilavetleri, nur yüzlü zevat-ı kiram, enfes ilahiler mi, yoksa? Yoksadan sonrasını yazmaya gönlüm elvermedi. Kimine kitaplar önerir yapay zeka destekli envai platform kimine alışverişin kırk tonu? Cep telefonunuzu bir ayna gibi elinize alıp kendinize sorun: Ben kimim? Şimdi telefonu bırakıp bir soru daha sorun kendinize: Kim benim? Sorulardan aynalar! Cevap mertçe verilebilirse görüntü ruhunuzun aksi değil bizzat kendisi olur.

Mürşid-i kâmil hazerâtı mir’ât-i musaffadır. En sevdiğim, en gerçek, en gizliden haber veren, en güzel, en esrarengiz aynalar işte bu hazerât-ı kiramdır. Kalplerini tasfiye etmişler, yare mekan yardan gayrısına haram kılmışlar, aşk ve muhabbetle saflaştırıp billuru kıskandıracak bir ayna eylemişlerdir. Bize kibrimizden, riyamızdan, ihlassızlığımızdan, dünyadan ve ukbadan geçemeyişimizden, terk edemeyişimizden, sadakate muhtaç oluşumuzdan, kalbimizin ağyara mekan oluşundan, nefsimizin perişan ahvalinden haber verirler.

Yaklaştıkça, gönüllerine girdikçe, halleriyle hallendikçe, yap dediklerini yapıp yapma dediklerinden uzak kaldıkça, huzurlarında huzur buldukça netleşir bu aynalardaki görüntü, büyüteçleri utandıracak kadar gizliden haber vermeye başlar.

Onları görmeyen ‘ben güzelim’ der dolanır, görünce ‘acaba ben çirkinlerden miyim’ endişesine düşer, gönüllerine girince ‘bendeki çirkinlik kimsede yok’ idrakine erer, sözlerini tutunca güzelle tanışır; pür, saf, kelimenin güzelliğini ifadeye takat yetiremeyeceği bir güzelliğe bürünür ama yine de ‘eller yahşi ben yaman / eller buğday ben saman’ şuurunun tahkikiyle daha güzele oradan da daha bir güzele yol yürürler.

#aktüel
#hayat
#Serdar Tuncer