Hissin kadar hissen vardır (III)

04:0027/01/2026, Salı
G: 27/01/2026, Salı
Serdar Tuncer

İnsanın bilgiye ulaşma, derinleşme, içselleştirme ve nihayet onu işe yarar kılma serüvenine dün ve bugün cihetinden bakmaya çalıştığımız vakit karşılaştığımız problemlerden birisi de bilgiye talip olan kişinin bilgi yahut malumatın öznesi mi nesnesi mi olduğu meselesidir. Bugün bilgiye, kitaba, ilim erbabına ulaşmanın düne nispetle çok daha kolay oluşu bizi aldatmasın. Her şeyin bilgisine çok az emek sarf ederek ulaşabiliyor olmak belki de gerçek manada bilmenin önündeki en büyük engeldir. Çünkü

İnsanın bilgiye ulaşma, derinleşme, içselleştirme ve nihayet onu işe yarar kılma serüvenine dün ve bugün cihetinden bakmaya çalıştığımız vakit karşılaştığımız problemlerden birisi de bilgiye talip olan kişinin bilgi yahut malumatın öznesi mi nesnesi mi olduğu meselesidir.

Bugün bilgiye, kitaba, ilim erbabına ulaşmanın düne nispetle çok daha kolay oluşu bizi aldatmasın. Her şeyin bilgisine çok az emek sarf ederek ulaşabiliyor olmak belki de gerçek manada bilmenin önündeki en büyük engeldir. Çünkü dün, bir şeyin bilgisine sahip olmak isteyen insan ciddi manada bedeller ödüyor, dahası neyin bilgisine sahip olmak istediğini kendisi belirliyordu. Bir kitap için aylarca yol gidiyor, bir hocanın rahle-i tedrisine erişmek için uğraşıyor, belki de yıllar süren ilim tahsilinin ardından ahz-ı feyz için bir başka zatın kapısını çalıyor, ilme ömür veriyor, âhir ömrüne geldiğinde ‘bilmiyorum’ diyecek kadar ilimde derinleşebiliyordu. O zamanlar âlim ilmin öznesiydi.

Bugün herkes her şeyi biliyor (!) Bilgi bir tık uzağımızda, yapay zeka emrimize âmâde, pdf kitaplar ve tercümeler elimizin altında; ciddi emeğe, bedel ödemeye hâcet yok, bilmek artık çok kolay. İnstagram hesabı olan herkes psikiyatriden astronomiye, tıptan kuantum fiziğine kadar her bir şeyin bilgisine bir ‘post’ mesafesi uzakta. Hemen herkes birbirine yalan yanlış malumat kırıntılarını o konunun mütehassısı edası ile satabilecek kadar her bir şeyden haberdar. Âvâm artık mâlumâtın nesnesi. Kaydırmalar esnasında önüne neyin düşeceğini de bilmediği için; bilmek istemediği, istemeyeceği, bilmenin kendisine bir fayda sağlamayacağı, hatta zarar vereceği bilgi kırıntıları başından aşağı boca edilen ve o kırıntıyı bilgi zanneden, her bir şeyi de bildiğini düşünen, bildiğinin sıhhatinden de aptallık derecesinde emin olan insana hangi bilgiyi gerçekten nasıl öğretebilirsiniz? Trajedi budur!

Bilmek kolaylaştıkça bilmek imkansızlaşıyor! Âvamın hali bu da âlimlerimiz bundan âzâde mi? Hiç sanmam. Öyle olsa son 20 yılda onlarca Gazali, İbni Rüşd, Farâbi, İbni Sina yetiştirebilmemiz gerekirdi. Petrol vardı da biz mi içtik? Kaldı ki kadim zamanların bilenleri de ekseriyetle bir yerden sonra bilmenin yetmediğini fark edip, olmanın derdine düşmüşler. Olmaya götürmeyen bilmenin yükten başka bir şey olmadığını fark edecek kadar bilmişler. Şimdilerde olduk zannedişimizin sebebi belki de hiç bilemeyişimizde saklıdır.

Hacı Bayram Veli Hazretlerinin duasıdır: “Yâ Rabbi bana eşyayı şeş cihetinden seyrettir.” Bu kadar çetin bir meselenin tek bir zaviyeden ele alınarak değerlendirilemeyeceğinin elbette farkındayım. Seneler evvel kendisine evliya menakıbı okumanın ne faydası var diye sorulduğu vakit bir dostumuz demişti ki: “Hiçbir faydası olmasa insan okudukça onlar gibi olamadığını fark ediyor, bu yeter!” Âlimimiz kendisini âlim zannetmekten vazgeçse, cahilimiz malumatla bilginin arasındaki farkı idrak edecek kadar düşünce sahibi olsa, her birimiz hakiki alimlere hürmet edecek kadar cehaletimizi itiraf edebilsek bu kâfi.

Haber mevzuuna da ayrıca bir başlık açmalı. Habere ulaşmanın zor olduğu zamanlarda insan nelerden haberdar olmak istediğine kendisi karar veriyor, bunun için bekliyor, zaman ayırıyor, emek veriyordu. Sadece ilgi sahasına giren şeylerden sınırlı ve zor haberdar olabilmek, insanı ilgilenmediği şeylere zihin ve vakit ayırmaktan alıkoyuyordu. Şimdilerde her bir şeyin haberine ajanslardan bile önce erişebiliyor oluşumuz, dahası haberdar olmasak da olur pek çok saçmalık yığınına bile isteye cebimiz mesafesinden muhatap oluşumuz vaktimizi de zihnimizi de kalbimizi de hem iğdiş ediyor hem kirletiyor.

Çok şeyden haberdar olmanın bedellerinden birisi de galiba bir şeyler hakkında yorum yapabilmek yeteneğini kaybetmek. Dün habere ulaşmak zordu ve fakat ulaşabilenler için yorum imkanı vardı. Bugün habere ulaşmak herkes için kolay ancak nasıl yorumlayacağımız bilgisinden mahrumuz. Geleneksel medyada yahut dijital platformlarda gün içinde yaşanan meseleleri güvendiğimiz insanların nasıl yorumladıklarına bakarak olaylar hakkında kanaat sahibi oluyoruz artık. Haberdar olmak haberi anlamaya mani!

On defa gittiğiniz yere on birinci kez giderken hâlâ navigasyon açıyorsanız, bulduğunuz her boşlukta eliniz cep telefonunuza gidiyorsa, beş kelimeden uzun cümleleri anlamakta zorlanıyor derdinizi iki kelime ile anlatmaya çabalıyorsanız, bir konuyu bir saat düşünmek sizin için imkansız hâle gelmişse, odaklanma süreniz bir ‘post’ mesafesi kadarsa, ben bu kadar unutkan değildim demeye başlamışsanız ve bilmek gibi bir derdiniz, olmak gibi bir niyetiniz varsa belki de şapkayı önünüze koyup düşünmenin vakti gelmiş demektir.

#Aktüel
#Hayat
#Serdar Tuncer