Oraya gelmek kolay, zor olan kendine gelmek

04:0011/04/2026, Cumartesi
G: 11/04/2026, Cumartesi
Serdar Tuncer

Medeniyetler de insanlar gibi, doğarlar büyürler ve ölürler. Maddenin boşluk kabul etmeyişi gibi meydan yeri de boşluk kabul etmez. Bir medeniyet tarih sahnesinden çekildiğinde bir başkası iddia ve teklifiyle meydan yerine çıkar ve yeryüzüne kendi rengini verir. Sanayi devrimi, Rönesans ve reform, Kilise ile kavga, birkaç düşünen kafa, üç-beş heykel, birkaç resim, hoş geldin Modernite. Hikâye böyle başladı. Metafizik ve aşkın olanı ancak Kilise ile tanıyan ve Kiliseyi reddedişiyle her bir şeyi salt

Medeniyetler de insanlar gibi, doğarlar büyürler ve ölürler. Maddenin boşluk kabul etmeyişi gibi meydan yeri de boşluk kabul etmez. Bir medeniyet tarih sahnesinden çekildiğinde bir başkası iddia ve teklifiyle meydan yerine çıkar ve yeryüzüne kendi rengini verir.

Sanayi devrimi, Rönesans ve reform, Kilise ile kavga, birkaç düşünen kafa, üç-beş heykel, birkaç resim, hoş geldin Modernite. Hikâye böyle başladı. Metafizik ve aşkın olanı ancak Kilise ile tanıyan ve Kiliseyi reddedişiyle her bir şeyi salt akıl cihetinden ele almaya büyük bir iştahla mecbur kalan bu anlayış, her tasavvur gibi zaman içinde kendi değerler sistemini ortaya koydu. Düşünce sistematiğini, hukuk anlayışını, ekonomi bakışını, etik çerçevesini dünyaya ihraç etti; kimi zaman keyifle kimi yerde icbarla ama hep kabul gördü. Zamanla insanın ve toplumun ihtiyaçlarına cevap veremeyecek hale geldiği iyice ayyuka çıkınca yine kendi içinden muhalefetini çıkardı ve post-modernite ile tanıştık. Kimimiz umut bağladı ama biraz kafa yoran kalp sahiplerimiz laciverdin ton farkından başka bir şey olmadığını görüp, anladılar.

Can çekişiyordu batı medeniyet tasavvuru. İnsana ve dünyaya söyleyecek sözü kalmamıştı. Kendi değerler sistemi ile çelişiyor, mutabakat metnine ihanet etmekten mahcubiyet duymuyor, tutarlılığını yitiriyordu. Fakat teknolojik ilerlemeler, dijitalizm, yeni oyuncaklar, sureta bir refah iklimi, yalancı bir iç hesaplaşma, göstermelik muhalefet derken ha bire makyajlanıyor; dünya böylelikle oyalanmaya ve bu yalana inanmaya devam ediyordu. Belki de içerideki ancak ehil olanların fark edebildikleri büyük tutarsızlık ve çürümeyi bütün insanlığın gözünün içine sokacak bir şeyler gerekliydi.

İsrail’in Gazze’de yaptığı büyük zulüm ve katliam, modernitenin nemenem bir şey olduğunu ifşa eden ilk büyük tablo oldu. Terörün devletleşememiş halinin remzi olan Siyonist İsrail, dünyanın gözleri önünde Gazze’nin mazlum ve asil çocuklarını senelerce katletti ve vicdan sahibi insanları saymazsak bütün dünya devletleri sadece seyretti. Zulme dur deme ihtiyacı hissetmediler, dur diyemediler, zalimi görmezden geldiler, arka çıktılar, kendi hesaplarının derdine düştüler. Al sana modernite, al sana batı medeniyeti! Dünya medeniyetler tarihinin asırlar sonra bir sergisi yapılsa, batı medeniyetinin adalet anlayışını tablolaştırmak için başvurulacak yegâne fikir Gazze’dir.

Evet! Bitmiş, söyleyecek sözü kalmamış, tarih sahnesinden çekilme vakti iyiden gelmiş, son nefesini vermek üzere olan hasta medeniyetin ahvaline dair çekilen ilk büyük röntgen Gazze’dir ve adalet anlayışının iflasına dairdir!

Epstein Dosyası, benzerleri asırlardır yaşanan pek çok ahlaksızlık ve pisliğin en son ve en büyük kataloğu gibi ortaya çıktı. Hayvanların ar damarını utançtan çatlatacak kadar hayasızlığın dibine vuran bu büyük denâet, bireysel zaaf ve ahlaksızlığın çok ötesindeydi. Devletlerin yönetimi, devletleri yönetenlerin birbiriyle ilişkileri, dünya ekonomisi, iç siyasetin ve uluslararası ilişkilerin dizayn biçimi, medya, düşünce ve sanata biçilen rol; hepsi bu katalogda dosyalarca afişe ediliyordu. O vakte kadar sadece bilenlerin bildiği modernite ahlakı şimdi bilmeyenlerin de bileceği, görmeyenlerin göreceği bir açıklıkta orta yerdeydi işte.

Evet! Batı medeniyetinin ahvaline dair çekilen ikinci büyük röntgen, söyledikleriyle gizlemeye çalıştıklarını eyledikleriyle âşikar ettikleri, ahlak anlayışlarının aslında ne olduğunu haber veren Epstein Dosyalarıdır.

İhtiyar dünya; birbirinden farklı pek çok anlayış, binlerce savaş, on binlerce lider ve komutan görmüştür. Ancak bana öyle geliyor ki İsrail’in şantaj ve tehdidiyle; ne yaptığını, niçin yaptığını, nasıl yapacağını bilmeden İran’a anlamsızca çullanan Trump ve ABD’si kadar tutarsız, kaypak ve nâmerdini görmemiştir. En ilkel devirlerde, en pagan anlayışlarda bile savaşın bir raconu ve ilkesi, komutanlığın bir şahsiyet ve duruşu, devlet adamlığının bir haysiyet ve ciddiyeti vardır ama Trump ve savaşında bunlardan hiçbirinden eser yok! Bu, ABD yönetiminin şahsında bütün bir batı medeniyetinin inandırıcılık ve ciddiyetini kaybedişinin ve iflasın eşiğine gelişinin son ve en büyük tablosudur.

Gazze’de adaletinin, Epstein Dosyalarında ahlakının ne olduğunu gördüğümüz; İran savaşında haysiyet ve onursuzluğunu seyretmeye devam ettiğimiz batı medeniyeti anlaşılan o ki tarih sahnesinden çekilmek üzeredir. Madde ve meydan boşluk kabul etmez; onların gidişleri bir başkasının gelişinin habercisidir. Başımızı kaldırıp bütün dünyayı ‘kim geliyor’ nazarıyla baştan aşağı süzsek, iddia ve teklifleriyle yeryüzünü diriltici nefes sahiplerinin bizden başkası olamayacağını görüyor ve biliyoruz.

Yeryüzünü cetlerimiz gibi muhabbetle diriltmeye yeniden biz geleceğiz; eğer kendimize gelebilirsek!

#Gazze
#Filistin
#Epstein
#Serdar Tuncer