
Arap Baharı’nın patlak vermesinin ardından Yemen’de devlet başkanlığı koltuğuna oturtulan ve 2022’deki istifasına kadar yaklaşık 10 yıl boyunca bu görevini sürdüren Abdurabbi Mansûr Hâdî (80), Kurban Bayramı’nın ikinci günü sessiz sedasız dünyaya veda etti. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da -rivayetlere göre ev hapsinde tutulurken- geçirdiği kalp krizi sonucu ölen Hâdî’nin siyasî öyküsü, ülkesinin geçtiğimiz yüzyılda şahit olduğu sarsıntıların ve baş döndürücü dönüşümlerin bir özeti gibiydi adeta.
1945’te Yemen’in Hint Okyanusu kıyısındaki şehirlerinden Ebyen’de dünyaya gelen Abdurabbi Mansûr Hâdî, bölgenin güçlü kabilelerinden Fadl’a mensup bir ailenin çocuğuydu. Kabilecilik, Yemen’in sosyal ve siyasî yaşamındaki en belirleyici unsurlardan biri olduğundan, Hâdî’nin sivrilmesi ve yükselmesi kimseyi şaşırtmadı. Doğduğu dönemde Yemen’in güney kısmı İngilizlerin “himayesi” altındaydı. Kabile bağlantılarından azamî şekilde faydalanan İngiliz sömürge idaresi, Hâdî’nin de aralarında bulunduğu bazı gençleri eğitim için Londra’ya, ünlü Sandhurst Kraliyet Askerî Akademisi’ne gönderdi. Sandhurst, Ortadoğu’nun istikbaldeki yöneticilerinin eğitildiği ve İngiliz sistemi çerçevesine uyacak şekilde yontulduğu bir okuldu. Ne var ki, Hâdî, bir türlü toparlayamadığı zayıf İngilizcesi sebebiyle, Sandhurst’te sadece seminer düzeyinde bazı derslere katılabildi ve akranlarının aksine okuldan mezun olamadı.
İngiltere’deki silik profiline rağmen, ülkesine döndükten sonra, kabilecilik dengeleri sayesinde askerî kariyerinin basamaklarını hızla tırmanan Abdurabbi Mansûr Hâdî, 1986’da Kuzey ve Güney Yemen arasında iç savaş patlak verdiğinde Kuzey’e kaçtı; ardından 1990’da iki Yemen birleştiğinde, sürecin lideri General Ali Abdullah Sâlih’in yanında saf tuttu. Yine güçlü kabile desteğinin yardımıyla Sâlih tarafından savunma bakanlığına atanan Hâdî, 1994’te cumhurbaşkanı yardımcılığıyla ödüllendirildi.
Arap Baharı’nın artçı sarsıntıları Yemen’e ulaştığında, Suudi Arabistan liderliğindeki Arap-Körfez cephesi, Ali Abdullah Sâlih’i görevinden istifa ettirdi ve yerine Abdurabbi Mansûr Hâdî’yi getirdi. Ancak Sâlih, koltuğunu bırakmaya niyetli değildi. İktidarı boyunca bilfiil savaştığı İran destekli Hûsî ayrılıkçılarla masaya oturan Sâlih, bizzat kendi oğlunun komuta ettiği Yemen ordusunun göz yummasıyla, 2014’ün sonbaharında Hûsîlerin Yemen’in başkenti Sanâ’yı işgal etmelerinin ve iktidara el koymalarının önünü açtı. Böylece Yemen bir kez daha bölündü, Hâdî ülkenin güneyindeki Aden’de parçalanmış bir ülkenin devlet başkanına dönüştü. Ali Abdullah Sâlih ise, 2017’de bir kez daha saf değiştirip Suudi Arabistan’a sığınmaya hazırlanırken, Hûsîler tarafından öldürülecekti.
Yemen’in kuzeyinde İran destekli Hûsîler yönetimi ele alırken, Abdurabbi Mansûr Hâdî de güneyde bir yandan ABD’yi memnun etmeye diğer yandan da Suudi Arabistan’la Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında giderek artan gerilimde dengeyi bulmaya çalışıyordu. Aynı süreçte Arap cephesinin başlattığı “Kararlılık Fırtınası” adı verilen askerî operasyonlar Yemen’in kuzeyinde insanlık dramlarına, kitlesel açlığa ve rastgele ölümlere neden oluyor, güneyde de ABD “El-Kaide’yle mücadele” kılıfı altında Yemen’i istediği şekilde bombalıyordu.
İran’ın mezhep temelli bölgesel yayılmacılığının kanlı sahnelerinden birine dönüşen Yemen, Abdurabbi Mansûr Hâdî’nin zayıf ve kifayetsiz yöneticiliğiyle Suudi Arabistan liderliğindeki Arap cephesi için tam bir bataklık haline gelmişti. Sadece güney-kuzey gerilimi değil, aynı zamanda BAE’nin İsrail’le el ele vererek kendi siyasî hedeflerine odaklanması da, Yemen’in sürüklendiği açmazın sebeplerinden biriydi.
Nihayet 2022’nin nisan ayında, Suudi Arabistan yönetiminin baskısıyla Hâdî görevinden istifa etmek durumunda kaldı. Yerini ve yetkilerini, yine Riyad tarafından oluşturulan bir başkanlık konseyine bıraktı. Aksâ Tufanı’yla birlikte Yemen de gündemin geri sıralarına düştüğünden, Hâdî’nin Riyad’daki sessiz ölümü çok az insanın dikkatini çekti. Yaşadığı bile adeta unutulmuştu çünkü.
Sürekli dışarıdan birilerinin rızasının peşinde koştuğu ama kimseyi de memnun edemediği bir hayat yaşadı Abdurabbi Mansûr Hâdî. Arkasında da silik ve soluk bir siyasî miras bıraktı.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.