Terörsüz Türkiye’de yeni aşama mı?

04:0021/05/2026, Perşembe
G: 21/05/2026, Perşembe
Turgay Yerlikaya

Bir önceki yazımda, terörsüz Türkiye’nin akıbetine dair dillendirilen senaryolarla ilgili bir tartışma yapmış ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kazakistan dönüşündeki kararlılık vurgusunun zamanlamasına dikkat çekmiştim. Eş zamanlı olarak Meclis Başkanı Kurtulmuş’un da katıldığı programlarda konuya dair yaptığı açıklamalar, yeni birtakım gelişmelerin olabileceği izlenimini vermişti. Suriye’nin devrim sonrası koşulları ve İran savaşındaki olası risk ve tehditlerin sürece etki etme ihtimali, sahada henüz

Bir önceki yazımda, terörsüz Türkiye’nin akıbetine dair dillendirilen senaryolarla ilgili bir tartışma yapmış ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kazakistan dönüşündeki kararlılık vurgusunun zamanlamasına dikkat çekmiştim. Eş zamanlı olarak Meclis Başkanı Kurtulmuş’un da katıldığı programlarda konuya dair yaptığı açıklamalar, yeni birtakım gelişmelerin olabileceği izlenimini vermişti. Suriye’nin devrim sonrası koşulları ve İran savaşındaki olası risk ve tehditlerin sürece etki etme ihtimali, sahada henüz teyit ve tescil sürecine dair somut bir gelişmenin yaşanmamış olması, süreçle ilgili soru işaretlerini artırmıştı. Fakat devletin zirvesinden yapılan kararlılık vurgusunun ardından Devlet Bahçeli’nin yine somut bir öneri ile kamuoyu karşısına çıkması, sürecin yeni gelişmelere gebe olabileceği beklentisini de artırmış durumda. Peki Bahçeli’nin bu önerisi, sürecin geleceği açısından ne anlam ifade ediyor? MİT’in henüz tescil sürecini tamamlamadığı bu aşamada, yeni bir koordinasyonun ihdası PKK’nın fesih sürecinde nerede duruyor?

Bahçeli’nin önerisi ve Cumhur İttifakı’nın yeni dönemdeki tutumuna geçmeden önce, bu öneri ile sürecin yeni koşullara entegre olabilecek şekilde güncellendiğini söylememiz gerekiyor. Güncellemeden kasıt, var olan yol haritasının önemli bir fonksiyon icra etmesine rağmen silah bırakma, teyit ve yasal düzenleme gibi birtakım başlıklarda tıkanma yaşandığı ve birbirine bağlı olan bu başlıkların ancak yol haritasının güncellenmesi ile aşılabileceğidir. Peki Bahçeli’nin buradaki önerisi gerçekten de var olan tıkanmayı aşabilecek düzeyde bir güncelleme midir?

Bahçeli’nin uzunca bir süredir Öcalan’ın statüsüne ilişkin ortaya koyduğu öneri, arka planda örgütü yeni bir istikrarsızlık aracı olarak kullanmak isteyenlerle, örgütü fesihe zorlayan koşulları içselleştirmekte zorlanan örgüt yöneticilerini hedef almaktadır. Her ne kadar Öcalan 27 Şubat tarihli deklarasyonu ile örgütün feshedildiğini açıklasa da Öcalan’ın koşulları üzerinden, onun örgüt üzerinde söz sahibi olamayacağı tezini işleyenler de söz konusu. Öcalan’ın miadının dolduğu, örgüt üzerinde etkisinin kalmadığı ve dolayısıyla sürece vaziyet edecek yeni bir aktöre ihtiyaç olduğu argümanı üzerinden gündeme getirilen bu senaryo, örgüt ile ilgili spekülatif hesapların yapıldığını göstermektedir. Bu nedenle yeni bir aşamaya geçilmesi ve örgüt ile kurucu aktörü arasındaki dolayımın ortadan kaldırılıp doğrudan iletişim kurulması gibi bir beklenti söz konusu. Bu tür bir doğrudan iletişimin yaratacağı etkiyi hesaba katan Bahçeli, PKK’nın nihai kertede Apo’cu bir örgüt olduğu gerçeğini de dikkate almakta, çözülme ve fesih sürecinin bu şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini düşünmektedir.

Bahçeli’nin yeni bir komisyon ihdas edilmesi ve sürecin devletin ilgili organları tarafından takip edilmesi gerektiği yönündeki önerisi de sahadaki teyit ve tescil sürecinin bütün boyutları ile takip edilmesini savun-maktadır. Özellikle örgüt üyesi olanların rehabili-tasyonu ve sonrasındaki entegrasyon süreçlerini de kuvvetle muhtemel takip edecek olan bu oluşum, sahada oluşan bölgesel dinamikleri de dikkate almakta ve yeni bir yol haritasına ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Hiç kuşkusuz bu yeni aşama, daha kuvvetli bir kurumsal kapasite ve ilgili organların senkronizasyonuna ihtiyaç duyacak ve örgütün fesihi için daha somut adımlar atılabileceği duygusunu oluşturacaktır.

Geçtiğimiz günlerde Mehmet Uçum’un geçiş hukukunu da içeren kapsamlı makalesi, bundan sonra yasal bağlamda takip edilecek izleği de ortaya koymaktadır. Uçum’un yazısının başlığından da anlaşılacağı üzere, sürecin farklı aşamaları kat edilmiş ve son aşamaya gelinmiştir. Geçiş süreci olarak da kavramsallaştırılan bu dönem, sistematik biçimde bu güne kadar nelerin yapıldığı ve son aşamaya nasıl gelindiğini de göstermektedir. Gelinen noktada, sürecin başarılı biçimde nihayete erdirilmesi ve yasal düzenlemelerin yapılması, hiç kuşkusuz en önemli başlık. Fakat bu denli somut adımların atılabileceği beklentisi üzerinden Öcalan’a yeni bir statü önerisi ile genişleyen tartışma, kamusal düzlemde nasıl ele alınacak ve terörsüz Türkiye’nin geniş kitleler tarafından kabulü nasıl sağlanacak?

Bu denli kritik bir sürecin bugüne kadarki kısmı ile ilgili önemli adımlar atıldı ve ciddi bir mesafe kat edildi. Fakat sürecin güncellenmesi ile ortaya çıkan yeni durum ve buradan kaynaklanacak soru işaretlerini gidermek, sürecin toplumsal düzlemdeki algısı ile de paralel ilerleyecektir.
Bahçeli’nin önerisinin, Öcalan’a yönelik bir geçici fonksiyon atfı olduğu, mahkumiyet koşullarında herhangi bir değişiklik öngörmediği ve bunun fesih süreci ile mukayyet olduğu sıklıkla vurgulanmalıdır.
Buradaki önerinin, örgütün çözülüşü ve tamamen fesihi için gerekli olduğu dolayısıyla siyasi ya da sosyal bir statü anlamına gelmediği ifade edilmelidir. Hiç kuşkusuz bu denli önemli süreçlerde, günümüz iletişim mekanizmaları düşünülerek hareket edilmeli ve geniş kitleler her türlü araç kullanılarak bilgilendirilmelidir. Aksi takdirde konuyu sulandırmak ve olağan akışı dışında tartıştırmak için de yoğun bir çaba sergilenecektir.
#Terörsüz Türkiye
#politika
#gelişme