Ateşkeste süre 22 Nisan’da dolacak. Arabulucular (Pakistan, Türkiye, S. Arabistan, Mısır) ateşkesin uzatılması ya da süre dolmadan bir anlaşmaya varılması için yoğun çaba harcıyor. Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Asım Münir Tahran’a gitti. Başbakan Şerif S. Arabistan, Katar, Türkiye turuna çıktı. Antalya Diplomasi Forumu’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşecek (Ben de forumda olacağım. İzlenimlerimi bir sonraki yazıda aktaracağm.) ABD Başkanı Trump , İran’la anlaşmaya yakın olduklarını söylüyor.
Ateşkeste süre 22 Nisan’da dolacak. Arabulucular (Pakistan, Türkiye, S. Arabistan, Mısır)
ya da
süre dolmadan bir anlaşmaya varılması
için yoğun çaba harcıyor.
Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Asım Münir
Tahran’a gitti.
S. Arabistan, Katar, Türkiye turuna çıktı.
Antalya Diplomasi Forumu’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la
görüşecek (Ben de forumda olacağım. İzlenimlerimi bir sonraki yazıda aktaracağm.)
, İran’la anlaşmaya yakın olduklarını söylüyor. “Neredeyse bitti” diyor. Gerçekten öyle mi? Müzakereler nasıl gidiyor? İkinci tur doğrudan görüşmeler ne zaman, nerede yapılacak? Bir umut var mı? Sahadaki hareketlilik Trump’ın sözleriyle uyumlu mu? Okumalarım ve görüşmelerimden edindiğim izlenimi sizlere aktarayım.
ÖNCE ÖN ANLAŞMA, SONRA GÖRÜŞME KARARI
ABD ve İran müzakerelerde ilk düğmeyi yanlış iliklemişti. Aslında bunu bir önceki yazıda anlatmıştık: Cumartesi günü gerçekleşen temsil gücü yüksek müzakere öncesinde, bazı teknik görüşmelerin yapılmış ve ön anlaşmalara varılmış olması gerekiyordu. Taraflar, Pakistan’da 21 saat süren müzakerelere hiçbir ön anlaşma yapmadan gitti. Doğrudan temas ve diyalog önemli olmakla birlikte, ilk tur görüşmelerden bu yüzden netice çıkmadı.
İlk turdan sonuç çıkmayınca,
taraflar arabulucuların ilk başta önerdiği pozisyona
biraz yaklaştı. Nedir bu? ABD ve İran, “Önce teknik görüşmelerle bazı konuları ele alalım, bazı başlıklarda anlaşalım, doğrudan görüşmeyi bundan sonra yapalım” noktasına geldiler. İşte Amerikalıların, “görüşmeler iyi gidiyor” dediği, Asım Münir’in Tahran’a gitmesine neden olan bu trafik, “
.” Görüşmelerin hala dolaylı yapılıyor olması süreci karmaşıklaştırıyor. Buna rağmen, bu yeni aşamada, kurgunun düzeltildiğini söyleyebiliriz.
SORUNLARI ÇÖZMEDEN ANLAŞMA SENARYOSU
Her ne kadar
“barış şartlarını” ikiye indirse de (nükleer mesele ve Hürmüz), daha önce gündeme gelen 15 madde ve İran’ın 10 maddesi hala masada duruyor.
Bu maddeler içinde deve dişi gibi başlıklar var
. ABD’nin bölgedeki askeri varlığının reddedilmesi gibi… İran’ın geri adım atmak istemediği uranyum zenginleştirme hakkı, Hürmüz, tazminat meseleleri gibi. Mevcut durumda bu başlıklarda yaşanan tıkanıklıklar aşılmaya çalışılıyor.
Ancak yine bir önceki yazıda vurguladığımız gibi… Şartlar iki tarafı bir ön anlaşma olmadan nasıl masaya oturttuysa, yine aynı şartlar tarafları sorunları çözmeye değil çerçevesi belirsiz de olsa bir anlaşmaya zorluyor. Sorunlar çözülmese de masadan “anlaştık” diyerek kalkmak zorunda olduklarını fark ediyorlar.
Elbette tablo çok kırılgan. Karşılıklı büyük bir güven bunalımı var. Süreci sabote etmeye çalışan İsrail faktörü var. Ama yine de
sorunlu maddelerin öteleneceği, “anlaşma görüntüsünün verileceği” bir barış/mutabakat ilanıyla
karşı karşıya kalabiliriz. Burada
öne çıkacağını söyleyebiliriz. En azından mevcut tabloda bu yönde bir arayış var.
YENİ GÖRÜŞMELER HAFTASONU GERÇEKLEŞEBİLİR
İkinci doğrudan müzakerelerin ne zaman yapılacağı tartışılıyor. Trump 14 Nisan’da “Önümüzdeki 48 saat içinde” açıklaması yaptı. 48 saat geride kaldı. Benim edindiğim izlenim, ABD-İran doğrudan görüşmelerinin (temsil düzeyi henüz net değil) bu hafta sonu yine Pakistan’da yapılacağı yönünde.
ABD Başkanı Trump, ilk tur müzakereleri “iyi geçti” diye değerlendirmiş, ardından
açıklamıştı. Bu hamleyi; ABD’nin, İran’ın petrol gelirlerini engelleme, Çin’i İran’a baskı yapması için zorlama, Batılı “müttefikleri” cezalandırma arayışı olarak yorumlamıştık. Bu hamlenin bir diğer yönü şudur: ABD, Hürmüz’ü kapatarak İran’ın vurulan tesislerini yeniden inşa etmesini önlemeyi, halkın yaşamını sürdürmesini sağlayan tüm malların İran’a girişini engellemeyi, halkta rejime karşı tepki yaratarak Tahran üzerinde baskı oluşturmayı, böylece İran’ın Hürmüz blokajını kırmayı amaçlıyor. ABD ordusunun şu ana kadar blokajı başarıyla uyguladığı görülüyor.
Trump’ın o açıklamasında yer alan, ancak hiç konuşulmayan ikinci detay ABD ordusunun
Hürmüz’de yapmayı planladığı mayın temizleme faaliyetidir
. Müzakereler sürerken
ABD ordusu da bölgeye mayın gemileri gönderiyor
. Bu kapsamda mayına karşı tedbir faaliyeti planladığı anlaşılıyor. Bu faaliyeti İran’la anlaşmadan yapması zor. Bu yüksek risk ve maliyet içerir. Bu yüzden ABD ve İran’ın Hürmüz’ün statükosuyla ilgili bir karara varması gerekiyor. Nükleer meselede “anlaşmış” gibi yaparak kriz ötelenebilir. Ancak Hürmüz’de mevcut durum “geçiştirilemez.”.
İran, -biraz da savaş tazminatı ve savaş sonrası denklemde ağırlığını artırmak için- Hürmüz’de rejim değişimi, yani ücret istiyor. Trump daha önce “Belki Hürmüz’ü mollalarla beraber yönetiriz” demişti. Sevgili meslektaşım Hande Fırat, ABD ve İran’ın bu konuda anlaştığını, ancak Körfez’den gelen sert tepki üzerine planın rafa kalktığını yazdı. Makul olan Hürmüz’ün serbest geçiş odaklı eski statükosuna dönmesidir. İran’ın maddi talepleri farklı formüllerle kamuoyuna duyurulmadan da karşılanabilir.