
ABD-İran geriliminin seyrini görmek için haziran ayındaki 12 Gün Savaşı’na göz atmak yerinde olacak. Yaşananlar arasında çok sayıda benzerlik var çünkü. Gelişmeleri anlamak için hem o güne ait notlarımı karıştırdım hem de bugün olan bitenin perde arkasına bakmaya çalıştım. Neler oluyor? İran’dan beklenen yanıt geldi mi… Anlatayım…
Bir. İsrail, 13 Haziran’da İran’ı vurmadan önce, Washington-Tahran arasında diplomasi trafiği yürütülüyordu. Trump’ın özel temsilcisi Witkoff ve İran Dışişleri Bakanı Arakçi görüşüyordu. Altıncı tur için 15 Haziran takvimlendirmesi yapılmıştı. Ama önce bu görüşme ertelendi, daha sonra İsrail İran’a saldırdı. O gün bir kaynağımla yaptığım sohbeti şöyle not etmişim: “İran’ı saldırı olabileceği yönünde uyarmıştık. Ancak mesajımız önemsenmedi. Bunun sebebi ABD’nin ‘Müzakere yapılırken İsrail saldırısına izin vermeyeceğiz’ garantisine güvenmeleriydi.” Müzakereler sürerken İran’ın saldırıya uğraması Tahran’da büyük bir güven bunalımı yarattı. İkinci husus; Trump’ın, 2015 yılında Obama ile İran arasında yapılan nükleer anlaşmadan 2018’de tek taraflı olarak çekilmesidir. İran’ın bugün müzakere masasına gelmekte zorlanmasının arkaplanında özellikle bu iki sebep yatıyor.
İki. İsrail İran’a saldırılarını sürdürürken ABD de ton yükseltmişti. Krize ABD müdahalesi gelişmeleri çığrından çıkarabilirdi. Bu yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ve Pezeşkiyan’la ayrı ayrı görüşmüş, bir orta yol bulmaya çalışmıştı. Trump, Erdoğan’ın üçlü görüşme teklifini kabul etmiş, “Uçağım hazır, bir saat içinde binip İstanbul’a gelebilirim” demişti. Daha sonra Vance ve Witkoff’u İstanbul’a göndermeyi teklif etmişti. Konu İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a iletilmişti. Ancak o gün İran’dan beklenen yanıt bir türlü gelmemişti. “İran müzakereye yanaşmadığını açıkça söylemedi ama telefolara da çıkmadılar.” Bunun üzerine ABD, İran’ın nükleer tesislerine saldırdı. İran’ın o gün neden yanıt vermediğine yönelik muhtelif bilgiler mevcut. “İran Türkiye’ye o payeyi vermemek için Trump’a yanıt vermedi” analizini duyduğumu hatırlıyorum. Daha sonra “Erdoğan’ın çabaları, suikast endişesiyle iletişimi kapatan Hamaney’e ulaşılamadığı için başarısız oldu” haberleri uluslararası medyada yer aldı.
Peki, bugün durum nasıl? ABD askeri yığınak yapıyor. Trump’ın henüz son kararını vermediği, müzakerelere açık kapı bıraktığı ancak İran masaya gelmezse harekete geçebileceği haberleri dolaşıyor. Türkiye ve Katar, ABD ve İran’ı müzakere masasına oturtmak için çabalıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’a arabuluculuk teklifinde bulunduğu yazıldı. Dışişleri Bakanı Fidan da ABD’ye “Dosyaları ayırın, nükleerden başlayın, onu bitirin, sonra diğer başlıkları konuşun” mesajı verdi.
Kaynaklar diyor ki… “Üstünde çalışılan şey ABD ve İran’ın konuşmasını sağlayabilmek. Çabalar sürüyor. ‘Nükleer konu küresel bir mesele. Bu konuyu müzakere edin, geri kalan bölgesel konular. Onları bölge içinde çözeriz’ deniyor. İran bu dört dosyanın tamamını ABD ile müzakere etmek istemiyor. Özellikle balistik füze konusunda geri adım atmak istemiyorlar çünkü bunu kendi ulusal güvenlikleriyle ilgili görüyorlar.”
Amerikalılar bunu kabul etmiş görünüyor. Tartışmalar İran’ın nükleer müzakerelerine odaklanmış durumda. Axios’ta yer alan habere göre; Türkiye, Mısır ve Katar, Amerikalı ve İranlı yetkililer arasında bu hafta Ankara’da bir görüşme organize etmeye çalışıyor. Peki, İranlılar ne diyor? Sinyaller karışık. İran Dışişleri Bakanı Arakçi, bölge ülkelerinin güven inşa etmeye çalıştığını söyledi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Laricani, “Müzakereler için bir yapının oluşturulması ilerliyor” dedi. Ruhani lider Ali Hamaney, ise pazar günü sert bir tutum aldı ve ABD’nin İran’ı yutmak, petrol, gaz ve madenlerine el koymak istediğini söyledi (Önemli not: Obama yönetiminin İran’la yaptığı bir nükleer anlaşma vardı. Trump bu anlaşmadan çekildi. Eğer bir nükleer anlaşma olacaksa Trump bunun aynısını yapmak istemez. Bu onun için başarı sayılmaz. Bu yüzden nükleer anlaşmaya ek olarak İran’dan -muhtemelen petrol üzerinden- başka şeyler de isteyecektir. Hamaney’in bu arkaplanı gördüğü ya da şartların kendisine bu şekilde iletildiği analizi yapılabilir.)
Şimdi arkaplana geçebiliriz. Diplomatik girişimler Trump’ı görüşme noktasına getirdi. Peki, İran’dan geri dönüş geldi mi? Yazının yazıldığı dünkü saatler itibarıyla Tahran’dan Ankara’ya henüz bir “Tamam görüşelim” yanıtı gelmemişti. Ancak İran medyası dün öğleden sonra Pezeşkiyan’ın ABD ile müzakerelerin yeniden başlatılması emrini verdiğini yazdı.
Deniyor ki… Şu anda konuyla ilgili faal olan iki grup var. Bir. Krizin müzakere ile çözülmesi için çabalayan ülkeler (Türkiye’yi, Katar’ı, Mısır’ı buraya yazalım.) İki. ABD’nin İran’a müdahalesini sağlamaya çalışan ülkeler (İsrail başat aktördür. Renk vermese de Birleşik Arap Emirlikleri de buraya yazılabilir mi?)
Görülüyor ki… Zaman daralıyor. Hangi tarafın çabaları sonuca ulaşacak göreceğiz. Amerikalılar İran’ın oyaladığını düşünürse harekete geçebilir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.