
Küresel ekonomide gelirde eşitsizlik derinleşirken daha adil bir ekonomik düzenin kurulması için harekete geçilmesini isteyenlerin seslerini yükseltmeleri gelecek için güzel bir gelişme.
Ve şikayetçiler.
Neden?
Bu rant düzeninde çarkların bir gün kendilerini de öğüteceğini anladılar.
**
Başlık cazip ve umut verici.
Raporun içi de öyle.
Raporda, süper zenginlerin servetlerini yalnızca ekonomik güç için değil, siyasi etki ve medya sahipliği yoluyla nüfuzlarını artırmak için kullandıklarına dikkat çekiliyor.
**
Dünyanın her ülkesinde ekonomik güç sahipleri siyaseti, medyayı ve yargıyı satın alarak mevcut hükümetlere kendi servetlerini koruyan, temel hakları ise kısıtlayan politikalar dayatıyor.
Her dört kişiden biri düzenli yiyecek bulamıyor.
Sadece dolar milyarderlerinin servet artışı dünyadaki aşırı yoksulluğu 26 kez bitirmeye yetiyor.
Ama öyle olmuyor.
**
İklimleri bozanların dört ayaklı hayvanlar ve çiftçilik yapan yoksullar değil, iki ayaklı servet sahipleri olduğu da raporla belgelenmiş.
En zengin yüzde 1’lik kesim, dünyanın en yoksul üçte ikisinden daha fazla karbon emisyonuna yani havanın ve çevrenin kirlenmesine, dünyanın yaşanmaz hale dönüşmesine neden oluyor.
Küresel sermaye ve onun açtığı yoldan giden orta ve küçük sermaye ile toplumun geri kalanı arasındaki uçurum sadece ekonomik değil, sosyal, siyasal ve ahlaki.
Hükümetler, servetle güç elde edenleri memnun etmek için yanlış tercihler yaparken halkın haklı öfkesini de her türlü manipülatif yollarla başka mecralara yönlendiriyor.
Toplumlar bir şekilde uyutulurken küresel sermayenin siyaset ve ekonomi üzerindeki aşırı etkisi her alanda eşitsizliği derinleştiriyor.
Bu kötü gidişi durdurmak ya da tersine çevirmek için devletler ne yapabilir?
**
Uzmanların siyasilere önerileri gerçekçi ve uygulanabilir;
Diyorlar ki, sağlık, eğitim ve sosyal koruma gibi alanlarda eşitsizliği azaltacak kamu harcamaları artırılsın.
Paranın siyaset üzerindeki etkisi hukuki düzenlemelerle sınırlandırılsın.
Demokratik haklar korunsun.
**
Bugünkü küresel düzen sürdürülebilir değil; İnsanlığın neredeyse yarısı aşırı yoksulluk içinde yaşarken yukarıdaki azınlık kendinden başkasını düşünmeden yaşıyor. Böyle bir yaşamı da hak ettiğine inanıyor.
Dünya nüfusunun neredeyse yarısı (yaklaşık 3,8 milyar insan), günde 8,30 dolardan daha az kazanıyor, yani yoksulluk sınırında yaşıyor.
Nüfusun en yoksul yarısı küresel servetin sadece yüzde 0,52’sine sahipken, en zengin yüzde 1’lik kesim servetin yüzde 43,8’ine sahip.
Servet sahibi zenginlerle toplumun geri kalanı arasındaki uçurum büyüyor ve bu durum son derece tehlikeli ve sürdürülemez bir siyasi boşluk oluşturuyor.
Alman bir milyarder, bir buçuk saatten daha kısa bir sürede Almanya’daki ortalama bir kişinin yıllık geliri kadar kazanıyor.
Aynı dönemde Almanya’daki her beş kişiden biri yoksulluk içinde yaşıyor.
**
Bir yanda artan milyarder sayısı, diğer yanda kalıcı hale dönüşen yoksulluk.
Ve bunun adına düzen deniyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.