Hürmüz ne kadar kapalı kalacak?

04:003/03/2026, Salı
G: 3/03/2026, Salı
Yusuf Dinç

Dünya her şeyin farkında. İran’ın içine çekildiği savaşın, ABD’nin Çin ile yüzleşme arayışının ilk durağı olduğunu herkes anlayabiliyor. İsrail sadece savaşa meşruiyet oluşturma malzemesi, başka bir şey değil. ABD, Çin’in canını ve boğazını sıkacak yerleri karıştırmak için İsrail’in argümanlarını kullanıyor. Kendi içinde eylemine bir meşruiyet kaynağı buluyor ama hasta adamlar ve hastalıklı adamlar da böylece sessiz kalıyor. Gene de asıl mevzu şu: Kimse ABD’yi desteklemediği gibi kimse Çin’i de

Dünya her şeyin farkında. İran’ın içine çekildiği savaşın, ABD’nin Çin ile yüzleşme arayışının ilk durağı olduğunu herkes anlayabiliyor.

İsrail sadece savaşa meşruiyet oluşturma malzemesi, başka bir şey değil. ABD, Çin’in canını ve boğazını sıkacak yerleri karıştırmak için İsrail’in argümanlarını kullanıyor. Kendi içinde eylemine bir meşruiyet kaynağı buluyor ama hasta adamlar ve hastalıklı adamlar da böylece sessiz kalıyor.

Gene de asıl mevzu şu: Kimse ABD’yi desteklemediği gibi kimse Çin’i de desteklemiyor. O yüzden herkes sadece izliyor ama olan Venezuela’ya, İran’a şuna buna oluyor.

Ben Amerika’nın önünü arkasını düşünmeden girdiği İran savaşının bir sinir krizi hali olduğunu düşünüyorum.

Çünkü Çin’in ABD için sinir bozucu olan bir enerji kompozisyonu var. Öyle olmasa zaten bugünkü dengeler oluşamazdı.

Çin enerji ihtiyacının yarıdan fazlasını kömürden karşılıyor. Üstelik kömür ihtiyacının tamamına yakınını kendi rezervlerinden karşılıyor. Kara elmas Çin’in egemenlik kaynağı durumunda.

Geri kalan enerji ihtiyacını ağırlıklı olarak petrol (%20) ve doğalgazdan (%10); kalanını da yenilenebilir kaynaklar ile nükleer enerjiden karşılıyor.

Son yıllarda petrol ve gaz bağımlılıklarını azaltmak için hem yenilenebilir hem de nükleer enerji bakımından büyük bir atılım içine girdiğini söylemeliyim. Şu an dünyanın inşa halindeki nükleer santrallerinin çoğu Çin’de. Hatta bir de yeni enerji biçimleri keşfetmek için arayışını derinleştirdikçe derinleştiriyor. Ama şimdilik hâlâ fosil yakıtlara bağımlı. Petrol ve gazın bir bölümünü Rusya’dan karşılıyor. Doğalgaz bakımından Türki Cumhuriyetler Rusya’dan kalan kapasiteyi dolduruyor. Petrol açığı ise bugün bile isteye çatışmaların ortasında bırakılan Hürmüz ülkelerinden ve Hürmüz güzergahından karşılanıyor.

Bu şartlarda ABD için Çin’e boyun eğdirmek mümkün görünmese de petrol üzerinden uysallaştırmak mümkün görünüyor olmalı. Ama bir sinir krizi izi varsa bu işte; ABD gerçekte kendini mi teskin etmiş olur, Çin’i mi ehlileştirmiş olur?

Sinirleri bozulmuş olsa da ABD’nin kendi içinde mantıklı bir hedefi de var: Çin büyük rolüne hazırlığını bitirmeden petrol üzerinden damarına basıp meydana çekmek…

Hürmüz’ün kapalı olmasından rahatsız olmayacak dünyada tek bir ülke var, o da ABD. İran, Boğazı kapatsın diye bekliyor. Avrupa karda kışta kalacakmış falan ABD için önemli değil. O, Çin’in tepkisini ölçmek istiyor.

Peki Hürmüz kapanırsa ne kadar kapalı kalır?

Eski savaşlar gibi olsa uzun bir süre kapalı kalırdı.

Şimdi o kadar kalmaz. Fakat gene de petrol fiyatları üzerinden tartışılan bu meselede zaman uzarsa petrol fiyatları meselenin çok küçük bir kısmı olur.

Boğaz kısa süre kapalı kalırsa yönetilebilir bir durum olur. Sonuçta ülkelerin stratejik stoku var. Ama stok haddi diye de bir şey var ve bunun standardı 90 gün olarak belirleniyor. Az sayıda ülke 180 güne kadar stok kapasitesine sahip. Yani uzun soluklu bir Hürmüz krizine hiçbir ülkenin stratejik stoku ve takati dayanmaya yetmez.

Alternatif bir rota ya da kaynak bulamazlarsa gerilim yaşarlar ve dünyaya gerilim yaşatırlar. ABD, Boğazın kapalı kalmasından dolayı yaşamsal bir kaygı duymayacağı için durumun çözüme kavuşturulmasına mâni olabilir. Kendi ülkesi içinde petrol fiyatlarını sübvanse edecek bir yöntem de getirirse, Çin’in sabrını tüketene kadar Hürmüz’de çözümün savunucusu olmayacaktır.

İşte o zaman ne olur göreceğiz. Benzer şeyi İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonlara yaptıklarında Japonlar petrol bağımsızlığı için Filipinler’i işgal etmişti.

Bu sefer de Çin’i kışkırtmayı istiyorlar. Ha, Çin ile ABD arasında bağımlılık ikrar eden bir LNG anlaşması yapılırsa şartlar değişir…

Yok gerilim artacak ve Hürmüz uzun süre kapalı kalacaksa dünya değişir. Her şey değişir. Merkez bankalarının amacının enflasyon hedeflemesi olmasından başlayarak…

#Hürmüz Boğazı
#ekonomi
#Yusuf Dinç
#Politika