
Ekonomik yaklaşımımız bir yılan oldu. Büyüdü, gelişti, semirdi. Sonra imkânları kendine dar geldi, kendi kuyruğundan kendini kemirmeye başladı. Devam etse aza kaybından, dursa açlıktan telef olacak. İşte tokuşmacı rekabetin insanlığı getirdiği nokta.
Bu denklemi bozmalıyız.
Bir zengin üretmek için binlerce fakir üretmenin sonunu getirmeliyiz. Yakın tarihin buraya kadarki kısmında başvurduğumuz iktisat bilgisinin emrine girdiği finans kapitalce başarı addedilen şeyi...
İktisat bilgisinden kazanılan servet insanlığın aleyhine gelişti. Biz dahi sorunu en derinden hisseden milletlerden birisi olduk.
Buradan sonrasına iktisat bilgisiyle değil, iktisat bilimiyle devam edebiliriz. Ezberlenmiş, araçsallaşmış, normatif olarak yüklenmiş bir ekonomi anlayışı ile hakikati arayan, insanı merkeze alan bir bilim anlayışı farkına ermeliyiz.
Artık meselemiz ekonomiye atanmış parametreler ve bu parametreler arasındaki ezberlenmiş ilişkiler olmaya devam edemez.
Faizi meşru, rantı hedef yapan anlayışı değiştirmemiz lazım. Serveti ölçmek midir yahut üretimle infakla yeniden dağıtmak mıdır işimiz.
Açıkçası bize belletilen ezberler bizi değil, başkasını kurtarıyor. Bu başkası biz olsak bizi bize yabancılaştırıyor. İnsanlık adına konuşuyorum…
İnsan, kendinden fedakârlık yapmamak için mal-ü can feda edendir. Mal için kendinden fedakârlık edene ne denir?
Artık mesele ekonominin paradigması, muhatabı, yönü, derinliği ve coğrafyası…
Fert kazanırken toplumun kazandığı hikayeler kurmalıyız. Toplum kazanırken diğer toplumların, toplumlar kazanırken insanlığın kazandığı hikayeler kurmalıyız.
İktisat biliminin bize verebileceği çok şey var. Bir yorum farkına bakıyor her şey… İktisadi kemirmeyi de sosyal çürümeyi de aşabiliriz.
Kapitalist zaviyeden ekonomiyi yorumlamanın her türlü maliyetine katlandık, katlanıyoruz. Ölüyoruz, öldürüyoruz. Eskiden hepimiz kahramandık. Bugün hepimiz yaşanan sorunların bir parçasıyız.
İktisat bilgisi biz olmadığımız bir bizi bize dayattı. Kalabalık bir caddede gerçek bizi bize kaybettirdi. Birbirimizi yeniden bulmalıyız. İnsan kendini insanda bulur. Elbette bu yazıyı milletimizi yasa boğan hadiselerin etkisindeyken yazıyorum.
İnternetin çocuklar için sokaklardan, arsalardan, parklardan daha güvenli olabileceğine fikrine nasıl mecbur olduk?
Hürmüz’de duvara toslayan, Gazze’de soykırım yaşatan, okulları terörize eden, tarlalarımızdan umudu biçip teminatı eken, işletmelerimizi üreticilikten yok ediciliğe çeviren, projelerimizin sahiplerini zavallı iyimserler yapan bir iktisat bilgisine sığınıyoruz.
Bunu iktisat bilimi yapmamak adına yapıyoruz.
TÜBİTAK veri tabanında hocalarımızın ürüne veya iş modeline dönüşebilecek göz nuru yüzlerce binlerce projesi öylece duraduruyor biliyor musunuz?
Kim açıp bakacak, bu projelerin ekonomiye kazandırılması için kim sorumluluk alacak? Finanstan beklediğimiz iş bu değil mi mesela? Biliyorum değil, ama ya İslami finanstan beklediğimiz ne?
Altın rezervlerimiz üzerindeki tasarruflar, tekniğin korumasına alınıp tartışma dışına çıkarılabilir mi mesela?
Sürekli bir kayıp hissiyle, sürekli bir karşılaştırmayla bir hayat yaşanabilir mi?
Ve daha bir sürü şey…
Değişimi başlatan biz olabiliriz. İktisadın bilimini yapabiliriz. Değişimi başlatmak için gerekli her şeye ve tek şeye sahibiz; medeniyet ve irade.
Medeniyet değerlerimizle iktisadımızı kopan tendonlar gibi birbirine bir tutuştursak bilim kıvılcımlar çıkararak yeşerecek. O zaman dayanışmacı bir iktisadi akılla riski paylaşmayı, üretimi öncelemeyi ve serveti dolaşıma sokmayı sağlayacağız. Ve nihayet rekabeti disipline edip kutlu yürüyüşü insanlık için yeniden başlatacağız.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.