Kapışsalar da barışsalar da: Türkiye

04:006/01/2026, Salı
G: 6/01/2026, Salı
Yusuf Dinç

Size bir kötü bir de daha kötü haberim var. Kötü haber Çin ile ABD’nin kapışması. Daha kötü haber Çin ile ABD’nin barışması. Bu ikisi kapışırsa ve gerilim artarsa dünya için sıkıntı büyük. Ama daha tehlikelisi, bu iki gücün barışıp dünyayı birlikte paylaşmaya karar vermesidir. Biri parayı, diğeri üretimi adaletsiz kullanan iki güç… Bu ikisi uzlaşırsa, milli menfaatlerini korumak isteyen ülkeler için asıl sınav başlar. Ekonomik, askerî, siyasî ve içtimaî testler kaçınılmaz olur. Gerçekte ne Amerika’dan

Size bir kötü bir de daha kötü haberim var. Kötü haber Çin ile ABD’nin kapışması. Daha kötü haber Çin ile ABD’nin barışması.

Bu ikisi kapışırsa ve gerilim artarsa dünya için sıkıntı büyük.

Ama daha tehlikelisi, bu iki gücün barışıp dünyayı birlikte paylaşmaya karar vermesidir.

Biri parayı, diğeri üretimi adaletsiz kullanan iki güç… Bu ikisi uzlaşırsa, milli menfaatlerini korumak isteyen ülkeler için asıl sınav başlar. Ekonomik, askerî, siyasî ve içtimaî testler kaçınılmaz olur.

Gerçekte ne Amerika’dan ne de Çin’den bahsediyorum. Finans kapitalle komünal kapitalin barışmasından bahsediyorum. Dünyada artık kapitalist olmayanların yabancı unsur sayılmasından bahsediyorum.

Sosyalizm eleştirisi gibi görünen bir kapitalizm eleştirisi yapayım önce.

Sosyalizme tek bir işlev yüklendi bu dünyada; kaynak ülkelerindeki menfaatleri kapitalistlerin değil, toplumun varlığına dönüştürmek... Petrol zengini ülkelerdeki eğilimin gerekçesi buydu. Ancak sosyalizm kalıcı bir başarı üretemedi. Gerçi biraz da rahat bırakılmadılar. Sultanlıklar hatta daha iyi performans gösterdi.

Ne dediğimin anlaşılması için bir misal vereyim; belki de Musul ve Kerkük bizde olsa günün şartlarında ezilmemek için komünist olurduk.

Neyse o devir bitti.

Artık kapitalizmin yeni meşruiyeti, “kapitalizm olsun da hangi tür kapitalizm olursa olsun” noktasından alınacak. Venezuela olayı karşısında dünyanın takındığı tavrın anlattığı budur. Çok ülkeler önümüzdeki dönemde etkilenecek, etiketlenecek, epritilecek…

Yalnız ister bir çatışma yahut barış olsun; küresel kuzeyle küresel güneyin menteşesi durumundaki Türkiye için durum başka olacak.

Bu iki güç kapışsa da barışsa da Türkiye’nin ilerleyişini durduracak bir engel çıkmayacak, çıkarılamayacak. Eğer meseleyi içeride doğru ele alabilmek… Hatta dopdoğru… Artık işimiz dışarıda değil içeride. Milenyumun başından bu yana yapıp edegeldiklerimizden elde ettiğimiz esas kazanım işte budur.

Bu yüzden son dönem yazılarımda sivil bir düşünce alanının açılmaya başlamasına ve Yeni Türkler dediğim bir yeniden medeniyet birliği oluşmasına çok anlam yüklüyorum. Meseleyi dopdoğru ele almanın yolu olarak… Ve nihayet Yeni Türkleri tanımlaya da biliyorum; “ulusal ve küresel vicdanın rasyonel temsilcileri”…

Bizim en büyük problemimiz vizyon krizi idi. Devletin yönünü bilmiyor ve dahi anlayabildiğimiz kısmı içselleştiremiyorduk. Bu yüzden geçmişe özlemimizin şiddeti gelecekte var olmak irademizden güçlüydü. Ama şimdi bir şeylerin farkındayız.

Devlet pozisyonu konusunda ilk defa şeffaf. Belki devlet pozisyonu konusunda ilk defa yüzü ağırmadan karşımıza çıkabiliyor. Ve nihayet Türk milletinin önüne uzun bir fetretten sonra ilk defa bir vizyon konuyor. Yeniden Kızılelma… Türkiye Yüzyılı kavramı bu vizyonunun mottosu…

Bir asır boyunca sabredip bekledik. Şimdi artık istiklali, istikrarla tahkim etme zamanıdır.

Küresel vicdan boşluğu ve

VİZYON 2026

İstiklâl Marşı’nı yazanların istikrar marşını yazma sorumluluğunu üstlenmesi gereken bir eşikteyiz. İstikrar marşını yazamayanlar İstiklâl Marşı'nı tekrar yazmak riskiyle karşılaşır.

Türkiye’nin istikrar vizyonu meselesini dert edinen ve ciddiyetle ele alan bir mecradan bu riske karşı koyuyorum. Her sene Yazı İşleri Müdürümüz Mustafa Kahraman’dan mesaj beklerim Yeni Şafak Vizyon Ekin’e katkı daveti için. En çok da meseleleri hangi vizyonla ele alıyor, Türkiye nasıl konumlandırılıyor verisi edinmek için.

Bu yıl net bir hat çiziyor Vizyon 2026 Ekleri.

Türkiye’nin küresel konumunu hatırlatıyor, geleceği millete emanet ediyor ve küresel vicdan boşluğunu doldurma iddiasını açıkça ortaya koyuyor.

Evet, artık geçmiş parantezini kapatıp yarın parantezini açmanın zamanı geldi.

Evet, artık Türkiye’nin vazgeçilmezliğini sayısallaştırmak için pazarlık gücünü kullanmanın zamanı geldi.

Ve evet, Türk’ün tarih sahnesinden çekilmesiyle ortaya çıkan vicdan boşluğunu doldurmanın zamanı da gelecek.

Bizim bahtımız da talihimiz de Türkiye. Türkiye ise biz, hepimiziz. Kimse gelip bize bir gelecek lütfetmeyecek, onu biz kazanacağız.

Cumhurbaşkanı’nın Vizyon 2026 için ele aldığı yazısındaki ufukla bitireyim: “Ülkemizin yolu, sonuna kadar açıktır. Gelecek, Türkiye’nindir; gelecek, bu aziz milletindir.”

#Politika
#Diplomasi
#yusuf dinç