Mübarek üç ayların inşa ettiği “Ramazan medeniyeti”

04:0013/02/2026, Cuma
G: 13/02/2026, Cuma
Yusuf Kaplan

Ramazan mevsimi başlamak üzere… Direniş, diriliş ve varoluş mevsimi Ramazan’ı medeniyetin minyatür ölçekte inşası ve ihyası olarak tarif etmiştim. MTO Azerbaycan Temsilcimiz Uçar Azizov, buradan yola çıkarak muhteşem yazılar yazdı. İlk görünümü sizlerle paylaşıyorum. Zihin açıcı okumalar. Ramazan’ı çok özlemiştik. Özümüzü gürleştiren mevsim özlenmez mi? *** Yusuf Kaplan hocamızın tabiriyle söylersek “Ramazan ayı medeniyet ayıdır”. Kendisi de bunu “Ramazan medeniyeti” olarak nitelendiriyor. Ramazan

Ramazan mevsimi başlamak üzere… Direniş, diriliş ve varoluş mevsimi Ramazan’ı medeniyetin minyatür ölçekte inşası ve ihyası olarak tarif etmiştim. MTO Azerbaycan Temsilcimiz Uçar Azizov, buradan yola çıkarak muhteşem yazılar yazdı.

İlk görünümü sizlerle paylaşıyorum.

Zihin açıcı okumalar. Ramazan’ı çok özlemiştik. Özümüzü gürleştiren mevsim özlenmez mi?

***

Yusuf Kaplan hocamızın tabiriyle söylersek “Ramazan ayı medeniyet ayıdır”. Kendisi de bunu “Ramazan medeniyeti” olarak nitelendiriyor. Ramazan orucu bizi hem bedenen hem ruhen arındırır. Ramazan’ın bizden istediği temizlenerek kendimizi bilmek, kendimizi bulmak ve kendimiz olmaktır. Bu “oluş” serüveni aynı zamanda medeniyetin enfûsî boyutunu belirleyen temel etkendir. Ramazan’ın bir özelliği de kendisinden önceki iki ayın (Recep ve Şaban) kendisine ulaşmak için bir hazırlık ayı olmasındadır. Bunu peygamber efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) hadislerinden biliriz. Ve bu, gelenek hâlinde günümüze kadar ulaşmıştır.

Ramazan ayı dahil bu üç ay hem ferdi bir arınma (“ümmileşme” (Yusuf Kaplan)) hem de toplumsal bir bütünleşme (“ümmetleşme” (Yusuf Kaplan)) serüvenidir. Çünkü sadece bedensel bir arınmadan konuşmak meseleyi daha niteliksiz hâle getirir. Ramazan ayının öncesi olduğu gibi sonrası da vardır. İnsan sonraki aylarda ister istemez dünya ile teması sayesinde etkileniyor. Ve aslından uzak düşüyor. Yılda bir ayın arınma ayı olması insanın kendi özüne yolculuk yaparak hakikatten kopmaması içindir. Demek ki Ramazan ayının ferde bakan yönüyle birlikte bir de bunun toplumsal tezahürü söz konusudur. Peki nasıl? İnsan hem toplumdan etkilenen hem de onu etkileyendir. İnsanın arınma ihtiyacı toplumla olan ünsiyetinden doğan bir zarurettir. Oruç ibadetiyle insan, enfûsî yolculuk yapar. Derunî sesle afakî düzeyi inşa ve ihya eder. Ramazan ayının kendinden önceki iki ayla birlikte “üç mübarek aylar” olarak nitelendirilmesi bu ihya ve inşa serüveninin irfanî boyutunun keşfi potensiyelini kendisinde saklaması demektir.

Bu üç ayı Yusuf Kaplan hocamızın “Ramazan Medeniyeti” bağlamı içinde ele alarak kendisinin kavramlarınca devam üzere bir tekmilleşme süreci olarak okuyabiliriz. Receple başlayan ferdi yolculuk, Ramazanda toplumsal ihya ve inşa bağlamında kemale ermiş olur.

Mübarek üç aylar, dünyanın katıldığında semaya açılan kapıdır. Bu kapıdan semâ’ya ulaşan nefsimiz, enfûsî derinlikte ruhun nefesini alır. Dedik ki, günümüz dünyasında insanlık medeniyete muhtaçtır. Ki Yusuf Kaplan hocamız “Ramazan Medeniyeti” tabiriyle bunu netleştirmiştir. Bugün dünya, “Rasyonalizm, Pozitivizm ve Hümanizm” kavramlarının insanlığı yatay düzleme indirgediği hayat şartları içinde ruhunu kaybetmektedir. İşte Ramazan Medeniyeti, üç aylarla birlikte “ruh”un dirilişi ve “kalb”in uyanışını “akıl” mekanizmasında yaşanılır bir dünya inşa etmenin temellerini da atıyor. Her ay, sırasıyla fertten topluma doğru hayatı ruh ile doldurur. Ramazan’da sadece mide değil, akıl ve kalpler dünyadan boşalır. Boşluk, ruhun nefesiyle canlanır ve derunî bir boyut kazanır.

Recep-Şaban-Ramazan ayları Yusuf Kaplan hocamızın inşa ettiği “kitap-mizan-hadid” üçlemesinin “merhamet” temelini atmaktadır. Bu aylar, gösterdiğimiz denklemin medeniyetimizden süzülen tecellisinden hayata akseder: “Adalet-Vahdet-i Vücûd-İnsan-ı Kâmil»

“Recep ayı”: Akıl-kalp-ruh birliğinin “kitap” kavramı içinde “adalet”le bütünlüğü

Bu üç kavram modernite tarafından işlevsiz hâle getirildi. Yıkıldı dünyamız. Adaleti, “Rasyonalizm” İlahi hakikatindan kopardı, ‘Kartezyen Özne’nin kalp ve ruhtan soyutlanmış aklına hapsetti. Akıl - otonom kendine yeterli; kalp - psikolojik alan; ruh - ya yoktur ya da metaforik bir nesneye indirgendi. 

Recep ayı, Ramazan’a hazırlık yolunda bu kopukluğu tamir etmekle işe başlar. Şöyle ki, Yusuf Kaplan hocamızın kavramları ışığında bakmakta yarar var: Akıl-kalp-ruh denklemiyle akıl, kalp ve ruh ile uyumlu çalışır.  Recep ayı, haram ayıdır. Diğer taraftan kelime anlamlarından biri de heybet duymak (yani çekinmek veya sınır duymak) olarak geçer. Cahiliye döneminde de haram ay olarak bilinir. Bu ayda savaş durur, kan dökülmez, zorbalık askıya alınır. İslâm’la birlikte “hudut koyan zaman” olarak kabul edilmiştir. Bunu kavramsal bir çerçevede okursak: keyfîliğin durması, gücün askıya alınması ve sınırların hatırlanması gibi anlamlar ortaya çıkar. Adalet, hukuk ve ölçü burada kendisini ortaya koyar. Akıl, soyutlanmış durumdan çıkar, kalp ve ruhun renginde melekî bir boyut kazanır. “Kitap” bu bağlamda merhamete giden yolun manevî kapısı oluyor. Kuru ve mekanik kanunlarla sıkışan akıl, kalp ve ruh ile kitabın derinliğini ortaya çıkarıyor. Harfler ve kelimeler zamandan koparak tarihin bütününü kucaklayan ilahi “an” kapsamından ruhla temas eder. Bu ruhtan akla kalp yoluyla nefes gelir. Akıl, sonsuzluğun nefesinde hakikatin engin ve kucaklayıcı sesi olur. Bunun için akla kalp ile sınır getirmek lazım. Kalp, sınır değil sonsuzluktur. Akla sınır koymak onu kendi dar sınırından çıkarmaktır. Recep ayı aklı; kalp ve ruh ile kucaklar. “Adalet” burada kitabî tecelli olarak tezahür eder. Çünkü adalet, eşitlemek değil, mertebelerde eşyanın anlamına doğru yeri vermektir. Otonom birey yerini mesul ve mükellef olana bırakır. Akıl-kalp-ruh ile zihin-zemin-zaman birliği adaletli şekilde hayata akseder. Fertten topluma bağlayan köprü inşasına zemin hazırlanır. İşte bu köprü “Şaban” ayında kurulacak olan fikir köprüsüdür.

#aktüel
#hayat
#Yusuf Kaplan