Trump, ABD’yi savaşa nasıl sürükledi?

04:0010/04/2026, Cuma
G: 10/04/2026, Cuma
Yusuf Kaplan

Yahudiler, Amerikan derin devleti’nin bütün görünür görünmez kurumlarının sahibi, dolayısıyla Amerika’nın hâkimi. TARİHTE KURULMUŞ EN BÜYÜK YAHUDİ İMPARATORLUĞU: ABD Evet ABD, tarihte kurulmuş en büyük Yahudi imparatorluğu. İsrail’in Gazze soykırımından önce bu tür yazılar yazıyordum. Ama inanılmaz saldırılara maruz kalmaktan kurtulamıyordum. Hem Türkiye’de hem de İsrail’de. Türkiye’de İsrail beslemesi satılık tipler, “komplocu bu” diye itibar suikastı yapıyorlardı. Oysa ben verili yazıyordum, her

Yahudiler, Amerikan derin devleti’nin bütün görünür görünmez kurumlarının sahibi, dolayısıyla Amerika’nın hâkimi.


TARİHTE KURULMUŞ EN BÜYÜK YAHUDİ İMPARATORLUĞU: ABD

Evet ABD, tarihte kurulmuş en büyük Yahudi imparatorluğu.

İsrail’in Gazze soykırımından önce bu tür yazılar yazıyordum. Ama inanılmaz saldırılara maruz kalmaktan kurtulamıyordum. Hem Türkiye’de hem de İsrail’de. Türkiye’de İsrail beslemesi satılık tipler, “komplocu bu” diye itibar suikastı yapıyorlardı. Oysa ben verili yazıyordum, her kurduğum cümlenin -ne kadar ağır teorik metinler olursa olsun- verilere, somut gerçeklere dayanması gerektiğini her zaman vurgularım; buna rağmen içerdeki bazı malum mahfiller, içimizdeki İsrail beslemesi ve/veya dışarıdan fonlanan Sorosçu hesaplar bu tür yazılardan ötürü itibar suikastı yapacak linç girişimleri yapmaktan geri durmuyorlardı.

İsrail medyası da, özellikle de Jeruselam Post ve Haaretz gazeteleri yazdığım bu tür yazıları neredeyse her zaman manşete çekerek beni hedef gösteriyordu.

Yine bu minval üzere 8 yıl önce yazdığım bir yazımda “Gazze, dünyayı özgürleştirecek” diye yazmıştım.

7 Ekim, dünyanın Yahudiler ve uşakları siyonistler tarafından nasıl esir alındığını gösteren yazılarımın ne kadar doğru ve öngörülü yazılar olduğunun anlaşılması için de dönüm noktası oldu adeta.

Gazze bir ayna oldu her şey için: Dünyanın Yahudiler tarafından nasıl esir alındığını gözler önüne serdi. Bugünkü yazımda bunun bizzat kendileri tarafından itirafı gibi bir makale yayınlayacağız New York Times gazetesinden.

Malum, New York Times gazetesi, Amerika’daki Yahudilerin kalesi ve hâkimiyetlerinin en güçlü sembol kurumlarından biri.

Trump’ın Amerika’yı içeriden ele geçiren Yahudi gücünü etkisiz hâle getirmek için verdiği mücadelede Trump’a cepheden saldıran ve yalan haber yayınlamaktan çekinmeyen bir Yahudi müsveddesi.

ABD-İsrail ile İran savaşının başlangıcından bu yana Trump hakkındaki en yıkıcı haberini 8 Nisan Çarşamba günü yayınladı. Trump’ın savaşa nasıl sürüklendiğini sarsıcı bir dille ifşa efen büyük yankı uyandıracak bir yazı bu.

Jonathan Swan ve Maggie Haberman imzasıyla yayınlanan bu yazılarında, Trump’ı, “Beyaz Saray’ın Kuklası” olarak tarif ediyorlar ve Trump’ın İran’a karşı savaşa girme kararını nasıl aldığını ayrıntılı olarak anlatıyorlar. Sizleri, bu ibretlik yazıyla, manidar New York Times makalesiyle baş başa bırakıyorum…


“BEYAZ SARAY’IN KUKLASI: TRUMP”

“Netanyahu bir rüya sattı. 11 Şubat’ta, Durum Odası’nda, İsrailli Başbakan dört perdelik bir senaryo sundu: Yüce Rehber’i öldürmek, İran ordusunu yok etmek, halk devrimi başlatmak, yeni bir rejim kurmak. Hatta İran’ın “gelecekteki liderleri”yle bir montaj videosu bile gösterdi. Trump cevap verdi: “Bana iyi geliyor.” Tek bir cümleyle, bölgenin kaderini mühürlemişti.

Ertesi gün, CIA bunun boş laf olduğunu söyledi. Netanyahu’nun sunumunun 3. ve 4. kısımları, halk devrimi ve rejim değişikliği, Ratcliffe tarafından bizzat “komedi” olarak nitelendirildi. Rubio tercüme etti: “Başka bir deyişle, saçmalık.” General Caine ekledi: “Bu, İsraillilerin standart prosedürü. Abartıyorlar ve planları her zaman iyi geliştirilmiş olmuyor.”

Trump duydu. Ve yine de evet dedi.

Vance her şeyi gördü. Başkan Yardımcısı, odadaki tek kişi olarak doğrudan karşı çıktı, savaşın “Trump’ın siyasi koalisyonunu yok edebileceğini” uyararak, Ormuz Boğazı’nın gerçek kırılgan nokta olduğunu, bir rejimin hayatta kalması söz konusu olduğunda İran’ın misillemelerini kimsenin öngöremeyeceğini söyledi. Şöyle dedi: “Bunun kötü bir fikir olduğunu düşündüğümü biliyorsun. Ama eğer yapmak istiyorsan, seni destekleyeceğim.”

Bu siyasi cesaret değil. Bu itaat.

Susie Wiles izledi. Endişeleri olan kabin şefi, diğerlerinin önünde bir askeri karara dair görüş bildirmenin “görev alanı dışında” olduğunu düşündü. “Danışmanları görüşlerini paylaşmaya teşvik etti.” Sessiz kaldı.

General Caine asla hayır demedi. Riskleri ortaya koydu: Munisyon stoklarının azalması, Ormuz Boğazı, zafer için net bir yol yok. Sonra şöyle dedi: “Eğer operasyonu emrederseniz, orduyu icra edecek.”

Trump ise “sadece duymak istediğini duyuyordu.”

Ve Trump, kendi generalinin belirlediği sürenin 22 dakika öncesinde Air Force One’da imzaladı: “Operation Epic Fury onaylandı. İptal yok. Bol şans.”

İşte 21. yüzyılda savaşa böyle giriliyor. Ciddi bir müzakereyle değil. Kongre oylamasıyla değil. Çıkış stratejisiyle değil. Netanyahu’nun slayt gösterisiyle, bir “bana iyi geliyor”la ve bir uçaktan gönderilen notla.

Beyaz Saray’ın Kuklası’nda, gerçek karar vericilerin Trump’ın izlediği sunumları hazırlayanlar olduğunu yazıyorum. Netanyahu bunu herkesten iyi anladı. Mossad’ı arka plan olarak kullanarak Durum Odası’nda bir saatlik görsel şov sahneledi, “gelecekteki liderler” videoları, hızlı ve temiz bir zafer vaadiyle.

Ve Trump evet dedi. Vance, Rubio, Wiles ve Caine izlerken.”

#Trump
#ABD
#Gazze
#Yusuf Kaplan