
Trump yönetiminin Grönland’ı doğrudan ABD nüfuz alanına alma girişimi, NATO’nun son dönemde sorgulanan müttefiklik tabutuna son çivi mi olacak? Trump yönetiminin, Avrupa'ya rağmen Grönland ısrarı, "Washington, kendi çıkarlarını NATO şemsiyesine bırakmak istemiyor" değerlendirmesine neden oldu.
ABD'de Donald Trump yönetiminin NATO üyesi Danimarka'ya bağlı özerk bölge Grönland’ı ilhak etmeye yönelik söylemleri güvenlik mimarisinin geleceğini de sorgulatıyor. İngiliz The Economist dergisinin aktardığına göre Washington, Batı İttifakı ortağı Danimarka’yı devre dışı bırakarak Grönland yönetimine doğrudan sunulabilecek bir Serbest Ortaklık Anlaşması (Free Association Agreement) taslağı üzerinde çalışıyor. ABD’nin Micronesia, Marshall Adaları ve Palau ile uyguladığı bu model, ekonomik destek ve yaşam standartlarının yükseltilmesi karşılığında savunma yetkilerinin Washington’a devrini öngörüyor. ABD'den gelen tehdit ve taleplerin ardından Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen'in, “Eğer ABD bir başka NATO ülkesine askeri saldırı kararı alırsa, her şey durur. Buna NATO ve İkinci Dünya Savaşı'nın sonlanmasından bu yana sağlanan güvenlik de dahil” ifadeleri varoluşsal krizi göz önüne koydu.
BÖL VE AL
Trump yönetiminin stratejisinin iki temel hedefi olduğu belirtiliyor: İlki, Grönland ile Danimarka arasındaki siyasi ve toplumsal bağları zayıflatmak; ikincisi ise Kopenhag’ı by-pass ederek ada yönetimiyle doğrudan müzakere zemini oluşturmak. Bu yaklaşım, ABD’nin geleneksel müttefiklik ilişkilerinden ziyade, güç hiyerarşisine dayalı yeni bir dış politika anlayışına yöneldiğinin işareti olarak okunuyor.
KİMSE SAVAŞAMAZ
Bu dönüşümün en çarpıcı yansıması ise Beyaz Saray Özel Kalem Yardımcısı ve İç Güvenlik Danışmanı Stephen Miller’ın CNN’de yaptığı açıklamalar oldu. Miller’ın “Grönland ABD’nin bir parçası olmalı” çıkışı ve "Kimse Grönland'ın geleceği için ABD ile askeri olarak savaşamaz" değerlendirmesi, NATO müttefikleri arasında ciddi bir rahatsızlık yarattı. Danimarka, Fransa, İtalya, Almanya, Polona, İspanya ve İngiltere liderleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ilhak etme yönündeki ifadelerine ilişkin ortak açıklama yaparak, "Grönland, Grönland halkına aittir. Danimarka ve Grönland’ı ilgilendiren konularda karar verme yetkisi, sadece Danimarka ve Grönland’a aittir" tepkisini gösterdi.
ARTIK BAŞKA BİR KITA
Bu gelişmeler, ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde Avrupa’nın giderek “yük” olarak tanımlanmasıyla da örtüşüyor. Grönland'ı Batı Yarımküre diye tanımladığı nüfuz alanında değerlendiren belgede Atlantik’in doğu yakası, ekonomik durgunluk, siyasi bölünmüşlük ve güvenlik zaaflarıyla anılan bir bölge olarak tasvir ediliyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Ukrayna-Rusya Savaşını “başka bir kıtadaki mesele” olarak nitelemesi de zihniyet değişimini gösteriyor.
İTTİFAK DENKLEMDE YOK
Trump’ın her iki başkanlık döneminde de NATO içindeki yük paylaşımını sert biçimde eleştirmesi, Avrupa’nın savunma kapasitesini yetersiz bulması ve AB içerisinde İtalya, Macaristan ve Polonya gibi ülkelerle özel ilişkiler geliştirme çabaları, Batı İttifakı’nın iç bütünlüğünü zayıflatan unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda, Venezuela’ya yönelik saldırgan hamlelerin ardından NATO'nun güvenlik şemsiyesi altında olan Grönland’ın ABD hakimiyetine alınmak istenmesi, "Trump yönetimi Kuzey Atlantik İttifakı'nı gözden mi çıkardı" sorusuna da sebep oldu.
AVRUPA MENÜDE
ABD Başkanı ikinci görev dönemine başladığı günlerde, Çin, Rusya ve ABD'nin oturacağı ve küresel meselelerinin ele alınacağı üçlü bir müzakere masası önermişti. Masada Avrupa'nın büyük güçleri diye nitelenen İngiltere, Fransa ya da Almanya'ya yer verilmemesi "Masada olmayan Avrupa'nın menüye kondu" diye değerlendirimişti.










