Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Konakovic: Türkiye sadece Balkanlar’da değil küresel ölçekte kilit aktörlerden biri

14:5530/01/2026, Cuma
G: 30/01/2026, Cuma
Yeni Şafak
Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakovic.
Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakovic.

Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakovic, Türkiye ile ilişkileri “kardeşane ve stratejik” olarak nitelendirerek Ankara’nın Bosna-Hersek’in egemenliği, istikrarı ve Avrupa-Atlantik yoluna verdiği desteğin hayati önem taşıdığını vurguladı. Konakovic, “Türkiye bugün, sadece Balkanlar’da değil, küresel ölçekte de kilit siyasi aktörlerden biridir. Ülkemiz açısından Türkiye’nin rolü önemlidir; çünkü hem bölgemizin koşullarını yakından tanıyan bir devlettir hem de aynı zamanda Batı ve Doğu ile gelişmiş ilişkilere sahiptir. Kriz dönemlerinde Türkiye, Bosna-Hersek’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne açıkça saygı göstererek, çoğu zaman tansiyonun düşürülmesinde dengeleyici bir unsur olmuştur” ifadelerini kullandı.

Konakovic, BalkanNews’e yaptığı değerlendirmede Türkiye’yi Bosna-Hersek ve Balkanlar için “birleştirici ve dengeleyici kilit aktör” olarak tanımladı; iki ülke arasındaki ortaklığın her alanda derinleştiğini söyledi.

Konakovic, açıklamalarına şu şekilde devam etti;
Bosna Hersek ve Türkiye arasındaki mevcut ilişkilerin düzeyini ve stratejik ortaklığı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bosna-Hersek ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler, klasik iyi ikili ilişkilerin ötesindedir. Bunları haklı olarak kardeşane olarak adlandırabiliriz. Bu ilişkiler derin tarihi, kültürel ve duygusal bağların yanı sıra çok yoğun bir siyasi diyalog ve somut bir iş birliğine dayanmaktadır. Ticaret hacmi artıyor, Türk şirketleri Bosna-Hersek'te istihdam yaratıyor ve önemli altyapı projeleri üzerinde birlikte çalışıyoruz. Bosna-Hersek'teki çok sayıda tesis, en önemli ortaklarımızdan biri, bölgede ve dünyada son derece güçlü bir siyasi aktör olan ve Bosna-Hersek'in egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve Avrupa-Atlantik yolunu tutarlı bir şekilde destekleyen bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti'nden gelen bağışlarla yenilenmiştir. İlişkilerimizi samimi, açık, güvenilir ve gerçek anlamda ortaklık temelli olarak tanımlayabilirim.

'İlişkimiz son derece samimi, dinamik ve her şeyden önce iyi niyetlidir'

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile kişisel ilişkilerinizi nasıl tanımlarsınız?

İlişkimiz son derece samimi, dinamik ve her şeyden önce iyi niyetlidir. Bakan Fidan’ı, Bosna-Hersek’in büyük bir dostu ve Balkanlar’ı; travmalarımızı, zayıflıklarımızı ama aynı zamanda potansiyellerimizi çok iyi anlayan bir kişi olarak görüyorum. İkimiz, dünyanın farklı yerlerinde düzenlenen çok taraflı toplantılarda sık sık bir araya geliyoruz ve neredeyse her zaman güncel konuları ayrıntılı şekilde ele alma fırsatı buluyoruz. Bölgesel istikrardan ekonomiye, Bosna-Hersek’in Avrupa ve Avro-Atlantik yoluna kadar pek çok başlığı konuşuyoruz. Gerçekliği diplomatik süslemelere başvurmadan, son derece açık ve doğrudan görüşmeler yapıyoruz. Bence tam da bu karşılıklı samimiyet, en büyük gücümüzdür. Bu temeller üzerinde, ülkelerimizde yaşayan tüm halkların yararı için iki devlet arasındaki ortaklığı inşa ediyor ve güçlendiriyoruz.

'Türkiye’nin rolü önemli'

Sizce Türkiye'nin rolü Bosna-Hersek ve bölgenin istikrarı için neden önemli?

Türkiye bugün, sadece Balkanlar’da değil, küresel ölçekte de kilit siyasi aktörlerden biridir. Ülkemiz açısından Türkiye’nin rolü önemlidir; çünkü hem bölgemizin koşullarını yakından tanıyan bir devlettir hem de aynı zamanda Batı ve Doğu ile gelişmiş ilişkilere sahiptir. Kriz dönemlerinde Türkiye, Bosna-Hersek’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne açıkça saygı göstererek, çoğu zaman tansiyonun düşürülmesinde dengeleyici bir unsur olmuştur. Bunu, farklı üçlü mekanizmalar aracılığıyla ülkemize verdiği somut desteklerde ve barış ile diyalog girişimlerine ev sahipliği yapma konusundaki istekliliğinde birçok kez gördük. Ayrıca Türkiye, Avrupa ve Avro-Atlantik entegrasyon sürecimizi güçlü biçimde desteklemekte, bu da bölgesel güvenliği daha da pekiştirmektedir. Bizim, bizi ayrıştırmak için değil, birbirimize bağlamak için gelen ortaklara ihtiyacımız var; Türkiye de tam olarak böyle bir ortaktır.

'Bağlarımız özel ve yüzyıllara dayanıyor'

İki ülke arasındaki kültürel ve insani bağlar ne kadar önemli?

Bağlarımız özel ve yüzyıllara dayanıyor. Benzer bir mentaliteye sahibiz; iç içe geçmiş ailevi ve tarihsel hikâyelerimiz, ortak hatıralarımız ve yaralarımız var. Bugün bu bağları eğitim, kültür, spor ve turizm alanlarındaki iş birliğiyle; öğrenci değişimleri, şehirlerimiz ve kurumlarımız arasındaki ortak projeler aracılığıyla yaşatıyoruz. Özellikle Bosna-Hersek kökenli olup Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan insanlar çok önemli bir köprü oluşturuyor. Onlar sadece duygusal bir bağ değil; aynı zamanda ekonomi, yatırımlar, turizm ve ihracatımızın tanıtımı açısından büyük bir potansiyel. Bu insanları Bosna-Hersek’in ekonomik kalkınmasına ve Türkiye ile genel ortaklığın güçlendirilmesine daha güçlü şekilde dâhil etmek bizim sorumluluğumuzdur. Gelecekte de iş birliğimizin karşılıklı saygı ve ortak çıkarların gözetilmesi temelinde büyümeye devam edeceğine inanıyorum.

'Hedefimiz istikrarlı, işlevsel ve Avrupalı bir Bosna-Hersek’tir'

Milorad Dodik’e siyasi faaliyet yasağı getirilmesinin ardından süreci nasıl görüyorsunuz?

Bosna-Hersek, tüm engellemelere rağmen Avrupa Birliği’ne doğru ilerleyen bir devlettir. Bu yol ne hızlıdır ne de kolay; ancak son derece nettir: hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, işlevsel kurumların inşa edilmesi ve anayasal düzeni hedef alanlar için hesap verebilirliğin sağlanması. Mahkeme kararlarına uyulmak zorundadır. Devleti zayıflatan her türlü davranış, kimden ve Bosna-Hersek’in hangi bölgesinden gelirse gelsin, mutlaka açık sonuçlar doğurmalıdır. Bu, günlük siyasi sempati meselesi değil; tüm vatandaşlarımızın hukuku ve güvenliği meselesidir. Bu durumun, Bosna-Hersek’teki birçok siyasi aktör için bir uyanış anı olmasını bekliyorum. Artık engellemeler ve tehditler yerine, diyaloğa, tansiyonun düşürülmesine ve uzlaşı arayışına daha fazla odaklanma zamanıdır. Bizim hedefimiz istikrarlı, işlevsel ve Avrupalı bir Bosna-Hersek’tir. Bu vizyonu paylaşan herkes bizim ortağımız olacaktır. Israrla istikrarsızlık ve çatışma yolunu seçenler ise—ve Dodik tam da bu tür bir siyasetin sembolüdür—doğal olarak siyasi marjine itilecektir. Bu, halihazırda tanıklık ettiğimiz bir süreçtir.

'Anlaşma yıllardır ayrılıkçı güçlerin saldırısı altındadır'

Dayton Anlaşması bugün bir çözüm mü yoksa sorun mu? Değiştirilmesi gerekir mi?

Dayton Barış Anlaşması her şeyden önce savaşı durdurmuş ve Bosna-Hersek’e barış getirmiştir. O savaşta reşit olmayan bir savaşçı olarak bulunmuş biri olarak, barışın ne kadar kıymetli olduğunu ve bu anlaşmanın o dönemde nasıl bir rahatlama duygusuyla karşılandığını çok iyi biliyorum. Bu anlaşma mükemmel değildir; ancak o zaman da bugün de devletin varlığını sürdürebilmesi açısından hayati öneme sahip olmuştur. Ancak aradan geçen otuz yılın ardından, devletin işlevselliğini ve daha hızlı gelişimini engelleyen ciddi sınırlamaların bulunduğunu açıkça görüyoruz. Sorun kâğıdın kendisi değil; bazı siyasi aktörlerin onu yorumlama ve—bence—istismar etme biçimidir. Anlaşma yıllardır ayrılıkçı güçlerin saldırısı altındadır; fakat çözüm barışı yıkmak değil, kurumları güçlendirmek ve Bosna-Hersek’i daha işlevsel kılacak, Avrupa standartlarıyla uyumlu hâle getirecek reformlar üzerinde uzlaşmaktır. Değişiklikler, demokratik süreçler yoluyla; iç uzlaşıyla ve uluslararası toplumdaki dostlarımızın desteğiyle yapılmalıdır. Herkesin her şeyi bloke edebildiği bir ülkede, kilit unsur sorumluluk, diyalog ve bu devletin tüm halklarının ve vatandaşlarının ortak evi olduğu bilincidir.

'Bosna-Hersek, ciddi atılımlar yapabilecek kapasiteye sahiptir'

Dışişleri Bakanı olarak görev sürenizde, sizin perspektifinizden en büyük zorluk nedir?

En büyük zorluk, kuşkusuz iç siyasi sistemimizin karmaşıklığı ve Bosna-Hersek’in nasıl bir devlet olması gerektiğine dair derin görüş ayrılıklarıdır. Kurumları içinde sık sık mevzi siyaseti yürütülen bir ülkenin dış politikasını yönetmek kolay değildir. Gerilimleri yükseltmek, korkuları beslemek ve insanları bölmek çok kolaydır; güven inşa etmek, uzlaşı sağlamak ve ortak bir vizyon oluşturmak ise çok daha zordur. Buna rağmen bazı önemli konularda gurur duyuyorum: Avrupa yolumuzun hızlanması, ekonomik diplomasinin güçlendirilmesi, çok sayıda ülkeyle ilişkilerin yoğunlaştırılması, Batı’daki ve Doğu’daki dostlarımızla bağların yeniden canlandırılması ve diasporamız, özel sektörümüz ile kurumlarımız arasında giderek daha güçlü köprüler kurmamız. Bosna-Hersek, ciddi atılımlar yapabilecek kapasiteye sahiptir. Bizim görevimiz kapıları açmak, gençler için fırsatlar yaratmak, ekonomiyi güçlendirmek ve siyasi farklılıkları bir mazeret değil, bir motivasyon unsuruna dönüştürmektir. Bu hedefe tamamen bağlıyız ve geri adım atmayı düşünmüyoruz.


#Bosna-Hersek
#Türkiye
#Elmedin Konakovic