
İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli mahkumlara yönelik insanlık dışı uygulamalara bir yenisi daha eklendi. Euro-Med İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün yayınladığı “Duvarların Ardındaki Başka Bir Soykırım” başlıklı rapor, 7 Ekim 2023’ten bu yana Filistinli esirlere yönelik cinsel şiddetin sistematik bir devlet politikasına dönüştüğünü ortaya koydu. Raporda, kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 9 bin 600’den fazla esirin “ağır ve sistematik ihlallere” maruz kaldığı belirtiliyor. Raporda, tecavüz, cinsel işkence ve aşağılayıcı muamelelerin mahkumları sindirmek ve iradelerini kırmak amacıyla organize şekilde uygulandığı vurgulandı. Bir yıl boyunca gözaltında tutulan 43 yaşındaki Wajdi, sorgu sırasında askerler tarafından defalarca cinsel saldırıya uğradığını belirterek, “Beni çıplak şekilde metal bir yatağa bağladılar. Bir asker bana tecavüz etti. Acıdan çığlık attım ama her çığlık attığımda daha çok dövüldüm. Askerler bunu kameraya alıp alay etti. Kanıyordum, ölümü diledim” ifadelerini kullandı. Raporda, Ekim 2023’ten bu yana işkence, aç bırakma ve tıbbi ihmal sonucu 89 esirin hayatını kaybettiği bildirildi. Bu kişilerden 52’sinin Gazze’den olduğu kaydedildi. Yaklaşık bin 200 esirin kronik ve ağır hastalıklarla mücadele ettiği, bunlar arasında 35 kanser hastasının bulunduğu aktarıldı.
SİSTEMATİK CİNSEL SALDIRI
Bir başka 48 yaşındaki tutuklu ise sorgu sırasında maruz kaldığı işkenceyi, “Sorulara ‘bilmiyorum’ dediğimde testislerime şiddet uyguladılar, yoğun acı nedeniyle bayıldım. Kendime geldiğimde hastanedeydim ve ağır hasar aldığımı öğrendim” sözleriyle aktardı. Raporda, benzer şekilde çok sayıda esirin cinsel organlarına yönelik işkenceye maruz kaldığı, metal çubuklar ve sert cisimlerle saldırıya uğradığı, elektrik şoklarıyla işkence edildiği ve bunun kalıcı sakatlıklara yol açtığı belirtildi. Mahkumların cinsel organlarına yönelik çok ciddi saldırılar gerçekleştirildiği kaydedildi. Raporda, Filistinli kadın ve çocukların da sistematik cinsel şiddete maruz kaldığı, zorla soyma, tecavüz tehdidi ve psikolojik baskının sorgulama yöntemlerinin bir parçası haline getirildiği vurgulandı. Tutuklulardan bazıları, üzerlerine idrar yapıldığını ve aşağılayıcı sözlü tacizlere maruz bırakıldıklarını dile getirirken birçok esir ise ağır psikolojik yıkım yaşadıklarını ifade etti.









