Maliki: Yaptıkları yapacaklarının teminatı

Mahmut Osmanoğlu
04:004/02/2026, Çarşamba
G: 4/02/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
George Bush - Nuri el–Maliki
George Bush - Nuri el–Maliki

Maliki’nin yeniden dönme ihtimali ülkede mezhepçi siyasetin tırmanması endişelerini artırıyor. Maliki’li yeni dönemin Şam’daki yönetim ile normalleşmeyi engellemesi de bekleniyor. Suriyeliler Maliki’yi sadece Suriye ve Irak’ın istikrarına değil tüm bölge için bir tehdit olarak görüyor. Maliki iktidarının önceki politikalarını sürdürmesi halinde, PKK, su meselesi, Kalkınma Yolu Projesi ve Suriye başlıkları üzerinden Türkiye’ye yönelik olumsuz etkilerin ortaya çıkması beklenebilir.

Muntazar ez–Zeydi isimli gazetecinin 2008 yılında dönemin ABD Başkanı George W. Bush ile Irak Başbakanı Nuri el – Maliki’nin Bağdat’ta düzenlediği basın toplantısında Bush’a ayakkabı fırlatarak “Bu, Irak halkından bir veda öpücüğü, köpek! Bu, Irak’ta öldürülen dullardan, yetimlerden ve kurbanlardan!” diye bağırması üzerinden 18 yıl geçti.

Irak’taki 2025 seçimlerin ardından Nuri el – Maliki ismi başbakan adayı olarak gündeme geldi. Maliki’nin başbakanlığını konuşmadan önce Irak’ın seçim yapısına bakmak gerekiyor.

SEÇİM SİSTEMİ

Saddam Hüseyin’in 2003’te ABD liderliğindeki askeri müdahale ile devrilmesi sonrasında ABD ülkeye güya demokrasi getirdi.

Seçim sistemi milletvekili dağılımını adeta atomize ettiğinden dolayı tek bir partinin iktidara gelmesi adeta imkânsız hale gelmekte, bu da partileri ve seçim ittifaklarını güçlerini birleştirmeye zorlamaktadır.

MEZHEP VE ETNİK BAZLI BÖLÜNME VE İTTİFAKLAR

Irak’ta seçim sisteminden dolayı adeta geçişmeye imkân tanımayan, mezhebi ve etnik bazlı bir siyasi kast sistemi oluşmuş olduğu gözlemlenmektedir.

Bu sistemde çoğunluk bloğunu Şiiler oluşturmak üzere, Sünni bloku ve etnik Kürt bloku üç önemli bloğu oluşturmaktadır.

MUHASASA YA DA GÜÇ PAYLAŞIMI SİSTEMİ

Irak’ta ABD işgali sonrası yerleşen siyasi gelenek ya da tahsis manasına gelen “Muhasasa” sistemi uyarınca başbakanlık (aynı zamanda başkomutan) hep Şiilere gittiği için Saddam sonrası ülke Şiilerin kontrolünde olacak bir şekilde dizayn edilmiştir.

Muhasasa mutabakatına göre güç paylaşımı mezhebi ve etnik bazda gerçekleşmektedir: Meclis başkanlığı Sünnilere, başbakanlık Şiilere, cumhurbaşkanlığı ise Kürtlere tahsis edilmiştir.

HÜKÜMET KURMA SÜRECİ

Süreç şu şekilde işlemektedir.

Resmi seçim sonuçlarının ilanından sonraki 15 gün içinde yeni parlamento toplanır, 30 gün içinde meclis başkanını seçer, sonra seçilen devlet başkanı 15 gün içinde başbakanı görevlendirir, başbakan adayı 30 gün içinde kabinesini kurar.

Sürecin Şiilerin tam kontrolünde olduğunu belirtmek gerekiyor.

Başbakanın belirlenmesinde devlet içinde devlet olan milis güçlerinin baskısını da görmezden gelmemek gerekir.

ABD işgali sonrası kurulan hükümetler hem ABD’yi ve hem de İran’ı memnun edecek şekilde hassas bir denge üzerine kurulmuştur.

MİLİSLERİN BİR AYAĞI SİYASETİN İÇİNDE

Sayılarının 238 bin olduğu tahmin edilen silahlı milis güçlerinin parlamentoda siyasi uzantıları olup siyaseti etkiledikleri gibi, silahları ile siyaseti baskılıyorlar. Ayrıca, iç ve dış tehditlere karşı Şii hakimiyetinin bir emniyet supabını oluşturuyorlar.

KOORDİNASYON ÇERÇEVESİ BLOKU

Son zamanlarda adı sıkça duyulan Koordinasyon Çerçevesi bloku 2021 seçimlerinin sonuçlarına itiraz etmek amacıyla kurulmuş, Şii partileri bir araya getiren, bir koordinasyon konseyidir. Hükümetin kurulmasında önemli rol oynayan gevşek bir parlamenter ittifaktır. Bileşenleri arasında, siyasi uzantıları da olan büyük milis güçleri vardır.

Burada dikkat çeken husus, bu Şii grupların yine başka bir Şii grup lideri, İran ve ABD’den bağımsızlık yanlısı, Mukteda Sadr’a karşı bir araya gelmiş olmalarıdır.

MALİKİ DÖNÜYOR

Genel seçimlerinde 329 sandalyeli parlamentonda 175 sandalye ile en büyük bloku elde eden Koordinasyon Çerçevesi bloğu Maliki’yi başbakanlık görevine aday gösterme karar almış ve böylece Maliki’nin 3. dönem başbakanlığının önünü açılmıştır.

SERGÜZEŞTİ NURİ EL - MALİKİ

Bağdat’ta üniversite öğrencisiyken, siyasete giren Maliki 1970’te gizli faaliyet gösteren İslami Davet Partisi’ne katılır. Daha sonra tutuklanma korkusu ile Suriye’ye geçer. 24 yıl Lübnan ve İran’da sürgünde yaşar. Gıyabında yargılayıp ölüm cezasına çarptırılır. Kaderin garip cilvesi başbakan olduğunda Saddam Hüseyin’in idam cezasını kendi imzalayacaktır.

ABD güçlerinin Bağdat’a girip Baasçıların 35 yıllık iktidarını fiilen sona erdirdiği Nisan 2003’ten sonra Irak’a geri döner.

BAŞBAKANLIK VE DEVLET BAŞKANI YARDIMCILIĞI

ABD ve İran’ın desteğini arkasına alan Maliki 2006’dan 2014’e kadar iki dönem başbakan, 2014’ten 2015’e ve tekrar 2016’dan 2018’e kadar ise devlet başkan yardımcısı olarak görev yapmıştır.

İCRAATLARINA SUÇLAMALAR

Maliki başbakanlığı döneminde Sünnileri siyasi, sosyal hayattan dışlamakla, 2010 Baassızlaştırma yasası üzerinden Sünnisizleştirme kampanyası yürütmekle, barışçıl Sünni gösterileri kanlı bir şekilde bastırmakla ve de 2003-2018 arası kaybolan 320 milyar dolar dolayısıyla yolsuzlukla suçlanıyor.

ADAYLIĞA TEPKİLER

Maliki’nin başbakan adaylığına olumlu ve olumsuz birçok tepki geldi. En büyük tepki “seçilmesi durumunda ABD’nin Irak’a yardım etmeyeceği” tehdidinde bulunan ABD Başkanı Donald Trump’tan geldi. Trump bu tehdidi yaparken, ülkenin bu duruma düşmesinden büyük oranda kendilerinin sorumlu olduğunu unutmuş gözüküyordu.

Maliki’nin yeniden dönme ihtimali ülkede mezhepçi siyasetin tırmanması endişelerini artırıyor. Maliki’li yeni dönemin Şam’daki yönetim ile normalleşmeyi engellemesi de bekleniyor. Suriyeliler Maliki’yi sadece Suriye ve Irak’ın istikrarına değil tüm bölge için bir tehdit olarak görüyor.

Maliki iktidarının, önceki politikalarını sürdürmesi durumunda PKK, su meselesi, Kalkınma Yolu Projesi, Suriye üzerinden Türkiye’ye de olumsuz etkilerinin olması beklenir.

NEDEN YENİDEN SAHNEDE?

Konuya yakın gözlemciler Maliki’nin aday gösterilmesinin, artan Amerikan baskısı ve daralan manevra alanı ile işaretlenen bölgesel bir dönüm noktasında, hesaplı bir hamle olduğunu düşünürken, onun seçimini zor dönemleri yönetme konusundaki deneyimli ve güçlü bir liderliğe duyulan ihtiyaçla ilişkilendiriyorlar.

Maliki’nin Şii çevresi içinde siyasi ağırlığa ve bağlantılara sahip olduğuna inananlar onun ister kontrol altına alma ister yeniden yapılandırma yoluyla olsun, fraksiyonlar sorununu çözmeye yetkin görüyor ki bu mesele diğer tüm konuların üzerinde öncelik taşıyor.

BIÇAK SIRTINDA

ABD’nin İran’ı vurmakla tehdit ettiği ve Maliki’nin başbakanlığına açıkça itirazını dillendirdiği bir ortamda Irak, birçok yumuşak karnı ile bıçak sırtında durmaktadır.

Bölgenin patlamanın eşiğine geldiği bir zaman diliminde Irak siyasi elitinin İran’ın etkisinden kurtulma yönünde mi yoksa onunla birlikte ABD ile çatışma istikametinde mi bir rota izleyeceği yakında görülecektir. İkinci senaryoya yönelmesi durumunda, kırılgan mezhebi ve etnik dengeler Irak’ı yeniden büyük bir istikrarsızlık ortamına sürükleme potansiyeli taşımaktadır.


DERİN DEVLETTE GÜÇ SAHİBİ

Esad Süleymanoğlu - Irak uzmanı

Maliki siyasi sahneden hiç uzak kalmadı, Şii siyasi çevrelerinde, derin devlet içinde güç sahibi idi.

Şu gerekçelerle adaylığı sürpriz olmadı:

1- Şii siyasetinde seçimlerden birinci çıkan Başbakan Sudani’ye rakip olabilecek başka güçlü bir figür yok.

2- Yeni parlamentoda kilit bir unsur olması beklenen Halk Seferberlik Güçleri’ni destekleyen ve kabul gören, üzerinde uzlaşılan bir aday yok.

3- Şii Koordinasyon Çerçevesi blokunda özellikle İran’a sadık olanlar, ABD’nin meydan okumaları karşısında İran ile ilişkilerin gücü ve dengesini koruyabilecek güçlü bir figür arayışındalar.

Aday gösterilmesi, özellikle Halk Seferberlik Güçleri, ABD ile ilişkiler ve İran ile denge konularında bazıları için sorunları çözebilme potansiyeli taşırken, Maliki’den geçmişte zarar gören Mukteda Sadr gibi başta diğer Şiilere hoş gelemeyecektir. Sünnilere karşı davranışları da unutulmamıştır.

ABD İran’a saldırırsa, Maliki ve bazı Şii politikacılar, İran ile güçlü bağlarına rağmen, Irak deneyiminin bağımsızlığının ve İran’la bağlantısının olmamasının en uygun yol olduğuna inanırlar. İki sebeple:

1- Irak’ın bağımsız bir devlet olarak deneyiminin İran deneyiminden daha az önemli olmayan, değer verdikleri bağımsız bir deneyim olduğu düşüncesi.

2- İran’ın küresel projesi onları bağımlı olmaya iter ve İran’ın Arap dünyasının çoğu ve ABD’ye karşı düşmanlığı göz önüne alındığında, iktidardan uzaklaştırılma riskine sokar.

Aksa Tufanı bunun delilidir. Irak’taki Şii etkili bloklardan net bir destek verilmemiştir.

Maliki milislere desteğinin sonucunun Irak devletindeki Şii kontrolünün aşınmasına yol açabileceğini düşünüyorsa, Irak’ın İran’ın planlarına rehin tutulmasını kabul edemez.

Maliki’nin ilk dönemi ile mevcut durum tamamen farklıdır:

1- O dönem, devlet, egemenlik kurma mücadelesi vardı. Güçlü tarafın bir gerçeklik dayatabilmesi için, sahada net bir değişim yapılması gerekiyordu.

2- Önceden Sünnileri temsil eden Irak Mutabakat Cephesi ve işgale karşı savaşan direniş gruplarının varlığıyla siyasi ve askerî açıdan bir denge vardı. Şimdi gerçek manada bunlar yok. Güvenlik kurumları aracılığıyla hedeflerine ulaşabilecekleri için mezhep çatışmasını tırmandırmaya gerek kalmadı.

3- Şii siyasi yapılanması içinde hükümetin kaynaklarını kontrol etme veya ABD’nin İran’la savaşması durumunda dış taraflarla, çatışmalarla meşgul olma beklentisi var.

4- Sünni veya Kürt tarafından herhangi bir meydan okuma söz konusu değildir:

Uysallaşma kolaylaşmış ve muhalefette seslerini yükseltenlerin bazılarının, bazı partizan veya kişisel çıkarlar için geri adım atmaları mümkündür.


#Irak
#seçim
#Nuri el-Maliki