
Ülkenin yüzde 30’unu işgal edip binlerce Suriyeliyi katleden, yüz binlercesini göçe zorlayan terör örgütü PKK-SDG, şimdi de Özgür Suriye’nin önünü kesiyor. Suriye’nin enerji, gıda ve su kaynaklarına çöken örgüt, bölge için de en büyük tehdit. Tek çözüm: Bu örgütü kökünden kazımak.
Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye’de istikrarın önündeki en büyük engel, terör örgütü PKK/SDG oldu. İmzaladığı 10 Mart Mutabakatı’na rağmen silah bırakmayı reddeden terör örgütü, bir yandan kabul edilemez şartlar sunarak zaman kazanmaya çalışırken, diğer yandan da İsrail, DEAŞ, Hizbullah ve Esed rejiminin artıklarıyla iş birliğine girerek Suriye’yi yeniden istikrarsızlaştırma planları yapıyor. Peki ülkenin yüzde 30’unu kontrol eden, petrol kaynaklarının yüzde 80’ini, verimli tarım alanlarının yüzde 50’sini elinde bulunduran, 50 bin kişilik terörist ordusuna sahip olan PKK/YPG/SDG ne zaman kuruldu? Ne gibi faaliyetlerde bulundu? Hedefi ne ve Suriye devrimi için neden tehdit?
KÖKÜ 1979’A KADAR UZANIYOR
Örgütün Suriye’deki kökleri 1979 yılına kadar uzanıyor. 1978’de terör örgütü PKK’yı kuran terörist başı Abdullah Öcalan, ilk silahlı eylemlerin ardından Suriye’ye kaçarak Suriye Muhaberatı’nın himayesi altına girdi. Bu kaçış, bugün PYD, YPG, SDG, SDF gibi birçok kısaltma ile anılan örgütün Suriye yapılanmasının temeli oldu. Örgüt özellikle Suriye’nin kuzeydoğusunda PKK çatısı altında faaliyet göstererek Kandil’e eleman temin etti.
ÖCALAN’IN TALİMATIYLA PKK KONGRESİNDE KURULDU
Terör örgütünün Suriye’de daha örgütlü bir yapıya kavuşması 2003 yılında oldu. Terörist başı Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan avukatları aracılığıyla gönderdiği talimatlar doğrultusunda PKK 8’inci kongresinde alınan kararla Demokratik Birlik Partisi (PYD), 1 yıl sonra da örgütün silahlı kanadı YPG kuruldu. Bu yapılanma ile Suriye’de kök salan terör örgütü, adını iç savaşın patlak verdiği 2011 yılında duyurdu.
SURİYE’Yİ İKİYE BÖLDÜ
Esed rejimine karşı savaşan muhaliflere katılmak yerine kendi ajandasını oluşturan örgüt, otorite boşluğundan faydalanarak önce Afrin, Ayn el-Arab ve Haseke bölgelerini işgal etti. 2015 sonrasında bu işgal daha da derinleşti. ABD’nin DEAŞ’la mücadele adı altında eğitip binlerce TIR dolusu silah vererek oluşturduğu 50 bin kişilik terör ordusuna dönüşen örgüt, Rakka’dan Deyrizor’a, Münbiç’ten Afrin’e kadar uzanan yaklaşık 50 bin kilometrekarelik alanı işgal etti. PKK/SDG’nin ilk işi Suriye’yi bölmek oldu. Terörist başı Öcalan’ın “demokratik özerklik” söylemi doğrultusunda işgal ettiği yerleri sözde kantonlara bölen terör örgütü, fiilen Şam’dan bağımsızlığını ilan etti.
ESED REJİMİNE DESTEK OLDU 1 MİLYON SİVİL ÖLDÜ
Terör örgütü tüm bu süreçte 1 milyon kişiyi katleden Şam’daki Esed rejimine koltuk değneği oldu. ABD’nin destek ve tehdidi ile birçok Arap aşiretini de kendisine bağlayan örgüt, muhaliflerin enerjisini bölerek rejimin uzun süre ayakta kalmasını sağladı. Örgüt, rejimle katliam ortaklığı yapmaktan da geri durmadı. Her gün yüzlerce sivilin öldüğü, en az 100 bin kişinin Türkiye sınırına göç ettiği 2016’daki Halep kuşatmasında binlerce militanla rejime destek verdi. Afrin’de katlettiği Özgür Suriye Ordusu üyelerinin cesetlerini TIR dorsesine doldurarak sokak sokak gezdirdi.
TEHCİR VE KATLİAM
Irak sınırından başlayıp Akdeniz’e uzanan bir terör koridoru kurmak isteyen örgüt, bu hedef için Suriye’nin demografisini de altüst etti. Resulayn’da Arap ve Türkmen aileleri zorla göç ettiren örgüt, Tel Abyad’ın köylerini ise ABD’ye bombalatarak boşalttı. Haseke, Münbiç, Rakka, Deyrizor, Kamışlı ve Ayn el-Arab’da köyleri yakılan on binlerce Arap tehcir edildi. Sadece Kamışlı’daki Tel Hamis’te 40 bin sivil silah zoruyla sürüldü. Göçe direnenler vahşice infaz edildi. Metiniye köyünde diri diri toprağa gömülerek öldürülenlerin toplu mezarları aylar sonra bulundu. Binlerce kadın ve çocuk da göç yolunda hayatını kaybetti.
BİNLERCE ÇOCUĞU CEPHEYE SÜRDÜ
Terör örgütü hedeflerine ulaşmak için çocukları kullanmaktan da geri durmadı. Kimi zaman kaçırılarak kimi zaman da sözde “zorunlu askerlik” adı altında binlerce çocuk silah altına alınıp cephelerde ön saflara sürüldü. Uluslararası hukukta savaş suçu sayılan bu uygulama Birleşmiş Milletler (BM) raporuna bile girdi. BM raporlarına göre terör örgütü sadece 2022 yılında 1200 çocuğu silah altına aldı, bu çocuklar arasında 9 yaşında olanlar bile var. Saha kaynakları, gerçek sayının raporlara yansıyandan çok daha fazla olduğunu belirtiyor. Halihazırda binlerce çocuğu silah altında tutan örgüt, Halep’te yaşanan çatışmalarda da bu çocukları ön cepheye sürüyor.
İSRAİL’E TAŞERONLUK YAPIYOR
PKK/SDG, Suriye’de varlık göstermek isteyen ABD ve İsrail’e de alan açıyor. Kontrol altında tuttuğu DEAŞ’lı teröristleri zaman zaman sahaya sürerek ABD’nin bölgede kalmasına bahane üreten örgüt, istikrarsız bir Suriye isteyen İsrail’e de taşeronluk yapıyor. İsrail’in talimatı doğrultusunda güneydeki ayrılıkçı Dürzileri silahlandıran örgüt, Esed rejiminin artıklarıyla da ittifak kurarak yeniden bir iç savaş çıkartmak istiyor.

Eğitip Türkiye’ye saldırıya yolladılar
Terör örgütü PKK/SDG sadece Suriye için değil, Türkiye için de tehdit oldu. Türkiye’de birçok terör eyleminin kaynağı, örgütün Suriye’deki uzantıları çıktı.
* 17 Şubat 2016'da Ankara’da Merasim Sokak’ta 28 kişinin şehit olduğu saldırı, Suriye uyruklu YPG'li terörist Salih Necar tarafından gerçekleştirildi.
* 10 Aralık 2016’da maç günü Beşiktaş Stadı yanında polislere bombalı araçla saldırı düzenleyen PKK’lı teröristler de Suriye’den geldi. Bu saldırıda 40’ı polis 47 kişi şehit düştü.
* Yine Mersin Mezitli’de 1 polisin şehit edildiği silahlı saldırı, Taksim’de 6 kişinin öldüğü bombalı saldırı ve TUSAŞ’ta 5 kişinin şehit olduğu saldırı da terör örgütü SDG/YPG ile bağlantılıydı.

Suriye’nin petrolü teröre akıyor
- Halihazırda Suriye topraklarının yüzde 30’unda işgalini devam ettiren terör örgütü, ülkenin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini kontrol altında tutuyor. Suriye’de sulanabilir verimli toprakların yüzde 50’si, su potansiyelinin yüzde 95’i, enerji kaynaklarının yüzde 70’i, örgütün elinde. Örgütün en önemli gelir kaynağı ise petrol. Ülkedeki petrol kaynaklarının yüzde 80’i örgütün işgal ettiği bölgede. Deyrizor ve Rakka başta olmak üzere 10’dan fazla petrol sahası YPG’nin kontrolünde. Günlük 100 bin varile yakın üretim yapılan bu sahalardan elde edilen milyonlarca dolar, terörün finansmanında kullanılıyor.









