Millet bilincimiz emperyalizmin düşmanıdır

04:0012/01/2026, Pazartesi
G: 12/01/2026, Pazartesi
Yeni Şafak
Arşiv.
Arşiv.

Gökhan Gökçek / Tarihçi-Yazar

Zaman hızla akıp giderken küresel arenada da aynı hızda teamül, kural ve kaide değişiklikleri yaşanıyor. Bu değişim bazen olumlu bir anlamı haiz olsa da son zamanlarda insanlığın aleyhine seyreden hadiselere şahit oluyoruz. Evet; 21. yüzyılın ilk çeyreğini tamamladık. İşgaller, istilalar, savaşlar, ekonomik krizler ve salgınlar içerisinde geçen 25 yıl; vaktin aksine değerler bağlamında geriye gidişi de beraberinde getirdi. Bu esef verici hadiselerin sonuncusu Venezuela lideri Maduro’nun esir alınışı oldu. Bir ülkenin liderinin böylesine pervasız, uluslararası hukuku hiçe sayan bir şekilde derdest edilmesi, vekalet savaşlarının yaşandığı zaman diliminde tehlikelerin boyut ve seviyelerinin artık tahmin edilemez bir noktaya ulaştığını gösterdi. Anlaşılan o ki dünya; Hristiyan mazisine atfedilen karanlık Ortaçağ’a, en azından savaş hukuku/hukuksuzluğu özelinde dönüş yapıyor. Güçlünün hukukunun tahkim edildiği, güçlü olanın haklı olarak kabul ettirildiği, orman kanunu düzenine ait bir sahne izlediğimizin altını çizmek isterim. Burada en önemli nokta ise millet olma şuuru, ulus bilincidir. Eğer Venezuela’da bu şuur inşa edilmiş ve bu bilinç ihya edilmiş olsaydı, devlet başkanı bu şekilde alaşağı edilemezdi.

YENİ YÜZYILIN MOTTOSU: GÜÇ HAKLIDIR

2000’li yılların başlamasıyla beraber, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan çift kutuplu dünya düzeni (ABD ve SSCB), Sovyetler’in yıkılmasıyla beraber tek kutupluluğa evrilir. Truman Doktrini ile ulaşılmak istenen hedef gerçekleşir ve ABD’nin tam tahakküm zamanı başlar. Nitekim 2011 Ekim’de başlayan ABD’nin Afganistan işgalini, 2004’te Irak’a düzenlenen istila hareketi takip eder. ABD askeri bu bölgelerde doğrudan mezkur devletlerin askerleriyle, milis güçleriyle çatışır. Pek çok coğrafyada darbeleri desteklemeyi ihmal etmez. Muhalefete verdiği örtülü desteklerle iktidar değişimlerini de domine etmeye çalışır. Bununla beraber işgale giriştiği topraklarda liderlerini derdest ettiği ülkeler arasında Irak ve Libya vardır. Irak’ta Saddam Hüseyin’i, Libya’da Kaddafi’yi; başını çektiği uluslararası tahakküm politikaları kapsamında doğrudan ya da dolaylı olarak al aşağı eder. Saddam Hüseyin’in ve Kaddafi’nin derdest edilip infaz ediliş serüvenleri hepimizin zihnindedir. Halepçe gibi bir katliama imza atan Saddam Hüseyin ile halkına zulümler uygulayan Kaddafi’nin uğradığı hazin sonların bir benzerine bugün Venezuela lideri Maduro da maruz kalmıştır. Bu üç örnek özelinde varacağımız en büyük ‘ders’ ve en tumturaklı sonuç şudur: Millet olma şuuruna erişememiş ve ulus bilinci inşa edilememiş ülkelerin liderleri, emperyalistler tarafından kolaylıkla esir alınabilir.

MAZİDEN ALDIĞIMIZ İLHAM

Maduro’nun maruz kaldığı müdahalenin bu denli hızlı ve çok kolay bir şekilde gerçekleşmiş olması herkesi düşündürdü. Şüphesiz durumun böylesine basit seyretmesinde ABD ile iş birliğine yeltenen unsurların olması ve Venezuela halkının birlikte yaşama iradesini tasdik eden milli bir ülkü ile millet olma şuuru ve ulusal varlığını koruma bilincinden uzak kalmasıdır. Millet olmak; aynı din, dil, ahlak ve kültür birikimine sahip olmak demektir. Ulusal bilinç; bayrak, sınırlar, marş ve devletin egemenliğinin millet iradesinden başka dayanağının olmadığını teyit mekanizmasıdır. Türk milleti; yüzyılları aşan mazisi, dil birliği, din beraberliği, kültür birlikteliği ve nizam-ı alem mefkuresinde tecessüm eden ülkü ufkuyla, güçlü bir ulus bilincine sahiptir. Bu şuur; devleti, devletin liderini, bayrağı, marşı ve sınırları iffet ve onur meselesi sayan bir anlayışa can vermiş ve bu uğurda feda-i can etmeyi bir görev bilmiştir. Toprakları işgal edildiği dönemde Milli Mücadele’yi Atatürk öncülüğünde zaferle taçlandıran Türk milleti; son olarak 15 Temmuz’da devletine, devletinin liderine ve demokrasisine saldıran dış destekli iç mihraklara en güzel cevabı vermiştir. Yine Suriye’nin kuzeyinde ve Irak’ın mücavir alanlarında terör örgütleri eliyle ülkemize uzanan tehditler, davul ve zurnayla sefere yollanan kahraman Mehmetçikler tarafından imha edilmiştir. İşte bu motivasyonun kaynağı; millet olma şuuruna erişmiş ve ulus bilincini inşa etmiş olmaktır. Milletimizin mazisinden ilhamla milletimizin istiklalini teyit ve istikbalini tayin edecek bilincimiz; Haçlı Seferlerinde ve Milli Mücadele sırasında ya da 15 Temmuz’da olduğu gibi emperyalizmin düşmanıdır. Hangi güç veyahut hangi güçler olursa olsun; bu şuur, milletimizin ve devletimizin bekasını kıyamete dek korumaya devam edecektir.

#Toplum
#Politika
#Siyaset