Trump’ın göçmen avı

04:0027/01/2026, Salı
G: 27/01/2026, Salı
Yeni Şafak
Donald Trump.
Donald Trump.

Ertuğrul Cingil / Gazeteci

ABD Başkanı Donald Trump döneminde Amerika, herkese açık kapılarıyla değil; vize yasaklarıyla, sertleşen göçmen avı ve tarifeleriyle öne çıkıyor. Yabancı düşmanlığını merkeze alanbu dışarıya kapanma hali, yalnızca sınır kapılarında değil; konsolosluklarda, üniversitelerde, teknoloji kampüslerinde ve milyonlarca insanın hayat planında da yaşanıyor. Yeşil karttan H-1B vizesine, sınır dışı operasyonlarından ülke bazlı yasaklara ve son olarak 75 ülkeye yönelik vize işlemlerinin süresiz durdurulmasına kadar uzanan zincir, artık farklı kimlikleri çeşitlilik değil tehdit olarak gören bir dönemin yeni fotoğrafı haline geldi. “Ulusal güvenlik” gerekçesiyle ötekileştirmenin kurumsallaştığı, nefretin politikaya dönüştüğü, özgürlüklerin yerini kimlik sorgulamalarının aldığı bir değişim yaşanıyor.

VİZE DUVARI YASAKLARLA YÜKSELİYOR

Trump’ın bu Yeni Amerikası’nda vizeler silaha dönüşürken, başvurular düşüyor, sınır dışı politikaları sertleşiyor ve ülke küresel cazibesini adım adım kaybediyor. ABD tarihinde benzeri az görülen bir adım atan Trump yönetimi, son olarak 75 ülkeye yönelik vize işlemlerini süresiz olarak askıya aldı. Bu karar, öğrencileri, akademisyenleri, iş insanlarını ve aile birleşimlerini de kapsayan geniş bir alanı etkiliyor. Gerekçe yine tanıdık: ulusal güvenlik. Ancak kapsam, artık güvenlik filtresine değil, toplu dışlamaya işaret ediyor.

Trump daha önce de ağırlığı Müslüman ülkelerden oluşan 19 ülkeye vize yasağı kararı almıştı. Daha sonra bu yasak listesini 30’un üzerine çıkarırken, tüm yeşil kart uygulamasını süresiz durdurmuştu. Yani Trump döneminde yeşil kart, “Amerikan Rüyası”nın sembolü olmaktan çıkıyor. ABD vizesi bulunan 55 milyon yabancının tamamını mercek altına alan Trump yönetimi, 8 bini öğrenci olmak üzere 100 binden fazla vizeyi iptal etti. Trump’ın vize yasakları Amerikan üniversitelerini de vuruyor. ABD’ye vizeyle gelen uluslararası öğrenci sayısı Temmuz 2025’te, Temmuz 2024’e kıyasla yüzde 28,5 azaldı. Dünyanın en parlak beyinleri için Harvard, MIT, Stanford artık sadece akademik değil, bürokratik bir risk anlamına geliyor. Çin’den, Hindistan’dan, Ortadoğu’dan gelen öğrenciler alternatif rotalara yöneliyor.

ALTIN KARTLA KURULAN ÇIKAR DÜZENİ

Her yıl 50 bin kişiye kadar göçmen vizesi sağlayan Çeşitlilik Göçmen Vize Programı (DV Programı) durduruldu. Vizeyi bir ekonomik silah haline getiren Trump yönetimi, başta teknoloji firmalarının kullandığı yetenekli göçmenler için (H-1B) vize ücretlerini ise 2–5 bin dolar aralığından 100 bin dolara çıkardı. “Ucuz yabancı iş gücü” söylemiyle başlatılan denetimler, pasaport rengi yüzünden başvuruların reddedilme oranlarını rekor seviyelere taşıdı. Astronomik başvuru ücretleri, sürekli değişen kurallar, sosyal medya taramaları ve maaşa dayalı kura sistemi… Tüm bunlar H-1B’yi bir yetenek programı olmaktan çıkarıp “yüksek bedelli giriş bileti” haline getirdi. Trump’ın H-1B kısıtlamaları, Google, Microsoft, Apple, Meta dibi dev şirketlerin damarlarına sıkılan turnike haline geldi. Şirketler Ar-Ge merkezlerini Kanada’ya, Avrupa’ya ve Asya’ya kaydırmaya başladı. Toronto, Berlin ve Londra; Trump Amerikası’nın itmesiyle yeni Silikon Vadileri olma yolunda ilerliyor.

Artık Trump’ın vize politikaları, Amerika’nın “dünyanın yetenek mıknatısı” olma iddiasını kökünden sarsan bir kırılma noktası yaşıyor. Yeteneği değil parayı merkeze alan Trump’ın yeni vize uygulamalarının merkezinde ise “Altın Vize” (Golden Card) uygulaması yer aldı. İş adamı refleksleriyle devlet yöneten Trump, bu kartla 1 milyon dolar ödeyen yabancılara rekor sürede oturum izni vaat ediyor. Şirketler ise 2 milyon dolar karşılığında yurt dışından eleman getirebilecek. Altın kartın ardından 5 milyon dolarlık Trump Platin Kartı’nın devreye sokulması planlanıyor. Ortaya çıkan çelişki ise çarpıcı: Emeğiyle, bilgisiyle gelen elenirken, parası olan için hiçbir kriter gözetilmeden Amerika kapıları ardına kadar açılıyor.

ICE ÖLÜM SAÇIYOR

Vize politikaları ağırlaşırken, içeride kalanlara yönelik baskı ve şiddet artıyor. Göçmen ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanlarının ölüm saçtığı, hukukun geri çekildiği Amerika’da korku büyürken etnik sınırlar giderek daraltılıyor. Trump’ın başlattığı göçmenlik baskısı nedeniyle 30’dan fazla olayda 40’a yakın kişinin hayatını kaybetmesiyle son yirmi yılın en ölümcül dönemi yaşanıyor. Ayrıca 2025 yılında resmî sınır dışı sayısı 527 binin üzerine çıkarken, ABD’den gönüllü ayrılanların sayısı 2 milyonu aşmış durumda. Özellikle Minneapolis’te 37 yaşındaki üç çocuk annesi Renee Nicole Good’un ICE ajanları tarafından vurularak öldürülmesi dönüm noktası oldu. Bu sarsıcı saldırının ardından Minneapolis başta olmak üzere birçok eyalette yüzlerce protesto düzenleniyor.

Tüm eyalet otoritelerine rağmen devam eden ICE’ın sert operasyonları sırasında 24 Ocak’ta Alex Jefrey Pretti isimli bir Amerikalı daha vurularak öldürüldü. Ayrıca ICE ekiplerinin 5 yaşındaki Liam Ramos isimli bir çocuğu dahi gözaltına alması tepkileri büyütüyor. Kendi ülkesindeki eylemlerde estirilen polis şiddetine gözlerini kapatan Trump, İran’da yaşanan protestolara destek mesajları vererek müdahale sinyalleri gönderiyor. Çelişkilerle dolu bu iki yüzlü tutum, Trump’ın demokrasiyi evrensel bir değer olarak değil, jeopolitik bir araç olarak gördüğünü açıkça ortaya koyuyor.

AMERİKA GELECEĞİNİ KAYBEDİYOR

Trump’ın “Önce Amerika” sloganı, göç ve vize politikalarında sert bir “Sadece Amerika” anlayışına dönüşüyor. Şirketler alternatif ülkelere yönelirken, üniversiteler ve araştırma merkezleri kan kaybediyor. Trump’ın hızla yükselen vize kasırgası kısa vadede sertlik ve kontrol hissi yaratmış olabilir. Ama uzun vadede bu kasırga Amerika’yı sadece dünyadan değil; gelecekten de izole ediyor. Açık kapılarla ve göçmenlerin emekleriyle büyüyen bir ülkenin, korkularla içine kapanmaya çalışmasının ironik hikâyesi yaşanıyor. Vize duvarları yükselirken, göçmen avları giderek daha da sertleşiyor. Ama kaçan beyinler ve kaçan gelecek, her zaman geri dönmeyebilir…

#Politika
#ABD
#Trump