
2018’den 2023’e uzanan veri seti, gençliğe dair karamsar yaklaşımların ötesinde, daha dengeli ve umut verici bir tablo ortaya koymakta. Karşımızda; ailesine ve vatanına bağlı, kendi yolunu çizme cesareti gösteren, zararlı alışkanlıklardan uzak durmaya özen gösteren ve bilgiye yönelen bir gençlik profili bulunmakta.
Gençlik, ekseriyetle belirli bir yaş aralığıyla tanımlanan bir dönem olarak ele alınsa da bu tanım tek başına yeterli değil. Gençlik; bireyin kimlik inşasını sürdürdüğü, değerlerle temas kurduğu, geleceğe dair yönünü belirlemeye çalıştığı çok katmanlı bir süreç. Bu yönüyle yalnızca biyolojik bir evre olmanın ötesinde sosyolojik, kültürel ve zihinsel bir oluşum süreci, bir kimlik inşasının mevsimi.
Her nesil, içinde bulunduğu dönemin şartlarıyla şekillenirken, aynı zamanda bu şartları dönüştürme potansiyelini de taşır. Teknolojik gelişmeler, ekonomik dalgalanmalar, küresel krizler ve kültürel etkileşimler, gençliğin dünyayı algılama biçimini doğrudan etkiler. Ancak tüm bu değişkenlere rağmen, her toplumun gençliği kendi tarihsel birikimi ve değer dünyası ile özgün bir karakter kazanır.
Bu nedenle gençliği anlamak, yalnızca güncel eğilimleri takip etmekten ibaret değildir. Aynı zamanda değişim ile süreklilik arasındaki dengeyi görebilmeyi, hangi alanlarda dönüşüm yaşandığını ve hangi değerlerin kalıcılığını koruduğunu tespit edebilmeyi gerektirir. Bu husus sadece kulaktan dolma bilgilerle değil akademik delillerle de beslenmelidir.
ANA HATLARIYLA ÜLKEMİZDE GENÇLİK ARAŞTIRMALARI
Ülkemizde gençlik, çoğu zaman demografik bir avantaj olarak tanımlanmakta, en önemli güç kaynaklarından biri olarak görülmekte. Ancak bu potansiyelin doğru anlaşılması için genel kabullerin ötesine geçmek, somut veriler ve sistematik çalışmalar ışığında hareket etmek gerekmekte. Bu açıdan meseleye temas ettiğimizde akademik temelli yayınlar ve materyaller noktasında eskiye nazaran daha güçlü bir konumdayız.
Ülkemizde bu bakış açısıyla hazırlanan, gençleri ve onların görüşlerini sıradan bir veri olmanın ötesine taşıyarak çok boyutlu biçimde ele alan çeşitli araştırmalar mevcut. SETA tarafından 2012 yılında yayımlanan “Türkiye’nin Gençlik Profili”, MEMUR-SEN tarafından 2014 yılında hazırlanan “Türkiye Gençlik Profili Araştırması”, GESAM tarafından 2016 yılında hazırlanan “Gelenek ve Modernlik Arasında Gençlik Araştırması” ve SEKAM tarafından 2018 yılında yayımlanan “15 Temmuz Darbe Girişiminin Öncesi ve Sonrasında Gençliğin Durumu” başlıklı çalışmalar bu alanda dikkate değer örnekler arasında yer almakta. Bu çalışmalar sadece geçmişe yönelik bir hesaplaşmayı değil aynı zamanda geleceğe dair bir ufak koymayı da hedeflemekte.
Bu çalışmaların ortaya koyduğu birikim, sonraki araştırmalar için de önemli bir zemin oluşturdu. Nitekim Türkiye Gençlik STK’ları Platformu (TGSP) tarafından yürütülen ve 2018, 2020 ve 2023 yıllarında tekrarlanan Türkiye’nin Gençleri Araştırması, tek seferlik verilerin ötesine geçerek daha sistematik ve karşılaştırılabilir bir çerçeve sunmakta. TGSP Başkanı Ali Haydar Ustaosmanoğlu’nun titiz yönlendirmeleri ile ortaya çıkan bu araştırmalar, yalnızca sayısal veriler ortaya koymakla kalmayıp, gençliğin eğilimlerini, beklentilerini ve karşı karşıya olduğu temel meseleleri daha bütüncül bir perspektifle değerlendirme imkânı sağlamakta. Öyle ki TGSP verileri gençliğe dair söz söyleyecek olan tüm araştırmacılara pozitif, tarafsız ve akademik temellerde bilgi sunmakta.
Kurumların yanında bireysel olarak çalışmaları ile gençlik araştırmalarına; gençlerin daha doğru anlaşılmasına katkı sağlayan isimleri de zikretmemiz gerekiyor. Türkiye’nin Gençleri Araştırması’nın koordinatörlüğünü yürüten Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi Doç. Dr. Ahmet Özdinç, TGSS (Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması) bünyesindeki araştırmalarıyla Doç. Dr. Zübeyir Nişancı, Terörsüz Türkiye sürecinde gençlerin yaklaşımını inceleyen yazısı ile Dr. Mesut Emre Balcı, ARGETUS bünyesinde yaptığı çalışmalarla Erol Erdoğan gençlik çalışmaları ile takip edilmesi gereken isimlerden bazıları.
Bu verilerin sunduğu tabloya geçmeden önce hatırlanması gereken önemli bir husus daha var: Gençlik üzerine yapılan araştırmaları ciddiye almak, yalnızca bu çalışmaları takdir etmekle sınırlı değil. Asıl mesele, bu verileri karar alma süreçlerine dâhil edebilmek, yeni ve daha kapsamlı araştırmaları teşvik edebilmek ve giderek daha fazla önem kazanan bu alanı kendi seyrine terk etmemek. Bu yönüyle gençlik araştırmaları, sadece birer tespit metni değil, aynı zamanda yol gösterici birer rehber olarak değerlendirilmeli. Diğer taraftan bu araştırmalar gençleri sadece veriden ibaret gören bir tutumu doğurmamalı; karar alma süreçlerinde veriler, duygunun ve ruhun da dahil edildiği bir sentez olarak ele alınmalı.
HER ŞEYE RAĞMEN DEĞİŞMEYEN GERÇEKLİK: AİLE VE VATAN
Dünya hızla değişirken ve dijitalleşme hayatın her alanına nüfuz ederken, gençliğin değer dünyasında bazı başlıkların istikrarlı biçimde varlığını koruduğu görülmekte. 2018 yılı araştırmasında gençlerin hayatına yön veren değerler arasında “vatan sevgisi” (yüzde 90,6) ve “aile” (yüzde 88,8) ilk sıralarda yer almakta. Aradan geçen yıllar, değişen fikir dünyası, küresel salgın ve farklı krizlere rağmen, 2020 ve 2023 araştırmalarında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Gençlerin kendilerini en güvende hissettikleri alanların başında yine aile ve vatan gelmekte. Elbette bu iki konuda sorunlar var ama işaret ettiğimiz yer dünya geneline baktığımız zaman gençliğimizin çok iyi bir noktada durduğunu göz ardı etmemek.
Bu veriler, gençlerin modern dünyanın sunduğu imkânlardan yararlanırken, temel aidiyet alanlarıyla bağlarını sürdürdüklerine işaret etmekte. Küresel gelişmelere açık olmakla birlikte, yerel ve kültürel referanslarını koruyan bir eğilimin varlığı dikkat çekmekte. Aile bağları ve toplumsal aidiyet hissi, gençlerin değer dünyasında belirleyici unsurlar olmaya devam etmekte. Bu açıdan aileyi temel alan gençlik çalışmalarının önemi daha da öne çıkmakta.
Öte yandan 2023 verilerinde gençlerin en fazla güvendiği kurumlar arasında Cumhurbaşkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet teşkilatının üst sıralarda yer alması, sosyal medyada hakim algının aksine gençlerin devlet kurumlarına yönelik güven düzeyinin de belirli ölçüde sürdüğünü göstermekte. Bu durum, gençliğin aidiyet ve güven ilişkisini yalnızca bireysel değil, kurumsal düzlemde de kurmaya devam ettiğine işaret etmekte.
FARKLI ÖNCELİKLER VE ARTAN MEMNUNİYETSİZLİKLER
Yıllar içindeki değişime bakıldığında, en belirgin kırılmanın ekonomik göstergelerde ortaya çıktığı görülmekte. Gençlerin genel mutluluk düzeyi 5 üzerinden yaklaşık 3.1 seviyesinde görece yatay bir seyir izlerken, ekonomik durumdan memnuniyetin düzenli biçimde gerilediği dikkat çekmekte. 2018 yılında 2.90 olan memnuniyet düzeyi, 2020’de 2.8’e, 2023’te ise 2.5’e kadar düşmüş vaziyette. Nitekim 2023 verilerine göre ekonomik durumundan memnun olmayan gençlerin oranı yüzde 47,5’e ulaştı.
Bu tablo, gençlerin sorun algısında da önemli bir değişime işaret etmekte. 2018 yılında Türkiye’nin en önemli sorunları arasında sayılan “terör”, sonraki araştırmalarda geri plana düşerken; yerini “gelecek kaygısı”, “geçim sıkıntısı” ve “eğitim sorunları” gibi başlıklar aldı. Bu değişim, gençlerin gündeminde güvenlik eksenli meselelerden ziyade ekonomik ve sosyal belirsizliklerin daha belirleyici hale geldiğini göstermekte.
GİRİŞİMCİLİK ARZUSUNUN YÜKSELİŞİ
Ekonomik verilerin ortaya çıkardığı bu tablo, gençlerin kariyer beklentilerinde de dikkat çekici bir dönüşümle birlikte değerlendirilebilir. Geçmişte ekonomik belirsizliğin hakim olduğu dönemlerde daha güvenli bir seçenek olarak görülen kamu istihdamı, yerini giderek daha fazla girişimcilik arzusuna bırakmakta. Bu durum tarihin farklı zamanlarında kendisini hatırlatmakta.
Nitekim 2018 yılında gençlerin yüzde 32,5’i kamuda çalışmayı hedeflerken, 2020 itibarıyla kendi işini kurmak isteyenlerin oranı yaklaşık her üç gençten birine karşılık gelmekte. 2023 verilerinde ise bu eğilimin daha da güçlendiği ve gençlerin yüzde 42,6’sının kendi işini kurmayı hedeflediği görülmekte. Bu husus gençlerde bir yönetici altında çalışmak yerine, kimliklerini yansıtabilecekleri bir iş kurma fikrinin ne denli yükseldiğini kanıtlamakta.
Rakamlarda görülen bu artış, yalnızca bir kariyer tercihi değişimi olarak değil, aynı zamanda gençlerin ekonomik hayatta daha aktif rol alma isteği olarak da okunabilir. Gençler, yalnızca iş arayan değil, aynı zamanda üretim süreçlerine katılan ve değer oluşturan bireyler olma yönünde bir eğilim göstermekte. Bu durum, Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal yapısı açısından dikkatle izlenmesi gereken bir dönüşüme işaret etmekte. Sosyal medya merkezli liberal görüşler tarihte hiç olmadığı kadar popüler bir dönem yaşamakta. Bu veriler piyasa, iş kurma ve liberal ekonomi alanlarına dair önemli doneleri barındırmakta. Tüm bu sayılanlar ülkemizde bireysel girişimlerin önümüzdeki yıllarda da artarak sürebileceğinin sinyallerini taşımakta.
GİTMEK Mİ ZOR YOKSA KALMAK MI?
Son yılların en çok tartışılan başlıklarından biri olan beyin göçü meselesi, gençlerin eğilimlerindeki değişimi açık biçimde ortaya koymakta. 2020 yılında gençlerin yüzde 42’si yurt dışında yaşamayı istemezken, 2023 verilerinde bu eğilim tersine dönmüş; yurt dışına gitmek isteyenlerin oranı yüzde 48,1’e yükselmiş, istemeyenlerin oranı ise hızla gerilemiştir.
Bu değişimi yalnızca bir “gitme isteği” olarak değerlendirmek eksik bir okuma olur. Gençler, daha iyi yaşam standartları, mesleki imkanlar ve kendilerini geliştirebilecekleri ortamlar doğrultusunda yurt dışını bir seçenek olarak görmekte. Bu durum ekonomi temelli bir konformist arayışın habercisi olabilir.
Ancak burada dikkat çekici olan husus, bu yönelimin bir kopuştan ziyade bir arayışa işaret etmesidir. Bu arayış temelli gitmek yerine dönemsel bir süreci işaret etmektedir. Son günlerde sosyal medyada gidenlerin memnuniyetsizlikleri ve dönüş hikayeleri de artmış durumda.
Nitekim aynı araştırmalar, gençlerin değer dünyasında “vatan” ve “aile” gibi temel unsurların güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü göstermekte. Bu durum, gençlerin ülkelerine olan aidiyetlerini korurken, aynı zamanda bireysel potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri imkanları aradıklarını ortaya koymakta.
KUŞAKLARIN BİRİKİMİ: BİLİNÇLİ BİR GENÇLİK
Toplumda zaman zaman gençlerin yaşam tarzı ve alışkanlıklarına dair oluşan ön yargıların, verilerle tam olarak örtüşmediği görülmekte. 2023 araştırması, gençlerin sağlıklarına ve yaşam kalitelerine verdikleri önemin arttığına işaret etmekte. Sigara, alkol ve madde kullanımı konusunda 2020 verilerine kıyasla “Kullanmıyorum” diyenlerin oranında belirgin bir artış gözlemlenmekte. Bu durum, gençlerin hem fiziksel hem de zihinsel sağlıklarını daha fazla önemsediklerini gösterdiği gibi iyi eğitim almış ve belirli bir çevreye sahip olan gençlerin tüm çekicilik ve özendirilişine rağmen kötü alışkanlıklardan uzaklaşabildiğini kanıtlamakta.
Bu eğilim yalnızca bedensel sağlıkla sınırlı değildir. Gençlerin ilgi alanları incelendiğinde, “eğitim”, “özgürlükler” ve “insan hakları” gibi daha yapıcı ve evrensel başlıkların ön plana çıktığı görülmekte. Buna karşılık, yüzeysel içeriklere olan ilginin görece daha sınırlı kaldığı anlaşılmakta.
Rol model tercihlerindeki değişim de bu yönelimi destekler nitelikte. Siyasi figürlerin yanı sıra bilim insanları ve akademisyenlerin öne çıkması, gençlerin bilgi ve üretim odaklı bir perspektife yöneldiğini göstermekte. Küresel ölçekte öne çıkan isimleri takip eden, aynı zamanda kendi değerleriyle bağını koruyan bir gençlik profili dikkat çekmekte. Sosyal medya hesaplarında özellikle alanlarında uzman akademisyenlerin daha çok gençler tarafından ilgi ile takip edildiği gerçeği bu konuya dair geniş bir perspektif sunmakta.
HAKİKATİN MERKEZİNDE BİR GENÇLİK OKUMASI
Gençlerin kendilerini klasik siyasi tanımlar içinde konumlandırma eğilimlerinin sınırlı olduğu görülmekte. Araştırma verilerine göre gençlerin yüzde 57,7’si kendisini “sağ” ya da “sol” gibi geleneksel kategorilerle ifade etmemekte. Bu durum, gençlerin meseleleri daha çok pratik ve çözüm odaklı bir perspektifle değerlendirdiğine işaret etmekte.
Bununla birlikte, söz konusu ülkenin temel değerleri olduğunda gençlerin ortak paydalarda buluşabildiği görülmekte. “Milliyetçilik” gibi kavramların bu noktada birleştirici bir çerçeve sunduğu anlaşılmakta. Bu durum bize şu hakikati hatırlatıyor: Asırlar geçse de insanlar kavramlar etrafında şekillenmekte.
Bu tablo, gençlerin siyasetten uzaklaştığını değil; aksine, gündelik siyasi ayrımların ötesinde daha bütüncül bir bakış açısı geliştirdiğini göstermekte. Gençler, ülkenin menfaatlerini önceleyen ve bu doğrultuda konumlanan bir bilinç düzeyine sahipler.
YAŞ ALDIKÇA GENÇLEŞEN KAVRAM: GENÇLİK
Asırlar boyunca konuşulan ve üzerine fikirler üretilen en önemli kavramlardan olan gençlik günümüzde de güncelliğini, sıcaklığını ve üzerine konuşulur bir kavram olma özelliğini korumakta. 2018’den 2023’e uzanan bu veri seti, gençliğe dair karamsar yaklaşımların ötesinde, daha dengeli ve umut verici bir tablo ortaya koymakta. Karşımızda; ailesine ve vatanına bağlı, kendi yolunu çizme cesareti gösteren, zararlı alışkanlıklardan uzak durmaya özen gösteren ve bilgiye yönelen bir gençlik profili bulunmakta. Bu durum gençler hakkında kendisini bilirkişi olarak gören, zamanının ciddi kısmını bu konular üzerinden prim kazanma ile geçiren kimselere cevap niteliğindedir. TGSP'nin hazırladığı Türkiye’nin Gençleri araştırması verileri ülkemizdeki gençlik meselesine dair en kuvvetli ve sonuç veren araştırmalardan biridir. Herkesin fütursuzca konuştuğu görüş bildirdiği bir alana dair uzman yorumu, akademik temelli bir metin üretebilme çabasıdır. Bu çalışmalar alandan kopuk, on yılların ezberleri konuşan pek çok kişinin sesinin kısılmasına sebep olacağı gibi gençliğe dair çalışma yapan uzmanlar ve bu niyette olan adaylar için vazgeçilemez bir noktadadır.
Verilere baktığımızda gençlerin, yalnızca bu topraklarda yaşamak değil; aynı zamanda üretmek, katkı sağlamak ve değer oluşturmak istediğini görürüz. Kendi potansiyellerinin farkında olan bu nesil, uygun imkanlar sunulduğunda neler başarabileceğini farklı alanlarda ortaya koydukları gibi ilgi ve alaka beklemektedirler.
Bu noktada asıl meselemiz, bu potansiyeli doğru şekilde destekleyebilmek, gençlerin yanında olduğumuzu onlara hissettirebilmemizdir. Gençlerin önündeki engelleri azaltmak, imkan alanlarını genişletmek ve onları üretim süreçlerine daha güçlü şekilde dahil etmek, geleceğe yönelik en önemli yatırımlardan biri olduğu gibi yarınlarımızın da teminatı olacaktır.
Uzun araştırmalar, titiz çalışmalar sonucunda ulaştığımız gençliğe dair veriler; yalnızca mevcut durumu anlamak için değil, aynı zamanda geleceğe dair sağlıklı bir perspektif geliştirmek için de önemli ipuçları sunmakta. Yarınlarımıza ilişkin değerlendirmelerde, bu dinamik ve çok yönlü gençlik yapısının belirleyici bir rol oynayacağı açıktır. Bu sebepten dolayı bu bir tercih değil, sorumluluktur.
YENİ ARAŞTIRMA ÖNÜMÜZDEKİ HAFTALARDA YAYIMLANACAK
“Türkiye’nin Gençleri” araştırması, sürekliliğini koruyarak bu alandaki bilgi birikimini güçlendirmeye devam etmektedir. Serinin dördüncü halkasını oluşturacak olan yeni araştırmanın önümüzdeki haftalarda yayımlanması beklenmekte. Bu çalışma ile birlikte, 2018’den 2026’ya uzanan süreçte Türkiye gençliğinin yaklaşık on yıllık eğilim ve beklentilerini bir arada ve karşılaştırmalı biçimde değerlendirme imkânı doğacaktır. Böyle bir bütünlüklü çalışma her kuruma nasip olmaz. TGSP bu araştırma ile kuruluş ve varoluş sebebini de desteklemiş, ön açarak alanı uzmanlaştırmıştır.
Gençliğimiz üzerine gerçekleştirilen en kapsamlı ve istikrarlı çalışmalar arasında yer alan bu araştırmanın, alana yeni ve kıymetli veriler kazandırmasının yanı sıra, önümüzdeki dönemde gençlik çalışmalarına yön verecek temel referanslardan biri olması beklenmekte. Bir kopuş ve uzaklaşma değil, yakınlaşma ve teminat olarak gördüğümüz gençlik kurumu dün olduğu gibi günümüzde de yarınlarımızın teminatı. Yaptığımız çalışmalar, uyguladığımız metotlar ve elde ettiğimiz materyaller daha iyiye gidebileceğimizi, ümidin içimizde hala sıcak olduğunu ve gençlerin daima yanımızda olduğunu bizlere hissettirmekte. Gençliğin peşinde bir gönüllü olarak bu çalışmaların çoğalmasını ve gençliğe dair ezberlerin bozulmasını temenni ediyorum.






