Ekonominin kurtuluş reçetesi

04:0020/02/2026, Cuma
G: 20/02/2026, Cuma
Yeni Şafak
Arşiv.
Arşiv.

Türkiye ekonomisi yüksek faiz, yüksek enflasyon ve kur tehdidi nedeniyle yıllardır potansiyelinin çok altında bir üretimle yetinmek zorunda kalıyor. Bu sarmaldan çıkmak için geliştirilen klasik ekonomik tedbirler, sorunları daha da kronikleştirdi. Yapısal sorunlara çözüm bulmak, özellikle yüksek enflasyonla mücadelede kalıcı başarı sağlamak kapsamlı bir reformla mümkün. Ekonomik bağımsızlığı güçlendirecek, Türk Lirası'nın değerini koruyacak, enflasyonu düşürecek ve işsizliği azaltacak kurtuluş reçetesi; radikal ama gerekli adımlardan oluşuyor. Yaptığımız önerilerin hayata geçirilmesi; Türkiye’yi üretim, istihdam ve refah ülkesi yapar.

Türkiye’de ekonominin en köklü sorunu döviz açığıdır.
Bunun en önemli nedeni ise dış ticaret açığıdır. Kur yükselişlerinin ve faizlerin enflasyonu tetikleyecek şekilde artmasının nedeni kronik hale gelen döviz açığının bir türlü kapatılamaması olarak dikkat çekiyor. Bu tablo nedeniyle Türk Lirası, dolar ve diğer uluslararası para birimleri karşısında sürekli değer kaybediyor. Faiz ve döviz ikilisi yıllardır enflasyonu körüklüyor. Döviz açığı problemi köklü bir şekilde çözülmeden, enflasyon kalıcı olarak aşağı çekilemiyor ve “Kur yükselir” korkusu nedeniyle faiz düşürülemiyor. Yıllardır tahterevalli gibi biri aşağı öteki yukarı, öteki aşağı beriki yukarı tarzı iniş çıkışlar ekonomiye büyük zarar veriyor. Ekonominin kronikleşen problemlerinin çözümü için 6 maddelik bir yapısal reform paketi öneriyoruz.

ÇİN’DEN YAPILAN İTHALATA YÜZDE 40 EK GÜMRÜK VERGİSİ

  • Dış ticaret verileri incelendiğinde yaşadığımız döviz açığının en önemli nedeni, Çin başta olmak üzere Uzak Doğu ülkeleriyle yaşadığımız dış ticaretteki dengesizlik olarak dikkat çekiyor. Çin, Güney Kore, Japonya ve Hindistan’a 80 milyar dolarlık ithalata karşılık sadece 5 milyar dolar ihracat yapıyoruz. Bu dört ülkeyle yıllık 75 milyar dolarlık dış ticaret açığı veriyoruz. Bu açık, büyük bir döviz ihtiyacı doğuruyor. Açık büyüdükçe Türkiye ekonomisi kan kaybediyor; üretim azalıyor, yer yer fabrikalar kapanıyor. Üretemediğimizi de yurt dışından almak zorunda kalıyoruz. Bu sarmal devam ettikçe ekonomideki kan kaybı büyüyor. Çin’den gelen ürünlere karşı uygulayacağımız %40 ek gümrük vergisi her yıl yaklaşık 10-12 milyar dolarlık gelir elde etmemizi sağlayacak.

AKARYAKITTA ÖTV KALKSIN KDV YARIYA DÜŞÜLSÜN

  • Bu önlem paketi sayesinde Hazine’nin her yıl elde edeceği 10-12 milyar dolar (yaklaşık 450-500 milyar TL) kadar, akaryakıttan ÖTV ve KDV indirimi yapılabilir. 450-500 milyar liralık bir ek kaynak; ÖTV’nin akaryakıttan tamamen kaldırılması ve yine akaryakıttan alınan KDV’nin yarı yarıya indirilmesi imkânını sunuyor. Herhangi bir bütçe açığına neden olmayacak böyle bir adım, ekonomi yönetiminin elini rahatlatacak ve enflasyonla mücadeleyi kolaylaştıracak. ÖTV ve KDV vergilerinden yapılan feragat, akaryakıt fiyatlarını ciddi şekilde aşağıya çeker. Bu adım işletmelerin lojistik ve ulaşım maliyetlerinde büyük rahatlama sağlayacağı gibi, vatandaşların da bütçesine de katkı verir. Oluşacak fiyat istikrarı; ekonomi yönetiminin, iş dünyasının ve vatandaşın önünü görmesini sağlar.

FAİZ GELİRİNDEN YÜZDE 25 VERGİ

  • Faiz gelirlerinin oranlarının artırılması da ülkedeki kaynağın rantiyeye değil, yatırıma ve üretime akmasını sağlayacaktır. Parasını vadeli hesaplara yatıranların elde ettiği faiz geliri üzerinden alınan stopaj oranı yüzde 25’e çıkarılmalı. Bu hamle; kaynakların faize değil, yatırıma, üretime, istihdama, ihracata ve büyümeye aktarılmasına imkân sunacak.
Yatırım yaparak her türlü riski alan sanayici, yüzde 25 Kurumlar Vergisi öderken, hiçbir risk almadan ayak ayak üstüne atan rantiyeci daha düşük vergi ödüyor. Personel maaşı, kira, faturalar, sigorta pirimleri, lojistik maliyeti ve satış problemleri gibi binbir türlü sıkıntıyla uğraşan yatırımcının ödediği oranda faiz geliri elde eden de %25 vergi ödemeli.

DÖVİZ AL-SAT İŞİ YAPANDAN “KAZANÇ VERGİSİ” ALINSIN

  • Milyonlarca kişiye istihdam sağlayan şirketlerin döviz gelirlerinden vergi alınırken, yüksek miktarda al-sat yapan bireylerin döviz kazancından vergi alınmıyor. Adaletle bağdaşmayan bu tablonun değişmesi; yüklü miktarda döviz alım-satımından elde edilen “ticari kazançtan” vergi alınmasıyla mümkün. Bu önlem, spekülatif döviz işlemlerinin önüne geçecek. Para piyasasını manipüle eden spekülatörler sıkı takip edilmeli ve yaptıkları yüksek miktarlı döviz alım-satım işlemlerinden elde ettikleri gelir, “ticari kazanç” sayılmalı. Bu sayede, dövizle işi olmayanlar dolar ve avro gibi yabancı paralardan uzak duracaktır. Döviz talebinin azalması, TL’nin değerlenmesini ve Türkiye’de alım gücünün yükselmesini beraberinde getirecek. Dövizin talep görmediği bir ortamda faiz ve enflasyon kısa sürede istenilen seviyeye indirilebilecek.

KUR SARMALI KIRILIR ENFLASYON VE FAİZ YÜZDE 10’A İNER

  • Türk Lirası’nın değeri korunursa döviz artmayacak. Yıllardır Türkiye ekonomisinin sıkıştırıldığı faiz-enflasyon kur sarmalı kırıldığında faiz ve enflasyon %10 seviyelerine indirilebilir. Düşük faiz ortamında üretim maliyeti azalır, ürün arzı artar ve enflasyonun aşağıya çekilmesi kolaylaşır. Bu adımların koordineli atılması halinde Türkiye gerçek büyüme potansiyeline kavuşur. Büyümenin yanı sıra yatırım, istihdam, ihracat gibi temel konularda kısa sürede iyileşme sağlanır.

ÜRETİCİDEN TÜKETİCİYE CUMHUR REYONU

  • Türkiye genelindeki 55 bini aşkın zincir markette, temel gıda ürünlerini daha uygun fiyatla halka ulaştırmak amacıyla “Cumhur Reyonu” projesi başlatılsın. Gıda enflasyonunu düşürmek için uygulanacak projeyle aracılar kaldırılsın, fiyatlar sabitlensin ve dar gelirli vatandaşın gıda güvenliği güçlendirilsin. Zincir marketlerde her şubenin yüzde 10-15’inde “Cumhur Reyonu” açılsın. Modele göre, her marketin yüzde 10-15’lik bölümünde “Cumhur Reyonu” adıyla özel bir köşe oluşturulsun. Bu alanlarda, devletin tek merkezden sağlayacağı sabit fiyatlı ve devlet etiketli ürünler satılsın. Ürünler maliyetine yakın fiyatlarla tüketiciye ulaştırılsın, marketler ise yalnızca sembolik işletme kârı alsın. Ayrıca her ilde kurulacak Cumhur Depoları, bakkal ve pazarcılara da uygun fiyatla ürün sağlayacak. Tıpkı eczanelerdeki sabit ilaç fiyat sistemi gibi, bu model de fiyat istikrarını sağlayarak fırsatçılığın önüne geçer.

Bu adımlar eş zamanlı uygulandığında TL'nin değeri günden güne artacak

  1. Döviz yükselmeyecek.
  2. Faiz baskısı azalacak.
  3. Enflasyon hızla gerileyecek.
  4. Fabrikalar daha hızlı üretim yapacak.
  5. İşsizlik düşecek.
  6. Türk Lirası güven kazanacak.
  7. Cari açık azalacak.
  8. Hazine 10-12 milyar dolarlık ek gelire kavuşacak.
  9. Devlet daha ucuza borçlanacak.
  10. Yatırım ve üretim arttıkça mükellef daha fazla vergi verecek.
  11. Türkiye ekonomisi kısa sürede sağlam bir dengeye oturacak.


#Faiz
#Enflasyon
#Ekonomi
#Kur