Türkiyesiz Avrupa sanayisi düşünülemez

Cabir Turğut
Cabir Turğut
04:0027/01/2026, Salı
G: 27/01/2026, Salı
Yeni Şafak
Nail Olpak
Nail Olpak

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, 33 ülkeyi odak noktasına alarak ticari diplomasinin rotasını "Türkiye eksenli üretim" vizyonuyla yeniden çizerken, en güçlü mesajını Avrupa Birliği’ne verdi. Avrupa’nın yeni sanayi stratejisi 'Made in Europe' sürecinde Türkiye’nin vazgeçilmez bir aktör olduğunu vurgulayan DEİK Başkanı Nail Olpak, "30 yıllık entegrasyonu yok sayan bir senaryoyu kabul etmiyoruz" dedi.

İş Konseyi seçimlerini tamamlayarak 2025-2027 faaliyet dönemine güçlü bir adım atan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), dünyada yaşanan sarsıcı jeopolitik gelişmeler ve küresel düzeyde artan belirsizlik sebebiyle ticari diplomaside paradigma değişikliğine gidiyor. 33 ülke stratejisiyle özel sektörün odaklanacağı ülkeleri önceliklendiren DEİK, Türk iş dünyasının ticaret rotasını yeni dönemin kodlarıyla güncelleyecek. İstanbul'da gazetecilerle bir araya gelerek izleyecekleri yol haritasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEİK Başkanı Nail Olpak, “33 ülkeyi belirlerken, bizimle ekonomik ilişkilerine ve küresel ekonomideki ağırlıklarına baktık. G-20'nin yanı sıra Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı pazarları da stratejimizin bir parçası haline getirerek 33 ülkeye ekstra odaklandık. ABD’den Çin’e, Almanya’dan Rusya’ya, Brezilya’dan Mısır’a kadar uzanan geniş yelpazede listelenen bu 33 ülke özelinde strateji üretme, proje geliştirme, ticari diplomasi yürütme ve somut sonuç oluşturma sorumluluğumuzu artırdık” dedi.

OYUN DIŞINDA TUTULAMAYIZ

Avrupa bölgesi özelinde yeni güncelin Made in Europe olduğunu belirten Olpak, "Avrupa’ya olan yaklaşımımızda Gümrük Birliği’nin revize edilmesi önceliğimizdi. Bu yıl o önceliği de korurken, Avrupa’nın kendi sanayisini güçlendirmek için ortaya koyduğu Made in Europe yaklaşımı da yeni gündem maddemiz oldu. Yazılmadan söylenen, burada hedefin Asya Pasifik bölgesinde karşı bir korumanın olacağı. Avrupa sanayisinin güçlenmesine elbette karşı değiliz. Ancak 30 yıldır Avrupa’nın sanayisi ile entegre olmuş, üretimde güçlü kaslara sahip bir Türkiye’nin, bu yaklaşım sebebiyle oyunun dışında kalacağı bir senaryoyu da kabul edemeyiz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Avrupa nezdinde en önemli lobi faaliyetimiz bu olacak" diye konuştu. Olpak, Avrupa’nın 150 avro altındaki e-ticaret ürünlerine getirmeyi planladığı gümrük vergisi düzenlemesine de dikkat çekti. Gümrük Birliği üyesi Türkiye’nin uygulamadan muaf tutulması gerektiğini vurgulayan Olpak, "Çin’e karşı getirilen bu gümrük uygulamasından ülkemiz muaf tutulduğu zaman, lojistik yakınlığımız ile rekabet avantajımız olacak" ifadelerini kullandı.

ABD GÜVENİLİR İŞ ORTAKLARI ARIYOR

Amerika özelinde de önemli açıklamalar yapan Olpak, şunları kaydetti: "ABD, Çin ile ticaret savaşına Sayın Trump'ın önceki başkanlık döneminde başladı ancak bir yandan da kendine güvenilir iş ortakları arıyor. Bu kapsamda hem gelişmiş üretim kapasitemiz hem de ABD ile olan mevcut yatırım ve ticari ilişkilerimizi kullanarak, Cumhurbaşkanımız ve Trump’ın ortaya koyduğu 100 milyar dolarlık ikili ticaret hacmini sahiplenmelerinin de ivmesiyle ilerliyoruz. Bu kapsamda eyalet ve sektör bazlı kriterlerle ABD pazarına yönelik stratejik çalışmalar yürütürken, ABD'li yatırımcıların ve finans kuruluşlarının ülkemize daha fazla ve daha nitelikli yatırım sağlamaları hedefi ve başta Afrika ve Orta Asya olmak üzere Türk firmalarıyla ortak girişimlerde bulunmaları için ticari diplomasi faaliyetleri yürütüyoruz."

Afrika’da temel sorun finansmana erişim

  • Afrika’daki yatırım ve altyapı projelerinde üçüncü ülkelerle iş birliğinin önemine değinen Olpak, "Afrika bölgesinde ciddi yatırım ve alt yapı projeleri imkanları var, ancak buradaki temel sorun finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar. Bölgedeki rekabet içinde olduğumuz ülkelere karşı tek dezavantajlı olduğumuz nokta da burası. Bunun için yatırım projelerine finans sağlayacak Avrupa ve Amerikalı finans sağlayıcılar ile birlikte burada daha fazla aktif olma stratejimiz var" dedi.

2026 için nispeten daha umutluyuz

  • Yeni yılda finansal koşulların iş dünyası açısından nispeten daha pozitif seyretmesini beklediklerini dile getiren Olpak, "Ülkemizde enflasyonla mücadele programı devam ediyor. 2025 yılında sanayici ve ihracatçılarımız açısından, rekabet ve finansman sorunları ön planda olmuş ve her şey piyasanın beklentisi doğrultusunda gitmemişti. Ancak tüm zorluklara rağmen ülke olarak yüzde 4’e yaklaşan bir büyüme oranı, 273 milyar doları aşan bir mal ihracatı ve 123 milyar doları bulan bir hizmet ihracatına ulaştık. 2026 yılının reform yılı ilan edilmesinin de etkisiyle, finansal koşulların ve yatırım ortamının daha elverişli olacağını düşünüyoruz" görüşünü paylaştı.


#Sanayi
#Avrupa
#üretim
#ekonomi