Yüksek faiz Merkez'i de batırdı

Cabir Turğut
Cabir Turğut
04:0011/04/2026, Cumartesi
G: 11/04/2026, Cumartesi
Yeni Şafak
Arşiv.
Arşiv.

Ekonomi politikasında 3 yıl önce yaşanan keskin makas değişiminin faturası üretici, sanayici ve vatandaşın yanı sıra Merkez Bankası’na da kesilmeye devam ediyor. 2020-2022 döneminde Hazine’ye milyarlarca liralık kaynak aktaran Merkez Bankası, yüksek faiz politikasının devreye alındığı 2023'te tarihi bir kırılma yaşadı. Yüksek faiz ve KKM tasfiyesi gibi kalemler nedeniyle Merkez Bankası 2025’te 24,8 milyar dolar zarar açıkladı. Kamu kaynakları artık Hazine yerine faize akıyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son 6 yıllık mali tablosu, ekonomi politikasındaki keskin makas değişiminin bilanço üzerindeki etkisini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Geleneksel para politikası araçlarının uygulandığı 2020-2022 döneminde istikrarlı şekilde kâr açıklayan banka, 2023 itibarıyla keskin bir kırılma yaşayarak tarihi zararlarla karşı karşıya kaldı.

KÂR AKTARIMINDAN FAİZ SARMALINA

Merkez Bankası 2020 yılında 4,64 milyar dolar, 2021’de 4,30 milyar dolar ve 2022’de 3,84 milyar dolar kâr elde etti. Bankanın kârının zirve yaptığı dönemde yıl sonu politika faizleri sırasıyla %17, %14 ve %9 seviyelerinde gerçekleşti. Düşük faiz ortamında rezerv yönetimi ve reeskont kredilerinden elde edilen gelirler, Hazine'ye milyarlarca liralık kaynak aktarılmasını sağlayan ana unsurlar oldu. Sadece 2020 ve 2021 yıllarında Hazine'ye toplamda yaklaşık 93 milyar TL kâr payı ve ihtiyat akçesi aktarılarak bütçeye devasa bir destek sağlandı.

2023 SONRASI TABLO TERSİNE DÖNDÜ

2023 sonrasında tablo tamamen tersine döndü. Politika faizinin %42,5 seviyesine ulaştığı 2023 yılında 27,74 milyar dolar zarar hesaplandı. Sıkılaşma adımlarının devam ederek faiz oranının %50 düzeyinde zirve yaptığı ve uzun süre korunduğu 2024 yılında ise zarar 19,81 milyar doları buldu. 2025 yılına gelindiğinde, yüksek faiz ortamının kümülatif etkisiyle toplam kayıp 24,81 milyar dolara ulaştı. Türk Lirası karşılığı 1 trilyon 64,9 milyarı bulan Merkez Bankası zararı, kurum tarihinin en ağır bilanço sonuçlarından biri olarak kayıtlara geçti.

PARANIN ADRESİ DEĞİŞTİ

Bilanço verileri, kamu kaynaklarının adres değiştirdiğini matematiksel olarak kanıtlıyor. 2020-2022 yılları arasında bankanın elde ettiği gelirler kâr payı olarak devletin kasasına akarken, 2023 itibarıyla Hazine musluğu tamamen kapandı. Zararın temel kaynağı olarak öne çıkan yüksek faiz politikası, paranın yönünü Hazine'den bankacılık sistemine çevirdi. Resmi mali tablolar incelendiğinde, 2021’de sadece 25,9 milyar TL olan faiz gideri kalemi, 2025 yılına gelindiğinde trilyon liralık bir yüke dönüştü. Likidite fazlasını çekmek amacıyla kullanılan araçlar kapsamında ticari bankalara ödenen faizler, gider kalemlerinin ana belirleyicisi haline geldi. Politika faizindeki artış, Merkez Bankası’nın borçlanma maliyetini doğrudan yukarı taşıyarak bilanço üzerindeki baskıyı katladı.

KKM’NİN TASFİYE FATURASI

20 Aralık 2021’de devreye alınan Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemi de zarar tablosunun ikinci büyük bileşeni olarak dikkat çekiyor. Kur farkı ödemelerinin önemli bölümünün Merkez Bankası üzerinde kalması, geçmişte alınan kararların maliyetinin ilerleyen yıllara taşınmasına neden oldu. 2025 yılındaki rekor zararda, KKM’nin tasfiye süreci devam ederken oluşan kur farkı yükümlülükleri kritik bir rol oynadı.

KAMU MALİYESİNİ ZORLUYOR

Ortaya çıkan tablo çift yönlü bir baskıyı işaret ediyor. Eskiden kâr olarak Hazine kasasına giden ve kamu harcamalarında kullanılan kaynaklar, artık tamamen kur farkı ve faiz gideri olarak finans sistemine aktarılıyor. Neticede 2025 yılı itibarıyla yazılan 24,8 milyar dolarlık devasa zarar, yalnızca teknik bir muhasebe sonucu olmanın ötesinde, yüksek faiz ve kur riskinin bilançoyu aynı anda erittiği yeni dönemin en somut mali faturası olduğunu gözler önüne seriyor.

ÜRETİCİNİN VE VATANDAŞIN SIRTINDAKİ YÜK ARTIYOR

  • Bilançodaki bozulma, yalnızca rakamsal bir veri olmanın ötesinde toplumun her kesimine yayılan bir ekonomik maliyeti temsil ediyor. Merkez Bankası’nın Hazine’ye kaynak aktaramaması; sanayici için daha az teşvik, üretici için artan girdi maliyetleri ve vatandaş için ek vergi yükü ile azalan sosyal yardımlar anlamına geliyor. Kamu kaynaklarının üretim ve refah yerine finans sistemine "faiz gideri" olarak aktarılması, reel sektörün finansmana erişimini zorlaştırırken vatandaşın alım gücünü de doğrudan baskılıyor.


#Faiz
#Ekonomi
#Merkez Bankası