
Muğla Yatağan’ın Bencik Köyü’nde Aile Hekimliği yapan Dr. Ejder Sözen, görevinden arta kalan zamanlarda köy çocuklarına verdiği okçuluk eğitimiyle uluslararası alanda pek çok başarıya imza attı. 30 evin duvarında madalya olan köyün en büyük gururu ise 2025’te Nanjing Çin Dünya Kupası’nda şampiyon olan Emircan Haney.
Her şey 15 yıl önce başladı. Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Bencik Köyü’nde yaşayan çocukların hayatı Aile Hekimi Dr. Ejder Sözen’in girişimleriyle sil baştan değişti. Aile Sağlığı Merkezi’nin bahçesinde çocuklara okçuluk dersi vermeye başlayan Sözen’in gerdiği ilk yay, bugün genç milli sporcuların yetişmesi için hedefi 12’den vuran bir vizyona dönüştü.
Aile hekimliği binasının yanındaki boş arazide başlayan antrenmanlar, ulusal ve uluslararası pek çok başarıyı beraberinde getirdi. Köyde okçuluk eğitimi alan kız ve erkek sporcular, altın, gümüş madalya kazandıkları yüzlerce başarıya imza attı. Tüm bu başarılar sürerken, geçtiğimiz günlerde Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından Fair Play Şeref Diploması’na layık görülen Sözen, diplomayı 15 yıl önce küçük bir köyde ilk kez yay germeye başlayan minik eller adına aldığını söyledi.
İNİŞ ÇIKIŞLAR HAFIZAYA KAZINDI
15 yıl önce başlayan hikâyenin detaylarını Yeni Şafak’a anlatan Sözen, “Benim için her şey, TRT’nin tek kanallı döneminde izlediğim ‘Altına Doğru’ filmiyle başladı. Filmde, olimpiyatlara hazırlanan bir madalya hayalinin insan hayatına nasıl yön verebileceğini bilinçaltıma kazımıştım. Bazen nereye gitmek istediğinizi bilmiyorsanız, savrulursunuz. Hedefini 35 yaşından sonra koyan biri olarak, kendimi şanslı hissediyorum” dedi.
TIP KONGRESİNDE SERÜVEN BAŞLADI
Memur çocuğu olarak büyüyen Sözen, “Gittiğim hiçbir şehirde Süper Lig takımı yoktu, spora hep uzaktan baktım. Ta ki 34 yaşında, Antalya’da katıldığım bir tıp kongresine kadar. Animasyon ekibinin ‘Ok atmak isteyenler toplansın’ anonsuyla, tamamen meraktan tenis kortuna gittim. Elime yayı tutuşturan animatör, ‘Hocam eğitim almışsın, eline çok yakıştı’ diyerek bana hayatımın en güzel yalanını söyledi. O yalan, bugün yüzlerce madalyaya giden yolun ilk taşı oldu” şeklinde konuştu. Muğla’ya döndüğünde bu tutkunun peşini bırakmayan Sözen, imkânsızlıklar içinde, tarlada ok atan engelli bir sporcu olan Tuncay ile çalışmaya başladı. Ancak asıl hikâye, aile hekimliği sistemine geçişle birlikte Yatağan’ın Bencik Köyü’ne tayin olmasıyla şekillendi.
BOŞ ALANI GÖRÜNCE…
Köye ilk gittiğinde sağlık ocağının yanındaki boş alanı gördüğünü ifade eden Sözen, “‘En azından burada ok atabilirim’ dedim. Ancak Belediye Başkanı’ndan bana ok atacak bir çocuk bulmasını istediğimde işin rengi değişti. Emircan ile başladık. Sağlık ocağının bahçesinde, hasta aralarında, öğle tatillerinde çalıştık. Muğla’da yapılan ilk turnuvada gümüş madalya alınca, bu işin köy çocukları için bir kader dönüşümü olabileceğini gördüm” diye konuştu. Kışın antrenman yapacak yer bulamadıklarında eski Tekel tütün deposunu spor salonuna çevirdiklerini anlatan Sözen, “Isıtması olmayan, kuşların uçuştuğu bu devasa depoda, UFO ısıtıcıların önünde ısınarak çalıştık. O günlerde köyde ‘Doktor işi gücü bıraktı, çocukları koşturuyor’ diyenler oldu. Biz disiplinden taviz vermedik. Hedef büyüttük, önce bir çocuk, sonra takım, milli takım ve nihayetinde dünya şampiyonluğunu yaşadık. Yıllar süren emek, yüzlerce ulusal madalya ve milli takıma kazandırılan sporcularla meyvesini verdi. 2025'te Çin’in Nanjing kentinde yapılan Dünya Kupası Finalleri’nde, Emircan ve Hazal, dünyanın en iyi 8 sporcusu arasına girdi” ifadelerini kullandı. Finalde yaşadıklarını da anlatan Sözen, çok güçlü rakibe karşı mücadele veren Emircan’a, ‘Attığın oka anlam yükleme, tekniğini uygula, rutini bozma’ dedim. Biz o gün oka hiçbir anlam yüklemedik, sadece işimizi yaptık ve altın madalyayla döndük."
HEDEF LOS ANGELES
Bencik Köyü’ndeki 30 civarında evin duvarında asılı bir madalya olduğunu vurgulayan Sözen, “Birinde bir tane, diğerinde 70 tane asılıdır ama asılıdır. Ekibe giren çocukların belki 1-2 tanesi hiç madalya görmemiştir. Onun dışında hemen hemen hepsi gittikleri yarışmalarda çok sayıda dereceler aldılar. Bu 2016’daki yarışma benim için çok değerliydi. Hem takım halinde bir olmuşlardı hem kürsüyü kapatmışlardı. Dediğim gibi bu madalyalar toplanırken, alınırken de çok sayıda rekor geliyor. Okçuluk Federasyonu kayıtlarına göre, pek çok rekorun bizim olduğunu da görebilirsiniz. Olimpiyat yolunda hayallerimiz sürüyor. Şimdi hedefimiz 2028’deki Los Angeles’taki yarışmalar. Ben bir gün bu bayrağı gençlere devredeceğim ama hikâye bitmeyecek. Çünkü inanarak atılan her ok, hedefini mutlaka bulur" dedi.










