
“Allah’ı hakkıyla seven bir kulun nazarında, O’nun anıldığı ıssız yerler ve köşeler mamur, O’nun anılmadığı cıvıl cıvıl saraylar ve evler harabedir.”
Ebubekir Şibli
Mümin her an Allah’ı hatırlar, O’ndan gafil olmaz.
Tüm benliğiyle O’na bağlanır. Her yerde her zaman O’nu hatırlar.
Gece gündüz, aydınlık karanlık; evin bir köşesi, şehrin merkezi, tek başına, milyonların arasında, hasta, sıhhatli, ayakta, oturarak, çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek, işçi, patron, okur, yazar… hiç fark etmez. Her hâl ve şartta Allah’ı anar.
Diliyle Allah’ı anar.
Kalbiyle Allah’ı anar.
Bedeniyle Allah’ı anar.
Aslında zikreden, tespih eden, hamd eden sadece kendisi değildir. Tüm zerreler, tüm mevcudat; gizli açık, kendi lisanı halleriyle zaten Allah’ı anmaktadır.
Her işe başlarken “Bismillah” der.
Bitirince “elhamdülillah!” der.
Şaşırınca, düşününce, “suphanallah” der.
Beğenince “maşallah” der.
Bir işin olmasını dileyince “inşallah” der.
Günah işleyince “estağfirullah” der.
Güzel bir iş olunca, bereket dileyince “barekallah, cezakellahu hayren kesira” der.
O’nun sonsuz gücünü düşününce “Lâ havle velâ kuvvete illa billah!” der.
Yüceliğini hissedince “Allâhu Ekber” der.
Tevhid dilince, coşunca “Lâilâhe illallah” der.
Her zaman her yerde “Allah!” der.
“Yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” (Bakara, 2/152)
Allah sevgisinin nasıl olması gerektiğini bize Peygamber Efendimiz göstermiştir.
Sevginin zirvesine, zikrin odağına, hayatın merkezine Allah’ı koymak demektir.
“O akıl sahipleri, ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken daima Allah'ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler ve: “Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen bütün eksik sıfatlardan uzaksın. Bizi cehennem azabından koru!” derler.” (Ali İmran 3/191)
…
Bir gün Allah Resulü (sav) sordu:
“Size işlerinizin en hayırlısını, Allah katında en makbulünü, dereceleriniz bakımından en yükseğini, altın ve gümüş dağıtmaktan daha üstününü, savaş alanlarında düşmanlarınızla karşılaşıp onları öldürmenizden daha hayırlı olanını haber vereyim mi?”
Ashab-ı Kiram,
“Evet, ey Allah'ın Resûlü, haber ver.” dediler. Peygamberimiz (sav):
“Allah'ı anmaktır! buyurdu. (Tirmizi, Dua, 6)
…
“Allah için mütevazı olanı Allah yüceltir.
Allah büyüklük taslayanı alçaltır.
Allah’ı çok zikredeni/ananı da Allah sever. “ (İhya, 4/496)






