
Victoria’s Secret’ın sahibi Yahudi işadamı Les Wexner olmasaydı Jeffrey Epstein olmazdı. Tüm hukuki süreçlerini yöneten hukuk profesörü Alan Dershowitz ile Epstein’i tanıştıran kişi Lady de Rothschild’di. Epstein, banka hesabına ‘Baal’ adını koyacak kadar gerçek bir Yahudi’ydi. Onun şeytanı, yani ‘Baal’ı ise bir İngiliz’di.
Okuyacağınız yazıda, metne dahil edebileceğim onlarca bilgi, bağlam ve ispatlanmış iddialar olmasına rağmen hiçbirisine yer vermemeye çalıştım, sadece somut, rasyonel, açık olan kayıtların arkeolojik serüvenini takip ettim, her birini değil, sadece birkaç parçayı bir araya getirdim, birkaç parça diyorum zira karşı karşıya olduğumuz çerçeve, değil birkaç yazı serisine, birkaç kitaba bile sığmayacak bir derinlikte. Derinlik dediğime bakmayın, her şey yüzeyde, açıkta imiş aslında, konum ve adres bildiren kırmızı noktaların bir araya getirilmesi gerekiyor imiş. Bu yazı, biraz da onu amaçlıyor!
Günlerden bu tarafa, Türk (sosyal) medyasında, uluslararası (dijital) medya hesaplarında, 3 milyonun üzerindeki Epstein labirentine dair nitelikli, çok boyutlu, bilgi ve analiz merkezli yazı ve dosya yayınlandı, yayınlanıyor. Özellikle Epstein anlatısının son evresindeki küresel çıktının ana eksenini, doğal olarak büyük oranda “fuhuş, istismar, pedofili” kavramları oluşturuyor. Teknik olarak bu anlaşılabilir olsa da maalesef aslında, anlatılabilir olanı, perdeliyor, engelliyor. Özellikle “sınırlayarak” sunacağım çerçevede tam olarak bu engellenen perdeyi aralamaya çalışacağım.
Önce madde madde kısa bir liste ile manşetleyelim!
* Birçok yapının yanında tüm dünyada en çok bilinen markası ile Victoria’s Secret sahibi olan Yahudi işadamı Les Wexner olmasa idi, Epstein olmazdı.
* Tüm hukuki süreçlerin yöneticisi olan savunma avukatı Harward Üniversitesi Hukuk Profesörü Alan Dershowitz ile Jeffery Epstein’i tanıştıran kişi, bizzat Dershowitz’in açıklaması ile sabittir ki, Lady de Rothschild’dir.
* Lady de Rothschild, İngiltere’deki Rothchild ailesinin büyük patronu konumunda olan Sir Evelyn de Rothschild ile 2000 yılında evlendikten bir süre sonra E.L. Rothschild Holding'in başkanı ve Coalition for Inclusive Capitalism-Kapsayıcı Kapitalizm Koalisyonu’nun da kurucusu olur. Resmi kayıtlara göre, Sir Evelyn de Rothschild, “Financial adviser to Her Majesty The Queen” sıfatı ile 1978 – 2002 yılları arasında Kraliçe II. Elizabeth’in finansal danışmanlığını yapmıştır.
* Jeffrey Epstein, aslında, henüz 1995’te, dava avukatlarının verdiği bilgiye göre, istismar ettiği 500’den fazla kadından biri olan Maria Farmer ve kardeşi Annie Farmer’ın, FBI ve ilgili makamlara yaptıkları başvurular sonrasında yok edilebilirdi, her şey örtbas edildi.
*Epstein’in devasa ağının adeta tüm kozasını ören, siyaset, istihbarat, güvenlik, diplomasi, sanat, Hollywood, Londra, Prens Andrew, BBC röportajı gibi tüm haritanın kuluçkası olan çocuk-kadın trafiğinin her aşamasını kuran, yöneten, yönlendiren birincil kişi, işlevselliği itibari ile Epstein değil, Ghislaine Maxwell’dir.
30 YILLIK PİRAMİDİN TAŞLARI
Vanity Fair muhabiri Wicky Ward, Epstein-Maxwell çarkının ilk mağdurlarından olan Maria Farmer ile tanışır, röportaj yapar. Maria, o dönem öğrencisi olduğu New York Sanat Akademisi’nden mezun olacağı 1995 yılındaki mezuniyet sergisi gecesini şöyle anlatır:
“Yaptığım 3 eserin de satıldığı bilgisi geldi görevlilerden, o sırada dönemin NY Academy Of Art Öğrenci Dekanı Eileen Guggenheim yanıma geldi, kolumu şiddetle kıvırarak, bu 3 eseri şu köşede duran çifte satacaksın, anladın mı, bu çift Akademi’nin en büyük bağışçısı, indirimli fiyattan senden alacaklar dedi, ben de 3 eserimi 12.000 yerine 6.000 dolara onlara sattım, Epstein, ‘Bunu telafi edeceğiz, endişelenme’ dedi.”
İlgilisi, 2020 yılında Netflix’te “Korkunç Zengin” adı ile yayınlanan belgeselde detayları ile sonraki süreci izleyebilir. Maria ve iki kız kardeşi daha ilk taciz girişimi ve ötesini yaşadıktan sonra New York polisine ihbar ve şikayet için giderler, polis, kendilerine bu durumun yargı yetkisine girmediğini söyleyerek FBI ile temasa geçmeleri gerektiğini söyler, geçiştirir. Yaşadıkları her şeyi FBI’a anlatırlar, yıl henüz 1995’tir. FBI, bir daha dönüş yapmaz. 3 mağdur kız, istismar eden kişi, ülkenin en “güçlü kişilerinden” olduğu için, yaşadıkları travmayı kimseyle paylaşamaz ve korkarlar, yine de ailelerine anlatmaya karar verirler.
İşte o 3 kız kardeş, hikayelerini Vanity Fair muhabiri Wicky Ward ile de paylaşır, 3 kız kardeşin yaşadıklarını kayda alan muhabir, bu durumu, olayın diğer tarafından da dinlemek ister. Epstein, kızların anlattıklarını kabul etmez ve muhabiri, Ward’ı tehdit eder, “Hamileymişsin, hangi hastanede doğum yapacaksın, gerçi söylemesen de bulurum, hepsini tanırım.”
Aynı gün, derginin baş editörü Graydon, evinin bahçesinde kafası kesilmiş bir kedi bulur, kapısına da mermi bırakılmıştır. Muhabirini, Ward’ı arar ve o 3 kızın hikayesini yayından çıkarmasını söyler. Ve Epstein portresi kapağa şöyle çıkar; “Yetenekli Bay Jeffrey”. Yıl 2003’tür.

“YAHUDİ LİDER YETİŞTİRMEK İÇİN”
Maxwell-Epstein ağının mağdurlarından, “Kayıp Kız” kitabının da yazarı olan Virginia Roberts Giuffre, neredeyse 20 yıldan bu yana sesini duyurmaya çalışıyor idi, 2025 Nisan’ında “cezaevinde, kendini asarak, intihar etmesi”ne rağmen, sadece süreci yakından takip edenlerin bildiği bir isim nerdeyse. Giuffre, uzun süre önce, yukarıda da söz ettiğim Epstein’in savunma avukatı ordusunu kuran ekibin başı olan Alan Dershowitz’in, kendisiyle, altı kez “cinsel ilişkiye girdiğini” açıklamış ve adreslerini de belirtmişti. “Palm Beach, New York,
New Mexico, Virgin Adaları ve Epstein’in özel Boeing 727’si Lolita Express”.
Dershowitz, her yönüyle başka bir karakterdir. Kamuoyunda en çok bilinen özelliklerinden bir tanesi de “BDS Movement” olarak bilinen “İsrail’e karşı Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar Hareketi” ile ömrü boyunca savaşmasıdır.
Dershowitz, Epstein’le ilişkisi sorulduğunda şu cevabı veren kişidir aynı zamanda; “Beni, Jeffery ile Lady de Rothschild tanıştırdı; bir akademisyen meslektaşım, diye. Epstein, o süreçte Harvard rektör adayı olan Larry Summers’la samimiydi. Epstein, evrimsel biyoloji için Harvard’a 50 milyon dolar bağış yapmak istiyordu.”
Bağış akışının izini sürdüğümüzde, olay mahallinden uzaklaşmadan yine yukarıda kayda geçtiğimiz bir başka Yahudi işadamı karşımıza çıkar. O kişi elbette Victoria’s Secret’in sahibi Les Wexner’dır. Günlerden bu tarafa yapılan Epstein merkezli yayınlarda nerdeyse karşımıza hiç çıkmayan isimlerden olan Wexner, New York’taki meşhur 9 East 71st Street malikânesini 1996 yılında, Epstein’e “devreder.” Bu devir, kimisine göre hediye, kimisine göre emanet, kimisine göre satın alma hatta nerdeyse el koyma idi! Epstein, Manhattan - Upper East Side’daki bu mitolojik ve ikonik bina ile adeta şehirde de bir ada kurmuş, ülkenin de dünyanın da yüzlerce “suç ortağını” o binadaki kokteyllerde ağırlamış, “ağına düşürmüştür”. Yine resmi kayıtlara göre, Wexner’in, 1985’te kurduğu Wexner Foundation, NYT, Haaretz ve vakıf raporlarında ABD’nin en büyük Yahudi vakıflarından biri olarak tanımlanır. Ohio-Columbus merkezli vakfın kuruluş bildirgesinde, ABD & İsrail merkezli olarak duyurulan vakfın temel amacı, “ABD ve İsrail’de Yahudi lider yetiştirme” şeklinde tanımlanmış ve bunun için, “Wexner Israel Fellowship, Wexner Senior Leaders, Wexner Graduate Fellowship” adlı programlar yürürlüğe sokulmuştur. Wexner ve Epstein arasındaki bağ o derecedir ki, 90’lı yılların ilk döneminde başlayan yakından da yakın ilişki, 2019’a, “Epstein’in intiharına” kadar devam eder ve “intihar” haberinden sadece birkaç ay sonra Wexner, şirketlerinin tüm yönetici pozisyonlarından çekilir, Victoria’s Secret satılır!
BANKA HESABINDAN FAZLASI: BAAL
Epstein’in devasa ağının adeta tüm kozasını ören, siyaset, istihbarat, güvenlik, diplomasi, sanat, Hollywood, Londra gibi tüm haritanın kuluçkası durumundaki çocuk-kadın trafiğinin her aşamasını kuran, yöneten, yönlendiren birincil kişi olan Oxford mezunu Ghislaine Maxwell’in hayatı 2011’de değişmiştir, çünkü, Virginia Roberts Giuffre ve avukatları onun ismini savcılık kayıtlarına sokmayı sonunda başarmıştır.
İlk kez kamuoyu önünde, az sayıda da olsa medya platformu tarafından fark edilmiş ve o çok önemsediği itibarı ve imajı sarsılma tehlikesi göstermiştir. İşte tam da bu sebeple, yine “büyük” oynamış ve Birleşmiş Milletler’in New York’taki merkez binasında birçok etkinlik, sunum, panel düzenleyebilecek bir NGO kurmaya karar vermiştir. “Dünyanın okyanusları, denizlerde kirlenme, iklim değişikliği” merkezli olarak TED sahnelerinde de yer alarak TerraMar projesini kurar, başkanlığını yapar, kamu yüzü olur, diplomatlar, büyükelçiler, akademisyenler, fon kaynakları ve birçok farklı çevre ile “sivil toplum” kimliği ile yeni bir küresel akvaryum inşa eder kendine. 3 milyonun üzerindeki Epstein sızıntısında ilk üç gün hiç fark edilmeyen, sonrasındaki günlerde de çok az sayıdaki gazetecinin haberdar olarak paylaştığı BM kürsüsündeki Maxwell paravanı, belki de inanmayacaksınız ama
2012 yılından, 2019 yılına kadar aralıksız bir şekilde devam etmiştir!
Maxwell avukatlarının, istismar mağduru kadınlara saldırı ve sorgu stratejileri şu üç tarzla örülmüştür. “Hafıza, manipülasyon ve para.” (Aslında bu üçlemenin, İsrail devletinin kuruluşuna giden süreç boyunca, 1850 dünyasından bugüne dek yüzlerce farklı süreçte binlerce kez kullanıldığının milyonlarca şahidi değil miyiz?)
Maxwell’e karşı mağdurların uzun yıllar avukatlığını yapan hukuk ekibinin Maxwell analizi hayli çarpıcıdır, birlikte okuyalım: “Maxwell’in ilginç özellikleri var. Her şeyi ama her şeyi hak ettiğini sanıyordu, sağlıklı ilişkiler sürdüremiyor, insanları manipüle ediyor, her aşamada kendinde hiçbir biçimde suç ve hata görmüyordu, kandırma, insanlara zorbalık yapma, ne pahasına olursa olsun güç ve kontrolü istemek gibi narsistik birçok özelliğe sahipti, kanunların onlara işlemeyeceğini düşünüyordu, büyük kibre sahipti...”
(Adeta, İsrail’in “Yahudi” bir “devlet” olarak karakter özellikleri ile karşı karşıyayız!)
2025 Aralık ayında “açıklanması” gereken 6 milyondan fazla “belge”nin, sadece yarısı, 3 milyonu, editlenmiş olarak dünyaya sunulduktan sonra, yüzlerce, binlerce metin yazıldı.
1995’ten bugüne, nerdeyse hiç yazılmayan şey şu oldu.
Yüzlerce, binlerce isim, en az 30 yıldan bugüne, Epstein’in Maxwell’i, Maxwell’in Epstein’i oldu.
Nobel ödüllü onlarca insan, Epstein, daha eski tarihlerde, ceza aldıktan, hem de o suçları kabul ettikten sonra bile, onun “misafiri” olmaya devam etti. O da onlarca kuruma, “bilim projeleri” için “yüksek bağışlarda” bulundu. Kuantum hesaplama, evrimsel kod teorisi projeleri ile beraber, üniversitelere, araştırma merkezlerine, panellere, tıp kongrelerine katıldı, sadece çek yazmadı, akademik tartışmalarda da bulundu.
Jeffrey Epstein, banka hesabının adını Baal koyacak kadar gerçek bir Yahudi idi!
Onun şeytanı, yani Baal’ı, bir İngiliz idi.










