
Zeytinburnu sahilinde cansız bedenleri bulunan Fatma Nur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler’in ölümünün ardından Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile avukatlarının korkunç istismarı çıktı. Babası tarafından istismar edilen Şengüler'in Aile Bakanlığı tarafından koruma altına alınmasını engellemek için her yola başvuran dernek ve avukatlar "Devlet çocuğuna el koyacak" diye korkutarak Anne Çelik'i intihara sürükledi.
İstanbul'da Zeytinburnu sahilinde cansız bedenleri bulunan Fatma Nur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler’in ölümünün ardından Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile avukatlarının korkunç istismarı çıktı.
Babası tarafından istismar edilen Hifa İkra Şengüler'in Aile Bakanlığı tarafından koruma altına alınmasını engellemek için her yola başvuran dernek ve avukatlar, hem küçük İkra'nın tedavi olmasını engelledi, hem de "Devlet çocuğuna el koyacak" diye korkutarak Anne Çelik'i intihara sürükledi. Bu da yetmezmiş gibi Çelik intihar etme niyetini açık açık söylediği halde, avukatlar durumu yetkililere bildirme gereği bile duymadı.
Anne Fatma Çelik ile 8 yaşındaki Hifa İkra'yı ölüme götüren olay 2021 yılına uzanıyor.
Hifa İkra Şengüler, 3 yaşındayken babası Ayhan Şengüler’in istismarına maruz kaldı. Çocuğun yaşadığı skandal bir doktor tarafından tespit edildi. Doktor şikayetçi olunca İstanbul Anadolu 2. Çocuk Mahkemesi’nde dava süreci başladı. Olaya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı müdahil oldu. Süreç devam ederken, davada takipsizlik kararı verildi. Aile Bakanlığı, karara itiraz ederek, dosyanın yeniden açılmasını sağladı. Yeni dava sürerken mahkeme, 1 Mart 2022’de küçük çocuk için sağlık tedbiri uygulanmasına karar verdi. Karar doğrultusunda Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kontrol altına alınan Hifa, çocuk psikiyatrisi tarafından oyun terapisine yönlendirildi. Ancak anne Çelik bu süreçte İkra Hifa'yı planlanan şekilde oyun terapistine götürmedi, gereken sağlık tedbirlerinin alınması için girişimde de bulunmadı. Ancak ilgili birimler buna rağmen aile ile iletişimi sürdürdü.
HASTANEDEN İZİNSİZ AYRILDI
Aralık 2025’teki görüşmelerde annenin çocuğun iştahsız olduğunu belirtmesi üzerine sağlık birimleri yeniden devreye girdi. Hifa İkra Şengüler, Koç Üniversitesi Hastanesi’ne yatırılarak tedavi altına alındı. Doktorlar çocuğa serum tedavisi uyguladı ve daha sonra nazogastrik tüple beslenme başlatıldı.
Koç Üniversitesi Hastanesi, Hifa’nın sağlık gelişimini gün gün raporladı. Buna göre her ne kadar ağızdan beslenmese de minik Hifa’da gözle görülür iyileşme başladığını belirten doktorlar, gözle temas kurup gülmeye başlayan çocuk ile annenin birbirinden hiç ayrılmadığını da raporladı. Gelişme başlayınca doktorlar, anne ve çocuğun psikiyatrik açıdan daha kapsamlı bir tedavi görmesi gerektiğini belirtti. Ancak anne Çelik, 25 Şubat gecesi çocuğun damar yolunu ve NG tüpünü sağlık personeline haber vermeden çıkararak, hastaneden izinsiz ayrılmaya çalıştı. Aynı gün öğleden sonra ise kızını alarak hastaneden tamamen ayrıldı. Hazırladığı raporda çocuğun psikiyatri servisi olan bir hastanede yatılı tedavi görmesinin zorunlu olduğu vurgulayan Koç Üniversitesi Hastanesi'nin çocuğun hastaneden çıkarılmasına engel olmaması da dikkat çekti.
Yaşananların ardından bir kez daha devreye giren Aile Bakanlığı, küçük Hifa'nın Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne nakledilmesi için tüm hazırlıkları yaptı. Ancak kritik kırılma noktası tam da bu aşamada yaşandı. Aile ile irtibatı bulunan Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği, nakil sürecini anneye aktarırken Fatma Nur Çelik’i “Bakanlık kızına el koyacak” diyerek korkuttu. Bu yönlendirmeler üzerine panikleyen anne, hastaneden tamamen uzaklaşarak kızını tedavi sürecinden kopardı.
BAKANLIK HER GÜN ZİYARETE GİTTİ
Fatma Nur Çelik, Koç Üniversitesi Hastanesi’nden ayrıldıktan sonra kızıyla birlikte evine döndü. Bu süreçte Aile Bakanlığı ekipleri her gün anne ve çocuğu ziyaret ederek, çocuğun tam teşekküllü bir hastanede tedavisi için ikna etmeye çalıştı. Ancak dernek ve avukatların yönlendirmesi yüzünden anne Çelik "Deli teşhisi koyup, çocuğu benden alacaklar" korkusuyla tedaviyi kesin olarak reddetti. Bu süreçte küçük Hifa’nın beslenmesi son derece sınırlı kaldı. Gün içinde iki şırınga su ve akşamları az miktarda çorba ile yaşamını sürdürmeye çalıştığı belirlendi.
VALİLİK KORUMA KARARI ALDI
Çocuğun sağlık durumunun giderek kötüleşmesi üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2 Mart 2026 tarihinde Acil Koruma Kararı için İstanbul Valiliği’nden onay aldı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na resmi başvuruda bulundu. Aynı gün saat 15.00–15.30 civarında sağlık ekipleri, polis ve sosyal hizmet görevlileri çocuğun evine gitti. Kapının yaklaşık 2,5 saat açılmaması üzerine savcılık talimatıyla eve girildi. Ancak anne ve çocuğun evde olmadığı, annenin cep telefonunun da kapalı halde şarjda bırakıldığı tespit edildi. Dernek yetkililerinin, telefonu kapat seni ararlarsa adresinde bulsunlar diyerek akıl verdiği de iddialar arasında.
İntihar mesajını polise bildirmediler
Küçük Hifa ve annesini kurtarmaya çalışan Aile Bakanlığı'nın engellemek için her yola başvuran dernek, Fatma Nur Çelik'in intiharına da adeta yol verdi.
Anne intihar ettiği gün saat 14.30 civarı Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği’nin avukatı Serenay Yaman’a mesaj gönderdi. Çelik mesajda, “Doktorları evime almam dememe rağmen zorla aldılar. Röportaj düşündüm ama dediğiniz gibiyse bunların eline kalmaktansa ölmeyi tercih ederim. Bu dava hukuki olarak ilerlemez zaten hakkınızı helal edin” dedi. Mesajdaki “dediğiniz gibiyse” ifadesi, avukatın anneye bakanlıkla ilgili hangi bilgileri aktardığı sorusunu gündeme getirdi. Ancak en dikkat çekici nokta, Avukat Serenay Yaman’ın bu mesajları ihbar kabul etmemesi oldu. Yaman ne polise haber verdi ne de acil bir önlem için girişimde bulundu. Avukat yalnızca mesajları Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği Başkanı Müjde Tozbey’e iletmekle yetindi. Tozbey ise mesajları hemen yetkililerle paylaşmadı. Oysa Tozbey aynı gün sabah saatlerinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın talebiyle yapılan Zoom toplantısına katılmış ve çocuğun durumunun kötü olduğunu kendisinin de gördüğünü söylemişti. Aile Bakanlığı’yla temas halinde olan Tozbey, annenin intihar edeceğini açıkça yazdığı mesajları saatlerce yetkililere iletmedi. Saat 14.30’da gönderilen mesajlar bakanlığın dernekle irtibata geçmesinin ardından ancak 18.30 civarında bakanlığa ulaştırıldı. Bu sırada anne ve kız için arama çalışmaları çoktan başlamıştı.
TAKSİYLE SAHİLE GİTTİ
Güvenlik kamerası kayıtlarına göre, Fatma Nur Çelik saat 20.18’de Zeytinburnu’nda bir sokaktan taksiye bindi. Taksi 20.51’de Kennedy Caddesi’nde durdu. Anne bir süre sahilde yürüdü ve ardından küçük kızıyla birlikte denize atladı. Akşam saatlerinde gelen ihbar üzerine yapılan incelemede anne ve kızın cansız bedenlerine ulaşıldı.
Derneğin adını duyurmak için beni kullandınız
- Olaydan sonra ortaya çıkan bir video Dernek ve avukatların aileyi nasıl istismar ettiğini ortaya koydu. Videoda derneğe sitem eden Çelik, “Yanındayız dediniz ama hiçbiriniz yanımda olmadınız. Beni kendi adınızı duyurmak için kullandınız.” diye konuştu.







