
Trump’ın Grönland çıkışı NATO için yeni bir sınama doğururken, 13 yıl NATO Genel Sekreter Yardımcılığı yapan Jamie Shea, olası bir ABD müdahalesinin NATO içinde parçalanmaya yol açabileceğini söyledi. Yeni Şafak'a konuşan Shea; “Avrupa askeri karşılık veremez, yaptırım ve hukuk yoluna gider. Rusya NATO’nun bütünlüğünü test eder” dedi.
Soğuk Savaş sonrası dönemde NATO’nun resmî sözcülüğünü yapan, 13 sene boyunca NATO Genel Sekreter Yardımcılığı görevini üstlenen ve “Küresel tehditlere karşı NATO’nun stratejik aklı” olarak anılan Jemie Shea, örgütün geleceğini Yeni Şafak’a değerlendirdi. Trump’ın müdahale adımının NATO Antlaşması’nın ihlali anlamına geleceğini ifade eden Shea, bu durumun ittifak içinde kriz yaratacağını, Avrupa’nın askeri olarak karşılık veremeyeceğini ancak ABD’ye karşı ekonomik ve hukuki tavır alacağını ifade etti. Olası müdahalede Avrupa’nın NATO’ya güvenini yitirerek kendi içinde güvenlik mekanizmaları oluşturabileceğini ifade eden Shea, ABD’nin Avrupa’dan asker çekmesi halinde Rusya’nın NATO’nun bütünlüğünü test eden eylemlere girişeceğini ifade etti.
TRUMP’IN ÇIKIŞI ÖRGÜTÜ İSTİKRARSIZLAŞTIRIYOR
Trump’ın Grönland’ın kontrolünü ele geçirmeye yönelik tekrarlanan tehditlerinin, NATO’yu istikrarsızlaştırdığını ifade eden Shea, “İttifak, 32 üye devletini birbirlerinin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya bağlamaktadır. Dolayısıyla ABD’nin başka bir müttefikin topraklarını hukuka aykırı biçimde ele geçirmesi, özellikle Grönland’dan ABD’ye ya da NATO’ya yönelik böyle radikal bir adımı haklı çıkarabilecek acil bir tehdit bulunmadığı dikkate alındığında, NATO Antlaşması’nın çok ciddi bir ihlali anlamına gelecektir” ifadelerini kullandı. Ukrayna’da ateşkes ve Rusya tehdidine odaklanılması gereken bir dönemde Trump’ın çıkışının ittifakın dikkatini dağıttığını ifade eden Shea, “Önümüzdeki haftalarda Avrupalı müttefiklerin, Grönland için ABD’nin tam askerî kontrolünü gereksiz kılacak geliştirilmiş bir güvenlik önlemleri paketi üzerinde Washington ile anlaşabilmeleri umuluyor” sözlerini sarf etti.
AVRUPA ASKERİ DEĞİL YAPTIRIMLARLA KARŞILIK VERİR
“ABD, açık Avrupa muhalefetine rağmen Grönland’a karşı askerî bir operasyon başlatırsa, bu durum kaçınılmaz olarak ittifak içinde büyük bir kriz yaratacaktır” diyen Shea, “Avrupalılar askerî olarak karşılık veremeyeceklerdir (ve bunu istemeyeceklerdir), ancak Washington’a karşı ekonomik yaptırımlar uygulamaları ve Trump yönetiminin geri kalan süresi boyunca ABD ile birçok güvenlik iş birliği biçimini sona erdirmeleri kuvvetle muhtemeldir” değerlendirmesini yaptı. NATO’nun örgüt olarak varlığını sürdürse de Avrupalıların onun işlerliğine inancını yitireceğini ifade eden diplomat, “Güvenlik iş birliklerini büyük olasılıkla Avrupa Birliği gibi diğer yapılar, ad hoc koalisyonlar (32 ülkenin oybirliğini beklemek yerine, daha hızlı hareket edebilecekleri küçük ve esnek ülke gruplarıyla güvenlik iş birliğine gidilen organizasyonlar) ve bölgesel savunma yapılanmalarına kaydıracaklardır” diye konuştu.
ABD AVRUPA’DAN ÇEKİLİRSE RUSYA NATO’YU SINAR
“NATO’nun ileri savunmasında oluşabilecek boşluklar ve müttefikleri alternatifler bulmak için telaşa sürükleyecek ani sürprizler, Rusya’yı NATO’nun bütünlüğünü daha da test etmeye teşvik edecektir; buna Moskova’nın NATO topraklarına yönelik sınırlı askerî ihlallerde bulunma ihtimali de dâhildir” diyen Shea, “Avrupa Birliği’nin kendini savunma kapasitesine ulaşması 2030 yılına kadar sürecek” sözleriyle sürecin doğru programlanması gerektiğini belirtti. ABD’nin Avrupa’daki askeri yapılanmasını azaltma yönündeki çıkışlarına değinen Shea, “Avrupa’da gerilimlerin açıkça arttığı bir dönemde, hiçbir NATO müttefiki Avrupa’daki ABD kuvvetlerinin azaltılmasını görmek istememektedir” dedi.
NATO’NUN KÜRESEL JANDARMA ROLÜ BİTTİ
NATO’nun tarih boyunca günümüzdeki gibi çeşitli sınamalardan geçtiğini ve pozitif anlamda dönüşüm geçirerek günümüze kadar ulaştığını ifade eden Shea, “NATO, eski Yugoslavya’ya iki kez (Bosna ve Kosova) müdahale etti ve Batı Balkanlar’da çeşitli barışı koruma misyonları kapsamında 30 yıl boyunca varlık gösterdi. Afganistan’da 20 yıl geçirdi (daha az başarılı bir şekilde) ve Kolombiya’dan Avustralya’ya kadar dünyanın dört bir yanındaki ülkelerle, ayrıca Avrupa’daki tarafsız devletler ve Orta Doğu’daki Körfez monarşileriyle güvenlik ortaklıkları kurdu” dedi. İttifakın Soğuk Savaş’ın sonunda 16 olan müttefik sayısını 32’ye yükselttiğini ifade eden Shea, “Ancak Ukrayna işgalinin ardından NATO’nun küreselcilik dönemi —en azından şimdilik— sona erdi” ifadelerini kullandı.
GÜNÜMÜZÜN MÜDAHALECİ TUTUMDA OLAN AKTÖRÜ ABD
İttifakın Rusya tehdidi ile kendi sınırlarına çekildiğini ifade eden Shea, “ABD’nin daha az angajmanı ve Avrupa’nın daha fazla öz yeterliliği ihtimali bu eğilimi daha da hızlandırdı. Avrupalı müttefikler son yıllarda denizaşırı operasyonlara katılmadılar; Batı Afrika’daki misyonları durdurdular ve Irak ile Afganistan’dan kuvvetlerini çektiler” dedi. Günümüzde ise askerî olarak sınır ötesi güç kullanan, yeni cepheler açan ve tek taraflı hamleler yapan ve müdahaleci tutumda olan aktörün ABD olduğunu vurgulayan Shea, “Trump, ilk yılında Venezuela, İran, Suriye, Nijerya, Yemen ve açık denizlerde —çoğu durumda tek taraflı olarak— askerî güç kullandı. Ayrıca Grönland’ı elde etmek için askerî güç kullanma ihtimalini de dışlamadı” yorumunu yaptı.
AVRUPALILAR TRUMP SONRASI DÖNEMİ BEKLİYOR
Yeni bağlamda NATO’yu paradoksal bir duruma girdiğini ifade eden İngiliz diplomat, “Bir yandan, Rus tehdidinin geri dönüşü ve toprak savunmasına yeniden odaklanılması NATO’yu daha vazgeçilmez ve daha önemli kılıyor. Finlandiya ve İsveç ittifaka katıldı. Öte yandan, Trump’ın ittifaka yönelik açık kayıtsızlığı, yarım ağız askerî taahhüdü, Avrupa’yı zayıflatan ekonomik politikaları ve Batı Yarımküre’ye odaklanması, NATO’yu ABD’ye olan geleneksel bağımlılığı nedeniyle daha kırılgan hâle getiriyor” yorumunu yaptı. Ancak Trump’ın söylemlerinin yumuşadığını kaydeden Shea, “Avrupalılar bir yandan en iyisini umut ediyorlar —Trump’ın görevden ayrılmasının ardından transatlantik güvenlik ilişkilerinin eski istikrarına dönmesini— diğer yandan da en kötü senaryoya hazırlanıyorlar: ABD olmadan Avrupa askerî entegrasyonu ve öz yeterliliği için çerçeveler inşa etmek” dedi.
TRUMP’LA ÖRGÜTÜN GELECEĞİ BELİRSİZ
Trump’ın NATO konusunda çelişkili mesajlar verdiğini, NATO’nun ABD içindeki önemini sorgularken müttefiklerinden daha fazla harcama yapmalarını isteyerek ittifakı güçlendirme adımları attığını ifade eden Shea, “Dolayısıyla öngörülemez bir ABD Başkanı ile NATO’nun geleceği gerçekten belirsizdir. İttifak muhtemelen Trump’ı da atlatacaktır; biraz yıpranmış ve hırpalanmış olsa da. Ancak çok şey, Beyaz Saray’a onun ardından kimin geleceğine ve transatlantik ilişkinin (Biden yönetimi döneminde olduğu gibi) onarılıp onarılmayacağına ya da MAGA eğiliminin temsil ettiği kopuş ve ABD tek taraflılığının devam edip etmeyeceğine bağlı olacaktır” yorumunu yaptı. Trump’ın çıkışları ile, ABD’nin güvenlik garantisinin sonsuza dek süreceğine bel bağlayan Avrupa’nın uyandığını ifade eden Shea, “Avrupa nihayet 21. yüzyılın güvenlik meydan okumalarının ve gerçeklerinin sert doğasıyla yüzleşmektedir” dedi.
TÜRKİYE VAZGEÇİLMEZ AKTÖR
Ankara’nın jeopolitik çekişmeler yaşadığı NATO müttefiklerinin “Türkiye zorlu bir ortak” algısına katılmadığını aksine Türkiye’nin örgüt için “Vazgeçilmez bir müttefik” olduğunu ifade eden Shea, “NATO’nun tarihine baktığımızda, Fransa’nın ve oldukça sık biçimde ABD’nin NATO’yu Türkiye’den çok daha fazla zorladığını görürüz. Daha geniş perspektiften bakıldığında Türkiye’nin NATO’ya katkısı son derece büyük olmuştur” dedi. “Türkiye ayrıca NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahiptir” diyen Shea, “ABD, Türkiye’yi F-16 ve F-35 savaş uçağı programlarına yeniden dâhil etmektedir ve Avrupalılar, Yunanistan ve Kıbrıs’ın (GKRY) Türkiye’nin AB SAFE savunma yatırım fonuna tam katılımını geciktirmesine rağmen, Türkiye’nin yüksek teknoloji savunma sanayilerinin ve uzay programlarının daha güçlü bir Avrupa savunmasına yapabileceği büyük katkıların giderek daha fazla farkına varmaktadır” sözlerini sarf etti.










