Cumhurbaşkanı Erdoğan, tvnet Genel Müdür Yardımcısı Serhat İbrahimoğlu'nun da aralarında
bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Körfez krizini doğuran ana etkenin İsrail olduğunu hatırlatarak, “İsrail’in kışkırtmalarının etkisiz kılınması şart. Bölgenin sorunları, bölge ülkeleri tarafından çözülebilir. Hep birlikte kanlı oyunları bozmalıyız” dedi.
Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 6’ncı Toplantısı ve Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi’ne katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan dönüşü, beraberindeki gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Türk devletleriyle ilişkilerden Körfez krizine, Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi’nden Avrupa Birliği vizyonuna, F-35 programından Terörsüz Türkiye’ye, CHP içindeki kaos ve yeni anayasa çalışmalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
DÜNYADA BARIŞ VE ADALETİ PERÇİNLEYECEĞİZ
* Türk dünyası konusunda en fazla çalışma yapan lidersiniz. Önümüzdeki dönemi “Türk Yüzyılı” olarak tanımladınız. Türk devletleriyle ilişkilerde gerçekleşmesini istediğiniz en önemli hedefiniz nedir?
Türk dünyası ile ilişkilere her zaman önem veren bir iktidar olduk. Türk Devletleri Teşkilatı ile de bunu taçlandırmanın gururunu yaşıyoruz. Ecdadımız, geçmişte nasıl Türk’ün gücünü dünyada barış ve adalet ile perçinlemişse, bugün de Türk dünyasının güçlü ve egemen ülkeleri olarak bunu yeniden tesis edeceğimize inanıyoruz. Bu yıl, Türk Devletleri Teşkilatı’nın Liderler Zirvesi, ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Dönem başkanlığımızda teşkilatın içeride ve dışarıda güçlenmesi için büyük gayret içinde olacağız.
KÖRFEZ KRİZİNİN NEDENİ İSRAİL
*Körfez krizi neden çözülemiyor? Bu saatten sonra neler yapılmalı ki bu sorunun üstesinden gelinsin?
Bu krizi doğuran ana etkenlerden biri, İsrail’in bitmek bilmeyen kışkırtmalarıdır. Birtakım hayaller ve ütopyalara kapılan İsrail, bu tahriklerle bölgemizi kendi hevesleri uğruna ateşe atmaktan çekinmediğini defalarca gösterdi. İsrail istiyor ki savaş bölge geneline yayılsın ve bölgemizdeki pus daha da artsın. İsrail’in kışkırtmalarının etkisiz kılınması, gerçek bir barışın inşa edilmesi şart. Bölgenin sorunlarının, bölge ülkeleri tarafından çözülebileceğine inanıyoruz. Hep birlikte huzur, istikrar ve barış için gayretlerimizi artırarak, kanlı oyunları bozmalıyız. Eğer bölgede kalıcı bir istikrar isteniyorsa, herkes kısa vadeli hesaplarını bir kenara bırakmalı. Ülkeler, uluslararası şirketlerin, bölge dışı aktörlerin değil, kendi ülkesinin ve vatandaşının hakkını savunmalı.
NATO TEHDİTLERE DAHA HAZIRLIKLI OLMALI
* Ankara yakın zamanda NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. NATO’nun geleceği belki burada konuşulacak. Türkiye’nin, NATO’nun geleceğine dair perspektifi nedir?
Ankara’da 7-8 Temmuz tarihleri arasında tertipleyeceğimiz NATO Liderler Zirvesi kritik öneme sahip. Dünya, NATO’nun kurulduğu günlerdeki o eski dünya değil. Yeni bir dünya kuruldu ve bu yeni dünyada NATO’nun konumu çok daha farklı. Tehditler karmaşıklaştı, riskler çeşitlendi, küresel sistem aşındı, kısaca dünya çok değişti. NATO içerisinde adaletli yük paylaşımı, samimi iş birliği ve ortak güvenlik anlayışı, ittifakın geleceği için çok çok önemli. Daha kararlı ve tehditlere karşı daha hazırlıklı bir NATO için üzerimize düşeni yapmaya hazırız.
AB TÜRKİYE’NİN FARKINDA DEĞİL
* Türkiye her fırsatta Avrupa Birliği’ne (AB) tam üye olma vizyonunu ve talebini ortaya koyuyor. Gümrük birliği ve vize serbestisi konusunda yapısal iyileşme, olumlu yönde bir gelişme beklenebilir mi? Bu süreçlerin sürüncemede kalması, AB içinde bazı ülkelerin Türkiye’yi rakip görmesinden mi kaynaklanıyor?
O da var. Ancak biz AB’ye tam üyelik vizyonumuzu birilerine rakip olmak veya çelme takmak için ortaya koymadık. Biz, samimi şekilde AB’nin parçası olarak hem ülkemizi hem birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. Fakat AB maalesef bunun farkında değil. Türkiye, AB için büyük fırsattır ve birlik bunu değerlendirmek konusunda tarihi bir karar vermek durumundadır. Avrupa yol ayrımına gelmiştir ve durumu çok daha dikkatli değerlendirmelidir.
* Türkiye'nin F-35 programına dönüşüne ilişkin yeni bir gelişme var mı? Bununla birlikte milli muharip uçağımız KAAN’a da ilgi büyük. Üretim ve ihracatta ne aşamadayız?
F-35 konusunda taleplerimiz ortada. Arkadaşlarımız Amerikalı muhataplarıyla temaslarını sürdürüyor. Müspet bir netice almayı umuyoruz. KAAN projemiz ise her geçen gün ilerliyor. Süreç tamamlandığında bu alanda artık yeni bir hikaye başlayacak.
Terörsüz Türkiye’yi istemeyenler sevinemeyecek
* Terörsüz Türkiye sürecinde önümüzde nasıl bir yol haritası var?
Cumhur İttifakı olarak, hedef birliği içinde bu gayeye ulaşmak için sağlam, basiretli ve cesur adımlar atıyoruz. Meclis komisyonumuz, uzlaşı temelinde bir yol haritası ortaya koydu. Yapıcı ve çözüm odaklı bir yaklaşımla yol haritasının hayata geçirilmesi gerek. Sorumluluk duygusuyla hareket edilmesi, bu noktada çok önemli. Silah bırakmanın ivmelenmesi için İstihbarat Teşkilatımız çalışıyor. İlk günden beri sürecin başarısı için dua edenler, çaba gösterenler olduğu gibi, bundan rahatsız olanlar da var. Biz kararlıyız, Terörsüz Türkiye’yi istemeyenleri sevindirmeyeceğiz. Bunlara fırsat vermeyeceğiz.
* Yeni anayasa konusunda bu dönem değil belki ama önümüzdeki dönem yeni adımlara şahitlik edebilecek miyiz?
Milletimize verdiğimiz sözü mutlaka yerine getireceğiz. Biz, bu konuda hazırlıklarımızı tamamladık. Millet, inşallah darbe lekesi taşıyan bir anayasadan kurtulup, yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasaya kavuşmak istiyor. Siyaset, milletin taleplerine kulak tıkayamaz. Bu hasreti sonlandırmak, siyaset kurumunun elindedir. Yeni anayasa artık bir lüks değil, ihtiyaç, hatta zorunluluktur. Bu konuyu siyaset üstü görüyor ve siyasi partilere çağrı yapıyoruz: Gelin her türlü siyasi önyargıyı bir kenara bırakalım. Toplumun her kesiminin “İşte benim anayasam” diyebileceği metni birlikte inşa edelim.
CHP’den yeni katılımlar olabilir
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP içindeki tabana yayılan krizi de değerlendirerek şunları kaydetti:
CHP yöneticilerince tehdit edilen, baskı gören, hakarete maruz kalan bazı arkadaşlar, huzuru AK Parti'de bulmuş ve aramıza katılmışlardır. CHP yönetiminin partiyi ne hale getirdiğini, özellikle en iyi o parti içinde bir dönem yer alanlar bilir. CHP'yi, yolsuzluğu, hırsızlığı, rüşveti savurma merkezi haline getirenlerin, içerideki çürümeyi derinleştirmesi, siyasetin itibarı açısından da çok üzücü. Bizi, CHP içindeki koltuk savaşları, birbirlerini suçlama yarışı ve iftira olimpiyatları ilgilendirmiyor. Biz yolumuza bakıyoruz. Bundan sonra da yine aynı şekilde aramıza katılacak arkadaşlar olabilir.
DÜN ARKASINDAN AĞLADIKLARINA BUGÜN KÜFREDİYORLAR
CHP'nin yurt dışında yaşayan gurbetçilerle ilgili olumsuz bir dil kullandığına dikkat çeken Erdoğan,
"Kim küfür ve hakarette daha iyiyse, mevcut CHP yönetiminin lütfuna mazhar oluyor. Dün arkasından ağladıklarına bugün utanmadan küfredebiliyorlar. Dün öve öve bitiremediklerini, bugün tükürük yağmuruna tutabiliyorlar. Yıllarca beraber oldukları yol arkadaşlarına bunu meşru gören zihniyetin, vatandaşa neler yapacağını varın siz hayal edin"
diye konuştu.
ÇOCUKLARI ALGORİTMANIN İNSAFINA TERK ETMEYECEĞİZ
"Teknolojiyi reddeden değil, teknolojiyi insanlığın hayrına kullanan bir anlayışla düzenlemeler yapıyoruz"
diyen Erdoğan, bu konuyu önemsediklerini belirterek,
"Ailelerin, sosyal ağ sağlayıcıların ve devletin iş birliği sayesinde bu koruma sağlanacak. Dijital okuryazarlığı güçlendirecek faaliyetlerle hem eğitimcilerimiz hem de ailelerimiz, sanal alem konusunda daha bilinçli olacak. Biz çocuklarımızı algoritmaların insafına terk etmiyoruz. Çocuklarımızı korumak için seferberlik ruhuyla hareket etmeye mecburuz"
şeklinde konuştu.
EVLENMEYEN GENÇ KALMAYACAK
Aile Haftası'na ilişkin bir soruya cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, özetle şunları söyledi:
Aile Haftası vesilesiyle bir kez daha 'Biz bu kaleyi yıktırmayacağız' diyoruz. Nüfus meselesi Türkiye için hayati bir konu. Nüfusumuzun özellikle kendini yenileme oranındaki düşüş alarm veriyor. Bunu artırmak, geleceğimiz için çok önemli. Yıllardır bu tehlikeye dikkat çeken bir siyasetçi olarak, haksız eleştirilere maruz kaldık.
3 çocuk ikazımızın ne kadar haklı olduğunu ortaya koyduk. Aile ve Gençlik Fonu bu amaçla kuruldu ve bugüne kadar 205 binin üzerinde gencimiz bundan faydalanmaya hak kazandı. 140 binin üzerinde gencimize 11,6 milyar lira ödeme yaptık. Aile danışmanlığı, aile indirim anlaşmaları çocuk sayısına göre desteklerle gençlerin bundan sonra da yanındayız. Bizim derdimiz bu ülkede evlenmedik genç, tütmedik ocak bırakmamaktır.
#Recep Tayyip Erdoğan
#Diplomasi
#Politika
#ortadoğu