
CHP’de mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararı geniş çaplı bir yönetim krizini beraberinde getirecek. Kararla birlikte il ve ilçe örgütlerinden Parti Meclisi’ne kurultay süreçlerinden delegasyona kadar tüm kurumsal yapı hukuki olarak tartışmaya açık hale geldi. Partide yeni dava süreçlerinin başlayabileceği değerlendiriliyor. Kılıçdaroğlu’nun bayram sonrası Genel Merkez'e dönmesi beklenirken, “Çift başlı yönetim” ihtimali de belirdi.
CHP’de mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararı, parti tarihinde benzeri görülmemiş bir yönetim ve örgüt krizinin kapısını araladı. Kararla birlikte yalnızca 38’inci Olağan Kurultay değil, sonrasında yapılan 39’uncu Olağan Kurultay ile il, ilçe ve belde kongrelerinin hukuki zemini de tartışmalı hâle geldi. Parti kulislerinde, 81 il, 922 ilçe ve bin 402 beldede örgüt yapısının eski yönetime dönmesinin beklendiği konuşulurken, delegelerin iradesinin sakatlandığı gerekçesiyle yeni dava süreçlerinin başlayabileceği değerlendiriliyor.
ÇİFT BAŞLI YÖNETİM İHTİMALİ
Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık koltuğuna dönüşünün önü açılırken, karar TBMM Grubu’nu bağlamadığı için Özgür Özel’in CHP Grup Başkanlığı görevini sürdürebileceği belirtiliyor. Bu durum, CHP’de “çift başlı yönetim” tartışmasını da beraberinde getirdi. CHP’nin 81 il, 922 ilçe ve bin 402 belde örgütünde yeniden eski yönetimlerin esas alınacağı belirtilirken, parti hukukçuları süreç nedeniyle yeni dava dalgalarının da gündeme gelebileceğini konuşuyor. Özellikle 38’inci ve 39’uncu Olağan kurultaylarda oy kullanan delegelerin iradelerinin “sakatlandığı” gerekçesiyle bireysel hukuki girişimlerde bulunabileceği ifade ediliyor.
HUKUKİ STATÜ DEĞİŞECEK
Mutlak butlan kararının ardından mevcut delegasyon yapısının da tartışmalı hâle gelmesi nedeniyle il ve ilçe kongre delegelerinin yeniden belirlenmesi gündeme gelebilir. 37’nci Olağan Kurultay sürecine dönüş hâlinde, sonraki kongrelerde seçilen çok sayıda delegenin hukuki statüsünün düşeceği ifade ediliyor.
37’NCİ PM’DE 14 ORTAK İSİM VAR
Kararın ardından parti yönetiminde de dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı. Mutlak butlan kararıyla birlikte CHP’de 37’nci Parti Meclisi yeniden yürürlüğe girmiş oldu. Ancak bu PM içerisinde, daha sonra yapılan 39’uncu Olağan Kurultay’da seçilmiş 14 ismin de yer alması, parti içinde yeni bir hukuki tartışmanın kapısını araladı.
Söz konusu 14 isim şöyle: Selin Sayek Böke, Gamze Taşcıer, Pınar Uzun Okakın, Gökan Zeybek, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Ednan Arslan, Zeynel Emre, Gökçe Gökçen, Özgür Karabat, Ulaş Karasu, Sevgi Kılıç ve Aylin Nazlıaka. 37’nci Kurultay’da YDK üyesi olan Saniye Barut ile Gülşah Deniz Atalar ise 39’uncu Kurultay’da PM’ye giren isimler arasında yer almıştı.
İHRAÇ EDİLENLERE GERİ DÖNÜŞ YOLU
Öte yandan kararın yalnızca yönetim organlarını değil, disiplin süreçlerini de etkileyeceği belirtiliyor. Özgür Özel döneminde ihraç edilen isimlere ilişkin kararların da hukuken kadük hâle geleceği, bu isimlerin parti üyeliklerinin yeniden gündeme gelebileceği ifade ediliyor. CHP kulislerinde, kararın ardından yalnızca yönetim krizinin değil; teşkilat yapısı, delegasyon sistemi ve parti içi disiplin mekanizmasının da baştan aşağı yeniden tartışmaya açılacağı konuşuluyor.
İstifa formülü
- Kulis bilgilerine göre Genel Merkez cephesi, mutlak butlan kararı sonrası göreve çağrılacak CHP Parti Meclisi’nde 31 üyenin istifasını sağlayacak bir formül üzerinde çalışıyor. CHP tüzüğüne göre PM üye sayısının yarısının altına düşmesi hâlinde partinin yeniden kurultaya gitmesi gerekiyor. Böyle bir senaryoda yapılacak yeni kurultayda, Parti Meclisi çoğunluğunun mevcut Genel Merkez yönetimine yakın isimlerden oluşmasının hedeflendiği ifade ediliyor.
MYK ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLECEK
- Bu süreçte Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir süre genel başkanlık görevinde kalabileceği ancak partinin günlük yönetiminin, CHP Parti Meclisi tarafından seçilecek MYK üzerinden yürütüleceği değerlendiriliyor.
İmamoğlu’ndan Avrupa’ya şikâyet
- Yolsuzluk soruşturmaları kapsamında tutuklu yargılanan ve görevinden uzaklaştırılan eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, mutlak butlan kararı sonrasında Türkiye’yi Avrupa’ya şikâyet etti. İmamoğlu X hesabından yaptığı paylaşımda CHP’ye karşı bir yargı darbesi yapıldığını iddia ederek “Bu, halkın iradesine, demokrasiye, Cumhuriyet’e ve anayasal düzenin temellerine yönelik bir saldırıdır” ifadelerini kullandı.










