
“İmamoğlu’nun gölgesi” olarak anılan eski İBB İştirakler Daire Başkanı Ertan Yıldız, İmamoğlu liderliğindeki Sistem'i anlattı. “Yakup Öner, Boğaz’dan sorumlu; Fatih Keleş genel yapıdan sorumluydu” diyen Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu ve İbrahim Bülbüllü’nün de Sistem'in kritik isimleri olduğuna dikkat çekti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturmasının kilit isimlerinden, Bakırköy Belediyesi Meclis Üyesi ve iş insanı Ertan Yıldız, İBB’de kurulan sistemi ve işleyişini anlattı. Sistemin başında Ekrem İmamoğlu’nun bulunduğunu belirten Yıldız, İBB’de harita mühendisi olarak görev yapan Yakup Öner’in Boğaz hattındaki süreçlerden, “kasa” olarak anılan Fatih Keleş’in ise genel yapıdan sorumlu olduğunu söyledi. Murat Gülibrahimoğlu ve İbrahim Bülbüllü’nün de sistemin kritik aktörleri arasında yer aldığını ifade etti. Yaklaşık üç hafta önce ofisinde görüştüğümüz Yıldız, teslim olma sürecinden hakkında ortaya atılan iddialara, İmamoğlu ile yaptığı “Ben artık yokum” görüşmesinden Murat Gülibrahimoğlu ile yaşadığı tartışmalara kadar birçok detayı Yeni Şafak’a anlattı.
İLK KEZ 2014’TE TANIŞTIK
3 DANIŞMANDAN BİRİYDİ
“SEN MECLİS’E GİR” DEDİ
SUÇSUZ OLDUĞUM İÇİN BERAAT EDECEĞİM
EKREM’İN BU İŞLERE GİRMESİNE GEREK YOKTU
Ekrem İmamoğlu’nun ilk günden bu yana Cumhurbaşkanı olmak istediğini kaydeden Yıldız, “İmamoğlu’nun başından beri amacı buydu. Bir insanın amacının olması da kötü bir şey değil. Ama buna nasıl gittiğin önemli. Ben iddia ediyorum Ekrem İmamoğlu, hiç bu işlere girmeseydi şu an cumhurbaşkanının en güçlü adaylarından biriydi. Bu işlere girmesine gerek yoktu, bu hırslara gerek yoktu” değerlendirmesi yaptı.

Gizli toplantılarda Gülibrahimoğlu vardı
- Ertan Yıldız, belediye iştirakleri üzerinden yürütülen süreçler istenilen sonucu vermeyince yöntemin değiştirildiğini, bazı işlerin doğrudan İBB üzerinden özel firmalara verildiğini anlattı. Bu dönemde özellikle belirli alanlarda yoğunlaşan bir yapı oluştuğunu savunan Yıldız, sistemin nasıl işlediğini şu sözlerle anlattı: Bu dönemde en önemli yapılanmalar Boğaziçi İmar ve Cebeci Hafriyat alanı oldu. Ben Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş. tarafını bu kadar bilmiyordum. Orada bir şeyler döndüğünü anlıyordum, farkındaydım. Tepede olmamdan dolayı her türlü haber geliyordu. Sistemin içinde olmaya istekli olup bunu kabul etseydim Ekrem İmamoğlu bundan memnun olurdu."
BOĞAZ'DA İZİN Mİ İSTİYORSUN, VER BİR MİLYON DOLAR
- Medya, kültür ve Cebeci maden sahası ile İBB’nin verdiği fen işleri ve yol bakım ihalelerinin kaynak yaratmada kullanılan başlıca alanlar olduğunu anlatan Yıldız şöyle devam etti: “Cebeci maden sahası Murat Gülibrahimoğlu’nun yarattığı bir proje. Burada İBB’den özel şirketlere, hatta kendi şirketlerine aldığı hafriyat izinleriyle aslında İSTAÇ’ın işletmesi gereken alanın dışarıdan bir firma tarafından işletilmesi ve kontrolsüz şekilde hafriyat dökülmesi gibi durumlar oldu. Bir ihale alınıyor, kontrolsüz şekilde buraya hafriyat dökülüyor. Kimse kontrol etmiyor çünkü o arada bir ortaklık var. Fatih Keleş, İbrahim Bülbüllü ve Murat Gülibrahimoğlu sistemi birlikte yönetiyorlar. Burada çok büyük bir rant var, yıllık 150-200 milyon dolar civarında. Böyle büyük bir alanı görünce ufak tefek ihalelerle uğraşmayı bıraktılar. Mesela Boğaz’da bir yerden 1-2 milyon dolar alınıyor, iş çözülüyor. Artık ihale yapmaya, işin yapılmasını beklemeye ya da tahsilatla uğraşmaya gerek kalmıyor. Boğaz’da izin mi istiyorsun ‘Ver kardeşim 1 milyon dolar’ diyorlar. Adam getirip parayı çantayla veriyor. Olay bitti, bu kadar.”
RAHATSIZ OLDUM, BAŞKANA SÖYLEDİM
- Cebeci’de ayda 10-20 milyon dolar arası para geldiğini anlatan Yıldız, “İşin rengi değişince ben rahatsız oldum. Bunu da başkana defalarca söyledim. Özellikle Murat Gülibrahimoğlu’nu sisteme sokmaması gerektiğini anlattım. İmamoğlu ise ‘Hayır o yetenekli bir adam önünü açmamız lazım’ diyordu. Gülibrahimoğlu ile bir araya gelip kavga etmedikleri bir toplantının olmadığını vurgulayan Yıldız, “Ertan Yıldız gizli toplantılara katıldı deniyor ya. Ben hiçbir gizli toplantıya katılmadım. Ama Murat Gülibrahimoğlu bütün gizli toplantılarda vardı. Operasyondan önce ’Millete yurt dışına gidin’ diyen de kendisi” değerlendirmesi yaptı.
Özgür Özel bir kez bile ziyaret etmedi
- Silivri Cezaevi’nde kaldığı 64 günlük süre boyunca İmamoğlu’nu 10 kez ziyarete gelen Özgür Özel’in kendisini bir kez bile ziyaret etmediğini anlatan Yıldız, “Bana uğrayıp geçmiş olsun demedi. Hiç uğramadı. Ben İBB’yi yöneten çok emek veren 2-3’ncü adamdan biriydim. Genel başkan yardımcıları, siyasetçilerden çok az gelen oldu. Yalnız bırakıldım ve o dönem aslında çok da bir önemimizin olmadığını anladım. Onlar siyasi arkadaşları daha çok korumaya odaklanmışlar. Özellikle de Ekrem İmamoğlu’nu. Tüm mal varlıklarımıza tedbir konuldu. Araçlarımız ellerimizden alındı. Belediyenin bana verdiği bir tane Volvo araç vardı. Daha ortada etkin pişmanlık falan yokken, ben daha hapishanedeyken, belediye geldi bu aracı aldı. Bir Allah’ın kulu evimi, eşimi, çocuklarımı arayıp derdiniz var mı diye sormadı. Hiç kimse sahip çıkmadı.”

İtiraz edince 'Sen karışma' dediler
Süreçten duyduğu rahatsızlığın 2021 itibarıyla başladığını belirten Ertan Yıldız, “İhale şartnameleri öyle hazırlanıyordu ki buraya sadece bir firma girebilirdi. Bu şirketlerin genel müdürleri de durumun farkındaydı ve rahatsızlıklarını dile getiriyorlardı” dedi. Yıldız, İmamoğlu ile yaşadığı en net kopuş sürecini ise şöyle aktardı:
Silivri Seymen’de İstanbul Enerji’nin bir enerji üretim tesisi var. Burada çöp gazından elektrik üretiyoruz, çıkan buharı toplayıp elektrik üretmek mümkün. Satış da yapılabiliyor. 5 milyon dolarlık yatırım yaptığın bir yerden 2,5 milyon dolar gelir elde edebilirsin. Enerji yatırımı iki senede kendini amorti edebiliyor. Ben buraya yatırım yapılmasını istiyordum, ama Murat Gülibrahimoğlu orada tehlikeli atıkları bertaraf eden bir tesis kurmak istiyordu ve tesise elektrik gerekiyordu. Onun istediği şekilde verirsek para kazanamayacağız. Bu kamunun zararına bir iş olur. Ben dedim ki, ‘O zaman yatırımı sen yap, geliri paylaşalım. Başka biri olsa böyle yapılır. Gelirin yüzde 30’unu sen al, yüzde 70’ini belediye alsın’ Kabul etmediler.” “Toplantıda Ziya Gökmen Togay, İstanbul Enerji Genel Müdürü Yüksel Yalçın, Murat Gülibrahimoğlu ve Fatih Keleş vardı. Konuyu tartıştık. Başkan ‘Benim talimatımdır, Murat Gülibrahimoğlu’nun istediği şekilde olacak’ dedi. O an anladım ki bu iş yürümeyecek. Adamın yörüngesi değişmişti; artık İstanbul’da başarılı olmaktan ziyade kaynak yaratmak, CHP’yi ele geçirmek, sonra cumhurbaşkanı olmak yörüngesine kaymıştı. Murat Gülibrahimoğlu’nun başkanın karar mekanizmasını bozduğunu düşünüyorum. Fatih Keleş de bir süre sonra bana ‘Sen karışma’ demeye başladı. Başkan öyle deyince ben de İSTAÇ’tan elimi çektim. Hatta Fatih Keleş, ‘Murat Gülibrahimoğlu ile ben görüşeceğim, sen görüşmeyeceksin’ diyordu.
İmamoğlu’ndan ‘Yapma’ notu geldi
- 18 Mart günü dışarıda olduğunu 19 Mart sabahı ise polise gidip teslim olduğunu vurgulayan Yıldız, “Ben şunu düşündüm, ben masumum, niye kaçayım ki diye düşündüm. Çoluğun çocuğun burada. Malın mülkün burada. Vatanın burası. Kaçacak bir yer yok ki” şeklinde konuştu. Masum olduğuna inandığı için etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığını anlatan Yıldız, “Ben sütten çıkmış ak kaşık değilim. Çevremde bir ton şey oldu, bunları gördüm şahit oldum, fark ettim. Belki İBB’den daha erken ayrılabilirdim bu konuda benim de eksikliklerim var. Ama sonuçta gördüm. Bu yüzden itirafçı oldum. İlk ifadeyi verdiğim duyulduğunda bazı insanlar bana gelmeye başladı. Üst düzey kişiler tarafından ‘Bunu yapma, yaparsan dağılırlar, çok kötü duruma düşerler’ dendi. ‘Etkin pişmanlık kabul edilmezse sahipsiz kalırsın’ denildi. Ekrem İmamoğlu’ndan gelen mesajlar oldu. 'Yapma' diyordu. Bu notları gösteriyorlardı. Yani yapmamı istemedi, yapmama engel olmak istedi, birkaç kere böyle not geldi” vurgusu yaptı.
Savcılık sürecinde kötü bir davranışla karşılaşmadım
- Ertan Yıldız, soruşturma sürecinde kötü muamele ile karşılaşmadığını söyledi. Yıldız, “Hem savcılık hem de cezaevi süresinde, savcılarımız ve diğer görevlilerden hep iyi muamele gördük. Son 1 yıldır yaşanan süreç, 35 yılı aşkın iş ve özel hayatımda kazandığım itibarımı ve ailemin psikolojisini çok olumsuz etkiledi. Her şey Allah’tan deyip sabır gösteriyoruz.” İfadelerini kullandı.









