
İsrail ve ABD’nin İran’a saldırılarıyla başlayan savaşta enerji altyapısı da hedef alındı. İran’da petrol depoları ve enerji tesislerine düzenlenen saldırılar, hava kirliliğini artırırken, Körfez’de ise daha büyük bir çevre krizinin kapısını aralayabilecek riskleri gündeme getirdi.
Orta Doğu’da meydana gelen savaşların ekonomik etkilerinin yanı sıra çevresel etkileri de oluyor. Bombardıman uçakları ve savaş jetlerinin günün her saati konuşlandırılması, atmosfere önemli miktarda küresel ısınmaya neden olan sera gazı emisyonu ekliyor. One Earth dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, Gazze çatışması yaklaşık 33 milyon ton karbondioksit eş değeri emisyon üretti. Bu miktarın, 7,6 milyon benzinli otomobile veya Ürdün gibi küçük bir ülkenin yıllık emisyonuna eş değer olduğu belirtildi. Ukrayna'daki savaş 300 milyon tondan fazla ek emisyona neden oldu. Bu da Fransa'nın yıllık emisyonuna eş değer.
BÜYÜK RİSK TAŞIYOR
Orta Doğu’daki çatışmaların enerji piyasaları açısından bu kadar kritik görülmesinin temel nedeni ise Hürmüz Boğazı. İran ile Umman arasında yer alan bu dar su yolu, dünyanın en önemli petrol geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir askeri gerilim hem bölge ülkelerini hem de küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyebiliyor. Uzmanlara göre çatışmaların enerji altyapısına yönelmesi yalnızca ekonomik bir kriz anlamına gelmiyor. Petrol depoları, rafineriler ve enerji tesislerinin hedef alınması durumunda ortaya çıkabilecek yangınlar ve sızıntılar çevresel açıdan da ciddi bir risk oluşturuyor.
ETKİLERİ SONRA ANLAŞILACAK
Uzmanlara göre savaşların çevresel etkileri çoğu zaman çatışmalar sona erdikten sonra daha net ortaya çıkıyor. Petrol yangınları, sızıntılar ve kirleticiler yalnızca kısa vadeli bir çevre sorunu oluşturmuyor; toprak, su ve ekosistem üzerinde yıllarca sürebilecek hasarlar bırakabiliyor. Atmosfere yayılan karbon ve diğer sera gazlarının da iklim değişikliğini hızlandırabilecek bir etkisi olabileceği ifade ediliyor. Öte yandan yangınlar ve petrol atıklarıyla kirlenen arazilerin eski haline dönmesi ise uzun yıllar alabiliyor. Benzer şekilde petrol sızıntılarıyla kirlenen su kaynaklarının temizlenmesi de oldukça zor ve maliyetli. Çoğu uzmana göre Orta Doğu’daki savaşın çevresel etkileri çoğu zaman askeri ve siyasi gelişmelerin gölgesinde kalıyor. Ancak enerji altyapısının hedef alınmaya devam etmesi halinde, çatışmaların geride bıraktığı çevresel tahribatın etkileri bölge halkı için on yıllar boyunca hissedilebilir.






