İsrail'in talebiyle İran'a savaş açtık

Sernur Yassıkaya
Sernur Yassıkaya
04:0025/04/2026, Cumartesi
G: 25/04/2026, Cumartesi
Yeni Şafak
Trump, Netanyahu.
Trump, Netanyahu.

ABD, İran’a yönelik askeri operasyonlarına ilişkin gerekçesini ve hedeflerini resmi bir değerlendirme ile kamuoyuna açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı resmi internet sitesinde 21 Nisan’da yayınlanan metinde, Washington yönetiminin savaşa İsrail’in talebi doğrultusunda katıldığı açıkça ifade edildi. Açıklamada, 28 Şubat’ta ABD ordusu tarafından, İsrail ile ortak başlatılan “Operation Epic Fury” (Efsanevi Öfke Operasyonu) kapsamındaki hedefler de yer aldı. Buna göre operasyonun amaçları; “İran’ın saldırı amaçlı füzelerini yok etmek, füze üretim kapasitesini ortadan kaldırmak, donanmasını ve diğer güvenlik altyapılarını imha etmek ve son olarak İran’ın asla nükleer silaha sahip olmamasını sağlamak” şeklinde ifade edilirken, ABD Başkanı Donald Trump'ın 28 Şubat günü yaptığı açıklamada yer alan "rejim değişikliği" ifadesine yer verilmediği görüldü. Açıklama, yine Trump son dönemde yaptığı “İran’ın hiçbir zaman nükleer silah sahibi olmaması” hedefinin altının özellikle çizildiği görüldü. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, savaşın ilk günlerinde İsrail'in talebiyle İran'a savaş açtıklarını belirtmiş, hem ABD medyası hem de seçmen tabanından gelen tepkinin ardından, sözlerinin çarpıtıldığını savunmuştu. Yine Amerikan ve İsrail medyasında, ABD Başkanı Trump'ın, çeşitli tarihlerde yapılan görüşmelerde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından Mossad'ın sunduğu çerçevede ikna edildiği yazıldı. Öyle ki ABD Başkanı'nın kendi kurumlarından gelen uyarılara kulak asmadığı ve Netanyahu ile savaşa başlama kararı aldığı belirtiliyordu. Dışişleri Bakanlığı'nın metni bu haberleri de doğruladı.

On yıllardır süren çatışma vurgusu

ABD Dışişleri Bakanlığı raporunda, Washington ve Tahran uzun süredir savaş halinde olduğu savunuldu. Metinde, İran’ın “on yıllardır süren kötü niyetli saldırganlığı”, vekil güçleri araç olarak kullandığı ve özellikle ABD, İsrail ve bölgedeki diğer aktörlere yönelik “tırmanan saldırıları”nın bu süreci tetiklediği iddia edildi. Bu çerçevede metinde 28 Şubat öncesinde de devam eden bir “uluslararası silahlı çatışma” durumunun bulunduğu ifade edildi. Raporda, söz konusu askeri müdahalenin uluslararası hukuka uygun olduğunu savundu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne gönderilen mektuplara atıf yapılan metinde, ABD’nin “İsrail’in talebi üzerine ve onunla birlikte kolektif meşru müdafaa kapsamında hareket ettiği” ve aynı zamanda “kendi doğuştan gelen meşru müdafaa hakkını kullandığı” vurgulandı. ABD Dışişleri, yürütülen operasyonların United Nations Şartı ile uyumlu olduğunu iddia ederken, eleştirilere karşılık olarak eylemlerinin “uluslararası hukukta güç kullanımı ve meşru müdafaa çerçevesi içinde” kaldığını savundu.




#İsrail
#ABD
#İran