
Türk mutfağının vazgeçilmez yemeği bu lokantada çok farklı bir müşteri kitlesine hitap ediyor. Kentte 76 yıldır babadan kalma mesleği sürdüren Şaban Yakşi’nin lokantasına girenler, karşılaştıkları manzara karşısında telefonlarına sarılıyor. İşletmenin en sadık ve en "dişli" müşterileri, 12 yıldır burada yaşayan 8 adet Pirana…
Diyarbakır’da 1950’den beri hizmet veren tarihi bir kelle paça salonu, sadece lezzetiyle değil, dükkanın baş köşesindeki akvaryumuyla da görenleri hayrete düşürüyor. Öyle ki, piranalar, burada müşterilerle aynı menüyü paylaşıyor: Kelle paça…
STANDART YEM YERİNE KELLE PAÇA
Sıradan bir akvaryum balığından çok daha fazlası olan bu etçil sürüsü, beslenme alışkanlıklarıyla şaşkınlığa neden oluyor. İşletme sahibi Şaban Yakşi, piranaların doğal vahşi içgüdülerini doyurmak için onlara özel bir diyet uyguluyor.
Bu balıklar hazır yemlerle yetinmiyor; lokantada müşterilere sunulan sığ eti, dil ve işkembeden oluşan özel porsiyonlarla besleniyor. Günde ortalama 2-3 porsiyon et tüketen piranalar, adeta lokantanın "VIP müşterisi" muamelesi görüyor.
"PAÇA ZENGİN YEMEĞİDİR"
Her şeyin 12 yıl önce, işletme sahibinin oğlunun bu balıkları dükkana getirmesiyle başladığını belirten Şaban Yakşi, piranaların zamanla lokantanın maskotu haline geldiğini söylüyor. Özellikle çocuk müşterilerin balıklara büyük ilgi gösterdiğini vurgulayan Yakşi, durumu şu sözlerle özetliyor:
"Müşterilerin çocukları, pirana balığı olduğu için seviyorlar. Paça zengin yemeğidir, ben de günde 2-3 porsiyon pirana balıklarıma yediriyorum. Onlara özel sığ et, dil ve işkembe hazırlıyoruz."









