
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya sert sözlerle tepki gösterdi. "Netanyahu’nun mesnetsizlik abidesi ifadelerini, kan ve katliam üzerine kurduğu alçak siyasetinin ve köşeye sıkışmışlık korkusunun dışa vurumu olarak değerlendirmeliyiz." diyen Bahçeli, "Hayasız ve hadsiz dil, doğrudan doğruya Türk milletinin itibarına yöneltilmiştir." dedi. Sözlerin yok hükmünde olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Türkiye, iftiralarla sarsılacak, yönü değiştirilecek bir devlet değildir" ifadelerini kullandı.
Soykırımcı Netanyahu ve eli kanlı İsrailli bakanlar, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef aldı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, terör devletinden yapılan açıklamalara, X hesabından yaptığı paylaşımla sert çıktı.
"İftiralar Türkiye Cumhuriyeti'ni sarsamaz"
Netanyahu’nun sözlerinin hakikatle bağının koptuğunu ve siyasi aklın esarete düştüğünü ifade eden Bahçeli, bu ifadelerin muhatabını değil, sahibinin içine düştüğü meşruiyet krizini ortaya koyduğunu dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu tür iftiralar ve propagandalar karşısında sarsılmayacağını vurguladı.
Gazze’deki soykırım, Batı Şeria’daki durum, Lübnan, Suriye ve İran’a yönelik politikalar üzerinden İsrail’i sert şekilde eleştirdi.
"Netanyahu'nun tehdit ve iftiraları yok yükmünde"
Cumhur İttifakı’nın duruşuna da vurgu yapan Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik ifadelerin doğrudan Türk devletinin egemenlik haklarına, milletin itibarına ve milli iradeye yönelik olduğunu belirtti. Türkiye’nin köklü devlet geleneği ve medeniyet birikimiyle bu tür saldırılar karşısında dimdik durmaya devam edeceğini kaydetti.
Açıklamasının sonunda Bahçeli, Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sözlerinin “yok hükmünde” olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı’nın yanında olduklarını ve Türkiye’ye yönelik her türlü tehdit, iftira ve saldırıya karşı duracaklarını vurguladı.
"Bu yaklaşım bir kleptokrasi ve ahlaki çöküştür"
"İsrail’in suç kaydı kabarık, temel insan hak ve özgürlüklerinden bihaber ve demokrasinin düşmanı olan başbakanı Netanyahu’nun, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan hakkında sarf ettiği seviyesiz ve küstah ifadeler; yalnızca bir siyasi hezeyanın değil, aynı zamanda ahlaki iflasın da tezahürüdür. Netanyahu’nun mesnetsizlik abidesi ifadelerini; dizginlerini yitirmiş bir suçluluk psikolojisinin, kan ve katliam üzerine kurduğu alçak siyasetinin ve köşeye sıkışmışlık korkusunun dışa vurumu olarak değerlendirmeliyiz.
Hakikatle bağı kopmuş, vicdan terazisi kırılmış, siyasi aklı esarete düşmüş bir zihnin ürünü olan bu çürük sözler; muhatabını değil, sahibinin içine düştüğü derin meşruiyet krizini gözler önüne sermektedir. Türkiye Cumhuriyeti, kirli ağızların iftiralarıyla sarsılacak, ucuz propagandalarla yönü değiştirilecek bir devlet değildir.
Bugün asıl konuşulması gereken, sözün değil, suçun sahibidir.
Bölgesel ve küresel istikrarsızlık dalgasının her gün daha da sertleştiği; bölgemizdeki huzur ve güvenlik ikliminin siyonist hesaplarla dağıtılmak istendiği, emperyalizmin bu kanlı ve kirli oyuna çanak tuttuğu günümüzde; masum sivilleri hunharca katleden bir terör makinesinin Sayın Cumhurbaşkanımıza, ülkemize, devletimize söz söylemeye kalkışması, utanmazlığın ve küstahlığın ulaştığı yeni bir dip noktadır.
Gazze’de çocukların üzerine yağan bombaların hesabını veremeyenler; Batı Şeria’yı gasp eden, Lübnan’ı işgal eden, Suriye’nin egemenliğini tehdit eden ve İran’da gayrimeşru yollarla rejim mühendisliğine soyunan, çevre ülkelerin iç dengelerini bozmayı alışkanlık haline getiren bu anlayış; bölgeyi ateş çemberine çeviren saldırgan politikalarıyla insanlık vicdanında mahkûm olmuştur ve şimdi dikkatleri başka yöne çekmek için gürültü çıkarmaktadır.
Barışı çalan, güvenliği talan eden, insanlığın ortak değerlerini yağmalayan bu yaklaşım; sadece bir saldırganlık değil, aynı zamanda bir kleptokrasi ve ahlaki çöküştür.
İsrail yönetimi, bölgesel barışı dinamitleyen, uluslararası hukuku ayaklar altına alan, istikrarsızlığı besleyen organize bir kriz odağına dönüşmüş durumdadır. Bu yapı, yalnızca Ortadoğu’nun değil bütün dünyanın huzurunu hedef almaktadır.
Bütün bunların gölgesinde konuşan Netanyahu’nun sözleri, siyasetin değil, panik halinin ürünüdür.
Cumhur İttifakı’nın Türk milletinin dirliğini ve düzenini düstur edinen, hiçbir zorluk ve odak karşısında eğilmeyen, bükülmeyen, değişmeyen tavizsiz duruşu çerçevesinde altını çiziyorum:
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başıdır. O’na yöneltilen hayasız ve hadsiz dil, doğrudan doğruya Türk devletinin hükümranlık haklarına, Türk milletinin itibarına ve milli iradenin bizzat kendisine yöneltilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti; tarihi, devlet aklı ve köklü medeniyet birikimiyle bu tür kirli senaryoların karşısında dimdik durmaya devam edecektir. Hiç kimse Türkiye’yi hedef alarak kendi suçlarını perdeleyemez, kendi karanlığını başkalarının üzerine yıkamaz.
Türkiye’yi hedef alan bu saldırgan üslubun gerisinde; siyonist terör örgütü elebaşının Türkiye’nin artan diplomatik ağırlığından, Sayın Cumhurbaşkanımızın mazlum coğrafyalar lehine yükselttiği hakikat sesinden ve Türkiye’nin milli birlik ekseninde güçlenen duruşundan duyduğu rahatsızlık vardır. Meselenin özü budur.
Netanyahu’nun Cumhurbaşkanımıza dönük sözleri yok hükmündedir.
Cumhurbaşkanımız’ın yanındayız. Devletimizin kudretine ve hürriyet üzerine inşa edilmiş duruşuna yönelen her sinsi ve hain operasyonun, tahriklerin, iftira ve tehditlerin ise karşısındayız."













