
Silivri Cezaevi girişinde Avukat Baver Karakuş’un araç anahtarının gazeteci Ruşen Çakır tarafından alınmasıyla yaşanan mağduriyetin ardından taraflardan açıklama geldi. Çakır ve İsmail Saymaz, avukatın saatlerce beklemesine neden olan olay için özür dilerken, yaşananları "dalgınlık" olarak nitelendirdi. Ancak "dalgınlık" savunması ve günler sonra gelen özür sosyal medya kullanıcılarını ikna etmeye yetmedi.
Silivri Cezaevi girişinde X-Ray cihazına bırakılan bir araç anahtarının kaybolmasıyla başlayan kriz, kamera kayıtlarının incelenmesiyle yeni bir boyut kazandı. Avukat Baver Karakuş, cezaevi girişinde güvenlik uyarısı nedeniyle cihaz üzerine bıraktığı anahtarının çıkışta yerinde olmadığını fark etti. Soğuk havada montu ve kişisel eşyaları araçta kilitli kalan Karakuş, saatlerce süren mağduriyetini sosyal medyadan duyurdu.

KAMERA KAYITLARI RUŞEN ÇAKIR'I İŞARET ETTİ
Avukat Karakuş’un iddialarına göre, güvenlik kamerası görüntülerinde anahtarı gazeteci Ruşen Çakır’ın aldığı tespit edildi. İddiaya göre Çakır, yanındaki İsmail Saymaz ile birlikte X-Ray noktasından geçerken anahtarı aldı. Çıkışta anahtarı Saymaz’a uzatan Çakır, Saymaz’ın "benim değil" demesi üzerine anahtarı geri bırakmak yerine yanında götürdü.
Olayın ardından CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın devreye girdiği, ancak Çakır’ın anahtarı iade etme konusunda "gelip alsın" şeklinde bir tutum sergilediği öne sürüldü. İki küçük çocuğu olduğunu belirten Avukat Karakuş, anahtarın kendisine ancak saat 21.00 sularında ulaştırıldığını ve bu süre zarfında yaklaşık 4 saat bekletildiğini ifade etti.
Gelen tepkilerin ardından olayın tarafları İsmail Saymaz ve Ruşen Çakır sessizliğini bozdu.
İSMAİL SAYMAZ: ÇÖZÜM BULABİLME GAYRETİNDENDİR
Eleştirilerin odağındaki isimlerden İsmail Saymaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Avukat Baver Karakuş’un mağduriyetine yol açtığımız için samimiyetle özür dilerim. Baver hanım arar aramaz anahtarını ona ulaştırmak için çabaladık. Telefonu olmadığı ve ‘Silivri’de bekleyebileceğim yer yok’ dediği için, kendisine başka türlü ulaşama imkanımız kalmadığından ona anahtarı getiren arkadaşımızın numarasını verdik. Bu umursamazlıktan değil, çözüm bulabilme gayretindendir. Tekrar üzgün olduğumu ifade etmek isterim.”

RUŞEN ÇAKIR: BİR DALGINLIK YÜZÜNDEN
Olayın baş aktörü olarak gösterilen Ruşen Çakır ise kaleme aldığı yazıda yaşananları "dalgınlık" olarak nitelendirdi. Çakır, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Sayın Baver Karakuş‘un benim bir dalgınlığım yüzünden yaşamış olduğu mağduriyetten dolayı son derece üzgünüm. Onun öfkesini anlıyor ve kendisinden özür diliyorum. Kamuoyuna bu olayı bir de kendi yaşadığım haliyle anlatmak ve bu özrü yayınlamak için neden beklediğimi açıklamak istiyorum.” İfadelerini kullandı.
SOSYAL MEDYA İKNA OLMADI
Olayda adı geçen iki ismin "dalgınlık" ve "iletişimsizlik" eksenli savunmaları ise kamuoyunda beklenen karşılığı bulmadı. Sosyal medya kullanıcıları, bir avukatın saatlerce soğukta bekletilmesine neden olan ihmaller zincirine ve özellikle özrün üç gün sonra gelmesine sert tepki gösterdi. Sosyal medya kullanıcıları, anahtarın kendisine ait olmadığı anlaşıldığı halde geri dönülmemesini "hangi ruh haliyle açıklanabilir" sözleriyle sorgularken, yapılan özrü "zorlama" olarak nitelendirdi. Olayın üzerinden üç gün geçtikten sonra gelen açıklamayı samimiyetsiz bulan kullanıcılar, "Beyan doğru olsa özür ilk saatte gelirdi. Tepkilere baktınız, sonra ağız birliği yapıp 3 gün sonra yalandan bir metin karaladınız" ifadeleriyle tepkilerini dile getirdi.
Bir kullanıcı küçük çocuğu olan bir kadının mağdur edilmesini "insafsızlık" olarak yorumlarken günlerce süren sessizliği ise "imaj açısından fiyasko" olarak değerlendirdi.









