
Münih Güvenlik Konferansı’na Suriye heyeti içinde katılan SDG yöneticileri Mazlum Abdi ve İlham Ahmed dönüşte yine ayrılıkçı mesajlar verdi. Abdi, “Suriye’de yerel bir hükümet kurmak istediklerini” söyledi. Ahmed ise entegrasyonun “öz yönetim kurumlarının feshedilmesini kapsamadığı”nı öne sürdü.
Ocak ayında Suriye ordusunun düzenlediği askeri operasyonların ardından orduya entegre olmayı ve sivil kurumları Suriye hükümetine teslim etmeyi kabul eden SDG liderleri, Almanya’nın Münih kentinde düzenlenen güvenlik zirvesine katılmalarının ardından ağız değiştirdi. SDG liderlerinden Mazlum Abdi, “Yerel hükümet kuracağız” derken, İlham Ahmed “Entegrasyon Öz Yönetim kurumlarını kapsamıyor” açıklamasını yaptı. Haseke’deki Arap aşiretler ise yayınladıkları ortak bildiriyle hükümet güçlerini bölgeye davet etti. Bu gelişmelere paralel olarak ABD ordusuna bağlı kuvvetler, Tenef Askeri Üssü’nden sonra Suriye’nin kuzeydoğusundaki Şeddadi Üssü’nden de çekilerek bu üsleri Suriye ordusuna devretti.
MÜNİH’TE BAŞKA SURİYE'DE BAŞKA
Geçtiğimiz hafta Almanya’nın başkenti Münih’te düzenlenen Avrupa Güvenlik Konferansı’na Suriye Dışişleri Bakanı Es’ad Hasan el-Şeybani de katıldı. Şeybani’nin heyetinde SDG lideri Mazlum Abdi ile SDG’ye bağlı “Öz Yönetim” Sorumlusu İlham Ahmed de yer aldı. Abdi ve Ahmed, Münih’teki konferans çerçevesinde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Neçirvan Barzani’nin yanı sıra, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ile görüşmeler gerçekleştirdi. İkili, Şeybani’nin ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşmede de hazır bulundu. Münih dönüşü Rudaw’a açıklamalarda bulunan Abdi, “Suriye’de, Kürtlerin yoğunlukta olduğu bölgelerde yerel bir hükümet kurmak istediklerini” söyledi. Ahmed ise El-Cezire Mubasher’e verdiği röportajda, ocak ayı sonunda yapılan anlaşmanın “Öz Yönetim kurumlarının feshedilmesini içermediğini, bu kurumların adem-i merkeziyetçi bir anlayış içinde yeniden tanımlanmasını ön gördüğünü ve tarafların henüz herhangi bir tanımlama konusunda uzlaşmadığını” öne sürdü.
PKK'LI TERÖRİSTLERİNİN DURUMU BELİRSİZ!
İlham Ahmed, anlaşma kapsamında SDG’ye bağlı militanların Haseke’de 3 tugay, Ayn el-Arab’da (Kobani) bir tugay şeklinde entegre olmayı sürdürdüğünü söyledi. Ahmed, SDG içinde yer alan PKK teröristlerinin durumuna ilişkin soruya ise “Konu ilgili taraflarca ele alınmaya devam ediliyor. Somut adımlar atılmaya başladı. Bu konu bölgesel süreçlerle de kesişiyor” diyerek belirsiz bir tablo çizdi. Ahmed, buna karşılık anlaşma çerçevesinde Suriye hükümetine Savunma Bakanı Yardımcılığı için önerilerini sunduklarını ve cevap beklediklerini belirtti. SDG’nin Suriye’nin geleceğinde temel ortaklardan biri olması gerektiğini iddia eden Ahmed, Anayasa Komitesi’nde de temsilci barındırmak istediklerini kaydetti.
HASEKELİ ARAP AŞİRETLERDEN SDG’Yİ ÇIKARIN ÇAĞRISI
SDG, liderlerinin muğlak ve meseleyi sulandıran açıklamalarına eş zamanlı olarak sahada da belirsiz bir tutum sergiliyor. . Haseke’deki 12 Arap aşireti, dün yayınladıkları ortak bildiride, “Örgütün ateşkes sürecindeki ihlallerine anlaşmanın başarısız olmaması için sabrettiklerini” vurgulayarak, “Buna rağmen örgüt, aşiretlere yönelik ihlallerini sürdürüyor. Arap aşiretler olarak bundan sonra bu ihlallere sabretmeyeceğiz” ifadeleri kullanıldı. SDG’nin Arap aşiretlerinin yanı sıra Haseke’ye yerleşen güvenlik güçlerini de kuşatarak ihlallerini artırdığına dikkat çekilen açıklamada, Şam hükümetine “Bölgedeki SDG varlığını sonlandırma, ordu güçlerini Malikiye’den Rasulayn’a kadarki bölgeye konuşlandırma ve SDG’nin ihlallerini durdurma” çağrısı yapıldı. Açıklamada, aşiret güçlerinin aksi halde genel seferberlik ilan ederek kendi imkanlarıyla SDG’ye karşı koyacağı uyarısı yapıldı.
ANLAŞMA SİVİL KURUMLARIN FESHİNİ ÖN GÖRÜYOR
Öte yandan, ocak ayı sonunda SDG ile tam ve kapsamlı entegrasyon anlaşmasına ulaştığını ilan eden Suriye hükümeti, SDG liderlerinin iddiasının aksine anlaşma maddelerini açıkça belirlemişti. Hükümetin ilan ettiği anlaşma, Suriye ordusunun temas hatlarından çekilmesine eş zamanlı olarak İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke, Kamışlı ve Kobani’de güvenliği üstlenmesini ön görüyordu. SDG militanlarının kademeli olarak ağır silahlarını şehir merkezlerinden çıkarmasını ve üç tugay halinde Savunma Bakanlığı’nın koordinasyonuyla orduya katılmasını öngören anlaşmanın siyasi boyutunda ise “Öz Yönetim” diye adlandırılan kurumların feshedilerek hükümete bağlı kurumları entegre edilmesi ve bu kurumlardaki sivil görevlerinin yerlerinde kalmasını hükme bağlıyordu. Ayrıca anlaşma, Kürt yoğunluklu bölgelerde Kürtlerin haklarını garanti altına alan eğitim ve hizmet düzenlemeleri yapılmasına da vurgu yapıyordu.









